Son Cellat
This piece was featured as the selection of the day on 16.10.2012.
Hayat herkesten daha zalim davranmıştı ona. Kimsesiz kaldığında 12 yaşındaydı. Bugün hatırladığı en son 10 yıldır işini (!) yapıyordu. Bütün insanların vardı bir işi ama o en çok kendisine yakıştırırdı yaptığı işi.Cellatlık... zor olmuştu ama nasıl olduysa bu işteydi. Gözünün önüne ilk işi geldi. Gözlerinden tanımıştı ekmek çalarken yediği tekmenin sahibi. Ayağının altından sandalyeyi çekerken hiç düşünmedi. Ekmek çalarken yediği tekme gibi vurdu tekmeyi tabureye... sonrakiler daha kolay olmuştu. Hislerini almaya yetmişti o tekme. Ama dedi'' Bugün neden bu kadar düşünüyorum'' anlam veremedi. Halbuki sıradan bir gündü. Her zamanki gibi erkenden kalkmış bir çay içmiş gazeteyi inceliyordu. En çok da 3. Sayfa haberlerine bakıyordu. Her an müşterisi olabileceklerin gözlerinin içine bakıyordu. Ölmeyi ne çok hak eden vardı?? Kalktı üzerini giydi sokağa çıkmıştı ki hiç yapmadığı bir şey yapası geldi insanlar içinde yürümek....cezaevine gittiğinde saat biraz geçmişti ama onu soran olmazdı. Kimsenin umrunda değildi nasıl ki kimse onun umrunda değilse. Bugün yine iş(!) vardı. İmam efendi gelirdi birazdan. Şu imam da ne garip bir adam diye düşündü. Sürekli Kur'an okuyup infaz anında gözünü ayırmazdı. O da mı kendisi gibiydi yoksa? His yoksunu... düşünceler içerisindeyken isminin anons edildiğini duydu. Zamanı gelmişti. Ama bu sefer ki farklıydı içindeki ses diyordu bunu... Yanındaki gardiyanları düşündü. En çok da yaşlı gardiyanı. Yaşlıydı ama hala üzülürdü infaz uygulanırken. Halbuki hepsinden çok alışmış olması gerekmez miydi? Yönlerini kadınlara ait hücrelere doğru yönelttiler. Suçu neydi acaba diye düşündü? bugün ne çok düşünüyorum diye öfkelendi kendisine. Mahkumun yanına vardıklarında yeşil gözlerine baktı uzun uzun. İlk defa bir suçlu masum gelmişti ona. Halbuki suçlarını gözlerinden anlardı. Kan kokan gözleri çok görmüştü. Ve hiç düşünmemişti ilmeği geçirirken. Her infazda biraz daha intikam alırdı insanlıktan. Mahkum sessizdi. Kaderine boyun eğişi dokundu içerisinde bir tele. Biran kafasını salladı bu kendisi değildi kendine gelmeliydi. Hani kadınlarda da kendi sevilmeyişinin intikamını alacaktı? Dar ağacının yanına geldiklerini imamın sesini yükseltmesinden anladı. Bu imam hiç değişmeyecek diye düşündü. artık sırasını bekliyordu. 1.gardiyan: son arzun nedir? Mahkum: --
- Gardiyan: mahkumdan son arzusu soruldu ve cevap vermediği zapta geçirildi.
- Gardiyan: sıra senin Rail(Raif olan adı ki işinden dolayı bu hale dönmüştü) İşi basitti ilmeği geçir sandalyeye çıkart komut gelince tekmeyi vur. Ama neden eli gitmiyordu ilmeğe. Ama yapmalıydı ismine yakına buydu. Gözlerini kırpmadan yaptığı için bu ismi vermemişler miydi ona? İpi tuttu ve boynundan geçirirken son bir kez gözlerine baktı. Yeşil halbuki siyahtan başka hiçbir renk bu kadar tanıdık gelmezdi ona... saniyeler saat oluyordu sanki bitmek bilmiyordu. Birden bir ışık yanmıştı beyninde bu gözler çocukluğuna aitti. Aklının ilk yetmeye başladığı günlere... Birden yeşil bir bahçede buldu kendini evet evet bu oydu. Yeşile en çok yakışan yeşil gözler... donakalmıştı... 2.Gardiyanın Rail hasta sanırım dediğini duydu. Çevikbir şekilde ilmiği geçirmişti. İşini yapmalıydı hissettiği duyguya yabancıydı adını bile bilmiyordu. Birden yeşil bir bahçede yağmurda hissetti kendini aman allahım bir damla yaş parmaklarına düşmüştü. Tabure devrildi ama fark edemedi kendisi mi vurmuştu yoksa tabure kendiliğinden mi düşmüştü. Sadece kendisine çevrilmiş bir çift yeşil gözün beyaza çaldğını görebiliyordu. Dayanamadı daha fazla kaçar adım ilerledi. Yarım bırakmıştı işini ilk kez.. hızlı adımlarla yürürken unuttuğu hissi hatırlıyordu Acımak... koşar adımlarında kendini yemyeşil bir bahçede buldu. Önünde koşan yeşil gözlü örgülü saçlı kızın sesi kulaklarında yankılanıyordu'' Raif hadi daha hızlı koş yakalayamazsın böyle beni....''