Sofi 2
Bizim sofî gülerek kendine gelir. Uyandığı halde hala gülüyordur.
Rüyanın etkisiyle şaşkın şaşkın etrafına bakar. ?Bu rüyaların bir anlamı olması lâzım, of ya! Aslında basit bir rüya işte? diye geçirir içinden. Ranzasından kalkar ve yüzünü yıkamak için lâvaboya gider. Aynadaki aksine bakarken yaşlı adamın suratı vardır aklında. ?Bu yaşlı adam kim? Benden ne istiyor?? diye kendi kendine söylenirken anîden o derviş kılıklı yaşlı adamın suratı aynada belirir ve kaybolur. Sofî ürpererek kendini toparlamaya çalışır. Korku sarmıştır bedenini. Yavaşça ranzasına uzanır. Elindeki kitabı okumaya çalışır ama aklı hala o yaşlı adamdadır. Bir yandan gördüğü rüyalar ve aynadaki hayal, bir yandan da içini ürperten anlamsız bir korku delikanlıyı iyiden iyiye yormuştur. Göz kapakları gittikçe ağırlaşmaya başlar. Sonunda derin bir uykuya dalar.
Bu kez de farklı bir rüyanın içinde bulur kendisini. Hayatı boyunca görmediği güzellikte bir kadın, sofînin ranzasında uyuyordur. Delikanlı kadına yaklaştığında kadının üzerindeki giysiler birer birer kaybolmaya başlar. Kadından uzaklaştığında ise, kaybolan giysiler yeniden vücuduna geri döner. Sofî ranzaya iyiden iyiye yaklaşmıştır ve kadının üzerindeki giysiler teker teker kaybolur. Kadın tüm dişiliği ile çırılçıplaktır artık.
Sofî önce utançla etrafına bakar ama karanlıktan başka bir şey göremez. İçinde uyanan kadına sahip olma arzusuyla titreyen ellerine aldırmadan kadının saçlarını okşamak ister. Kadın gözlerini açtığında ani bir refleks ve korkuyla elini geri çeker. Kadın: ?Korkma ben sana sunulmuş bir lütufum, senin için buradayım. Yaklaş!? ?Ben sizi tanımıyorum, hem sizin ne işiniz var erkekler koğuşunda? Ayrıca üzerinde yattığınız ranza bana ait? ?Ben nerede ne zaman olacağımı bilirim. Titriyorsun! Benden korkuyor musun yoksa? Ya da arzuluyor musun beni? Haydi, yaklaş yanıma?
Sofî Ne diyeceğini bilemez. Yavaşça kadına yaklaşır. ?Kim olduğunuzu öğrenebilirliyim acaba?? ?Sen uzan yanıma, daha sonra söylerim sana kim olduğumu. Adım Zamire ? Sofî yaklaşır ve kadın sofînin ellerinden tutarak kendine doğru çeker. Kadının güzelliği karşısında sofînin arzuları iyice artar ve kadının dudaklarına doğru yaklaşır. Tam öpeceği anda, kadın bir cadıya dönüşerek sofîyi kendine doğru çekmeye başlar. Az önce kollarının arasında arzularını kamçılayan o güzel kadın, bir anda iğrenç bir cadıya dönüşmüştür. Sofî ne yapacağını bilemeden korkuyla bağırır: ?Kimse yok mu? Kurtarın beni bu kadının elinden. Lütfen, biri bana yardım etsin? Tam o sırada nereden geldiğini anlayamadığı uzunca bir ip belirir. Tenekeci adamın sesini duyar: ?Bu ipin ucuna tutun evlât? Sofî önce cadının iğrenç yüzüne daha sonra da ipe bakar ve ipin ucuna tutunduğunda kadından kurtulur.
Şimdi de karşısında o derviş duruyordur: ?Sen yine nefsine yenik düştün. Dedim ya seninle çok işimiz var be evlât? Sofî yaşadıkları karşısında panik içindedir. ?Lütfen kurtar beni bu kâbustan. Kimsin sen? Nesin, necisin? Neden benimle uğraşıyorsun? Ne istiyorsun benden? Bu başıma gelenler nedir? Lütfen anlat, seni dinleyeceğim.?
Tam o sırada kâbus dolu uykusundan uyanan delikanlı kan ter içinde korkuyla gözlerini açar. Korku ve panikten öylesine terlemiştir ki, yastığı ve yorganı sırılsıklam olmuştur. Kalkıp üzerini değiştirir ve dolaptan yedek yastık ve yorganını alır. Islak yastığı kaldırdığında şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılır. Yastığın altında uzun bir tespih vardır ve bu tespihin ipi rüyasında kendisini kurtaran ipin aynısıdır... Bizim sofî şaşkınlıkla tespihe bakıyordu. Ne düşüneceğini bilemeyerek, hayretler içersinde ve ürpertiyle bakışları tespihe takılı kalmıştı. ?Allah'ım, bu gördüklerim rüya mı, yoksa ben deliriyor muyum?? diye düşünürken hıçkırıklarla ağlamaya başladı.
DEVAM EDECEK