Mavi Ve Ayrılık
Kız ateş gibi sarı, uzun düz saçları var, deniz mavisi yanık gözleri, uzaktayım ama daha önce görmüştüm, oradan tamamlıyorum parçaları . Sevgilisi varmış bilmiyordum. Sahilde oturuyorlar, daha doğrusu delikanlı oturuyor, kız ayakta. Uzaktan bile eşsiz bir nefes gibi... Şeytanın dişisi bile kör kalır yanında, o derece.
Bir şeyler anlatıyor, anlatmıyor aslında sövüyor . Nasıl mı anladım; elleri kolları bela okur gibi hareketli, saçları ise sinirden uçuşuyor. Delikanlı git gide içine bükülmekte. sırtı kambur durdu nerdeyse ...delikanlının gözleri son defa göğe bakar gibi mavilikte, kız daha da sinirli. Arkasını döndü ve uzun saçları sallanarak gidiyor. Hiç bir şey düşünmeden ve arkasına bile dönmeden, her şeyden emin derecesinde adımlarla. Delikanlı "dur gitme" diyemedi. Neden peşine düşmedi? Haykırsa çok mu ayıp olurdu? Belkide gururlu yada emin olup bitenden. Yok değil seslenmek, bağırmak istedi. Yerinden mi kalkıyor ne, yapmadı, korktu, titredi... Bütün bedeni kayalarda, taş gibi, onun bir parçası görünümünde ve bütünü.. Çağırmak istemedi yüreği katılaşmış mavi yanık gözlere; biliyordu ki zaten dönüp bakmaz daha. Yüreği sızladı oturduğu yerde, ağlamaklı oldu.Aklı salık verdi, ağlama; erkeksin. Ruhu ağla artık çocuk, çatlak kayalar tuz görsün... Tek damla düştü, koca, iri tek damla, sevgi yüklü, değerli bir damla. artık kayaların arasın kök salmakta ayrılığa...