Panf 1.Bölüm Düşüş
Bir boşlukta süzülüyordu. Tarif edemediği ılık bir rüzgarın içinde yol alıyordu. Ne zemin gözüküyordu ne gökyüzü. Sadece karanlık vardı etrafındaki bilinmezlikte. Düşerken, aklına eski zamanlardan, eski püskü bir kaç anı geldi. Bir an düştüğünü unutup hüzünlendi. Yaşadıklarından sonra buraya nasıl geldiğini bilmiyordu. En son bir otel odasında bir elinde şarabı, bir elinde sigarası, hafif çalan bir müzik dinliyordu.
Aniden zemin görünür oldu. Korkusu dahada artmıştı. Bir bakımada seviniyordu aslında. "Şu rüyadan beni uyandırdığın için sana binlerce kez şükürler olsun tanrım." diyordu. Onun diğer insanlardan tek farkı rüyada olmasıydı. "Uyansamda bir an önce gerçekten yaşamaya başlasam." diyordu. Hayatını yalnız geçiriyordu ama yalnızlığıyla barışıktı. Sonunda öleceğini biliyordu ve hiç korkmuyordu. Çünkü o binlerce kez ölmüştü zaten. Binlerce kez ölmüş, binlerce kez dirilmiş, binlerce kez şekil değiştirmişti. Ne olduğunun farkında değildi. Sadece insan olmadığını biliyordu.
Zemine iyice yaklaşmıştı, bu onun son saniyeleri ve yeni bir hayatın başlangıcıydı, "Tanrım ne zaman bitecek." diyordu."Ne zaman bitecek bu tekrarlamalar, hep farklı hayatlarda, farklı şekillerde, farklı yerlerdeyim. Kendi hayatım ne zaman olacak benim.". Sözlerinde hep bi isyan vardı, yaşadıklarına karşılık, çektiklerine karşılık, özlediklerine karşılık.
Sert zemine çakıldığı zaman her zamanki gibi hiç canı yanmamıştı ama yeni hayatı ölümden beter bir acı verecekti ona. Hiç beklemediği şekilde, hiç beklemediği bir yerde, hiç beklemediği bir zamanda.
Ve gözlerini açtı karşısında kapkaranlık bir gökyüzü vardı, yerde uzanmıştı. Hatırladığı tek şey adıydı. -Panf-