Kızıl Ok
Milattan önceki binlerce yıl önce,geniş bozkırlar ,yeşil otlaklar ile dolu bir Türk kavmi varmış.Yıllar boyu geçen bolluk zamanında güçlenmiş,çoğalmışlar.Ardından yaradan kuraklık ile denenmelerine karar vermiş ve kuraklık yılları başlamış.Kuraklık ile geçen senelerde bir çoğu bozkırları terk etmeye karar vermiş ama sürülerini kaybettikleri için bu göçe kalkacak gücü bulamamışlar.Bu kuraklıktan kurtulmak için her çareye başvurmuşlar,yaptıkları her türlü,büyü,adak kuraklığa çare olmamış.Her güne kalktıklarında gözleri çaresizlik ile bir mucize arar olmuş.
Genç bir karıkocanın bu çetin kuraklık yazında şirinmi şirin bir erkek çocukları olmuş ama genç anne güçsüz kaldığından çocuğunu emzirecek yeterince sütü kalmamış.Bu şirin çocuğun yarı aç kalmasından dolayı süren ağlamaları anne ve babanın yüreğini parçalar olmuş.Artık bu duruma dayanamayan anne gözyaşları içinde yaradanına yalvarmış.Yaradan bu yalvarmaların sonucunda kuraklığın kaldırılmasına karar vermiş.
O günlerde sıcaklık ile kavrulan bu kavime genç,yakışıklı,,sırtında bir yayı ve oku olan bir yiğit gelmiş.Herkesin merak ve ilgi ile izlediği bu genç savaşçı ,genç karıkocanın yanına gitmiş, bu gece onlarda misafir olmak istediğini söylemiş.Yokluk içinde olan karıkoca mahçup bir şekilde evlerine davet etmişler.Genç savaşçının oturunca istediği ilk şey su olmuş.Kadın elimizde acı sudan başka bir şeyimiz yok onu bile içer iken acı çekiyoruz demiş.Kadına gülümseyerek bakan genç savaşçı gözyaşların bu tatlı su için yetti diye kadına anlamsız gelen bir laf etmiş.Suyu suratındaki tebessümü bozmadan bitirmiş.
Çadırdan ağır ve emin adımlarla çıkan genç savaşçı,herkesin toplandığı meydana gelip,hepsinin meraklı bakışları altında yayını gökyüzüne doğru germiş.Ok tiz bir ses ile yaydan fırlamış ve gökyüzünde süzülmeye başlamış,oku takip edenler okun bir alev topuna döndüğünü görmüşler.Yayı sırtına geçiren genç savaşçı tekrar karıkocanın olduğu eve dönmüş ve güzel sohbeti ile gecenin geç saatlerine kadar dertlerini unutturmuş.
Her güne başlar iken bir mucize arayan gözler,kurumuş derenin berrak,temiz,buz gibi bir su ile dolduğunu görmüş.O yaz büyük bir bereket yılı olmuş.Şirinmi şirin oğlanda neşeli kahkahaları ile anne ve babasını mutlu etmiş.
9/04/09 Manyas'a selamlar...