Suskun ve Siyah 8
This piece was featured as the selection of the day on 26.09.2021.
Düşüncelerimi, dertlerimi, sevinçlerimi kısaca her şeyi bir kenara bırakıp gitmek istiyordum. Nereye veya neden bilmiyorum, sadece uzaklaşmaktı amacım. Artık geceyi sonlandırıp gözlerimi yıldızların sönmek için parlayışından mahrum, gecenin düşünceli ve yorgun karanlığından kendimi çekip uyudum.
Sanki yeni güne farklı bir ben ile uyanmıştım. Kahvaltımı dahi yapmadan işe gitmek için yola koyuldum. Hiç uğramadığım sokaklara giriyor etrafa neşe ile bakıyor, insanlara gülümsüyordum. Çiçeklerin mutluluğunu, ağaçların gökyüzüne ulaşmak için büyüdüğünü, kuşların dansını ve oyunlarını aklımdan çıkaramıyordum. İş yerime yakın olan bir pastanenin önünde duraksadım. Bir şeyler alıp almamak arasında gidip geliyordum. Arkadan bir ses:
" Günaydın." Dedi. Döndüm ve arkadaşım olduğunu gördüm aynı şekilde cevapladım. Kısa bir sohbetin ardından pastaneye girdik. Yüzüne baktığımda mutluluğunu görebiliyordum. Kendisine ve bana kahvaltı için bir şeyler aldı. Bana kahvaltı yapıp yapmadığımı sormadı bile. İş yerine ilerlerken düşüncelere dalmış olmalıyım ki "Neyin var" Dedi. "Hiç, hiç bir şeyim yok." Dedim. Bana baktı ve ". Sen böyle pek dalmazsın ya birisi aklında ya da herhangi konu seni meraklandırıyor." Dedi. Bir süre sessizleştim. Düşünmek için zamana ihtiyacım vardı. Kulağına eğilip kısık bir sesle: " Kafam karışık, sanırım karşılaştığım birisi ikileme düşürdü beni... Ne yapmalıyım bilmiyorum." Dedim. Kahkaha attı. Şaşırmıştım. Sadece "Ne oldu" Dedim. Gülümseyerek " Birisi seni ikileme düşürdü, öyle mi? Hiç beklemezdim. Öyle muhteşem birisi olmalı ki, senin ne yapacağını bilmemene sebep olmuş. Artık vakti geldi belki de, sende serbest bırakmalısın duygularını sanırım. Günler geçiyor, kendini insanlardan uzak tutmaman gerekiyor artık belki de..." Uzun bir konuşma yaptı. Beraber tebessüm ettik. " Bak, seninde hoşuna gitti dimi. Hayat boyu yanında olmayacak olabilir. Belki de o kişidir bilmiyoruz, bilemiyoruz. Ama artık hayatı akışına bırakmalısın. Kendini insanlardan fazlasıyla soyutluyorsun. Biliyorum çekingensin, pek konuşmuyorsun, pek gülmüyorsun ama illa ki gülmeye başlayacaksın. Uzun uzun konuşacağın birisi veya birileri karşına çıkacak. Ama sen bunları engellememelisin. Böyle yaptıkça kendini mahvediyorsun ve üzüyorsulun farkında değilsin. Bu konuşmayı yapmamın zamanı geldi de geçiyordu. İyi oldu bunları sana söyleyebilmiş olmam." Dedi. " Haklısın aslında, kendimi mahvetmekten başka bir şey yapmıyorum. İnsanlara şans verip, kendimi de serbest bırakmalıyım. Böyle devam edemem, ben ne kadar kendimi soyutlamaya çalışsam da illa ki bir gün bunu yapamayacağım. O zaman ya şimdi olacak ya da daha ileride kendimi çok fazla mahvettiğim bir zamanda denk gelecek bana, şimdi olmasını mahvolduğum bir zamanda olmasına yeğlerim." Dedim. Derin bir oh çekti ve " Şimdi yeni bir sen ve yeni bir hayat başlıyor desene." Dedi. Güldüm. İs yerine varmıştık. Aslında bu konuşma bana da çok iyi gelmişti. Kendimi tuttuğum noktalar vardı ve artık bunları yapmayacaktım. Yani en azından yapmamaya çalışacak ve zamanla alışmaya koyulacaktım. Yoğun bir iş günü bekliyordu ikimizi de, kolları sıvadık ve işe koyulduk. Kendimi o kadar işe vermişim ki öğle saati gelmiş ama ben farkına bile varmamıştım...