Sen Türkçe Bilmiyorsun Hocam
This piece was featured as the selection of the day on 06.05.2010.
Yalan olmasın ingilterede öğretmenlik yaptığım ilk yıllarda olacak...Hay Allah neydi çocuğun adı ? Erick'ti sanırım. Ne ilginç bir çocuktu; boğuk sarı saçları beyazımsı bir görüntü verirdi gözüme, gözleri buz mavisi denecek kadar açık, incecik kol ve bacaklarını tutmaya korkardım. Sıskalığından mı, sessizliğinden mi bilmem, ayrı bir merhamet uyandırırdı sol yanımda ona karşı. Hele ki Türkçe'ye olan merakı ve öğrenme isteği hayranlığımı arttırırdı. Türkiye de Türkçe ana dili olmasına rağmen Türkçe'yi böyle çok seven bir öğrencim olmamıştı. Fakat çok komik aynı zamanda da sinir bozucu bir huyu vardı ki; kim hangi soruyu sorarsa sorsun cevabı Türkçe olarak "işte" kelimesinden ileriye gitmezdi. Bir gün Eric'i bahçede tek başına otururken gördüğümde yanına gidip konuşmaya başladım. (Türkçe olarak) ... :
- Ne yapıyorsun, neden tek başına oturuyorsun böyle? Eric:
- İşte... ... :
- Neden oyun oynamıyorsun?
Eric:
_ İşte... Konuşma bir süre böyle devam ettikten sonra sabrımın son noktaya ulaştığını anlamış gibi sorumu cevaplamadan bana bir soru yöneltti: Eric: - Sen Türkçe bilmiyorsun değil mi? ...:
- Neden? Diye sorduğum soruyu ise beni hayrete düşüren cümlelerle cevaplayıp gülerek uzaklaştı... Eric :
- Hocam, "işte" öyle bir kelime ki ben her "işte" dediğim de karşımda ki başka bir soru bulamıyor. Ve siz Türkçe bilmiyormuşsunuz...