Veryansın
This piece was featured as the selection of the day on 23.08.2016.
"REVŞAN REZAVTZE" soğuk bir kış sabahına, ısrarla çalan telefon sesiyle uyanmak zorunda kaldı, kim bu sabahın köründe yahu, diye söylenerek ve tek gözünü açarak saatine baktı, saat öğle olmuş 12:16 geçiyordu. Yatağının başucundaki komodine uzandı, cep telefonunun ekranına baktı, rehber' de kayıtlı olmayan tanımadığı bir numaraydı arayan. Bir an tereddüt etti; Acaba ev sahibi miydi arayan, çünkü iki gün önce yine başka bilmediği bir numaradan aramış ve birikmiş iki aylık kirasını vermezse kendisini polise şikayet edeceğini söylemişti. Bu şu demekti Azerbaycan'dan turist olarak geldiği Türkiye'ye geçici oturma izni almış, fakat süresi bittiğinden her an sınır dışı edilebilirdi. Zaten çalışma izni olmadığından iş bulmakta zorluk çekiyor, bulduğu geçici günübirlik işlerde ancak karnını doyurabiliyordu. Daha sonra birden aklına bir hafta önce temizlik elemanı olarak başvuru yaptığı şirket geldi. Üstelik bu şirket sadece 'sigorta yapmayacak' ama kendisine asgari ücret verecekti. Aslında sigorta yapılmaması işine geliyordu, çünkü resmi olan her şey onu sıkıntıya sokacağından böylesinin kendisi içinde iyi olacağını belirtmiş ve kendisine ne iş verilirse kayıtsız şartsız yapacağını söylemişti. Şirket yakın zaman da bir maliye denetlemesi olacağından kadro daralmasına gidildiğini, denetleme sonrası tekrar kadrolarını genişleteceklerini söylemiş ve en kısa zaman da kendisine haber verileceği söylenerek gönderilmişti. Bu günlerde gözü kulağı oradan gelecek bir haberdeydi, acaba arayan şirket miydi? Ya da her zaman gittiği Azerbaycan eğitim kültür ve yardımlaşma derneğinden tanıdığı arkadaşlarımı arıyordu? Uzun Zamandır da derneğe gidemiyordu. Çünkü Üsküdar'da oturuyordu dernekse 4.Levette idi. Ve oraya harcayacak yol parası da yoktu. Bir de dernekteki birçok arkadaşına borcu vardı, aslında derneğe gidememesinin büyük nedeni buydu. Gururlu bir adamdı, çektiği bütün acılara rağmen hayatı boyunca gururu ve onuru için yaşadı. Azerbaycan'da iken bir evlilik yapmış, karısı doğum esnasında kızıyla birlikte ölmüştü. Karısını çok sevdiğinden; Onu kaybedeli 10 yıl olmasına rağmen, 35' ine gelse de evlenmemişti. Fakat yaşayacağı acılar bitmemiş ola gerek, bir yıl öncede anne ve babasını trafik kazasında kaybetmişti. Azerbaycan da daha fazla kalamayacağını, kalırsa daha çok acı çekeceğini düşünerek, önce birçok dünya ülkesine gitmek için girişimlerde bulunmuş, fakat Türkiye'ye gitmenin kendisi için daha iyi olacağını düşünerek, İstanbul' a önce turist olarak gider, daha sonrada oturma ve çalışma izni alırım hayaliyle gelmişti. Ama hiçbir işi hayal ettiği gibi olmuyordu, zaten kendi mesleğini yapamadığından dolayı duyduğu üzüntü içini burkuyor, idealleri olmasına rağmen doktorluk mesleğinde ilerleyemiyordu. Birden arayan yoksa kuzenim' mi diye düşündü, kuzeni uluslararası gemilerde gemi personeli 'yağcı' olarak çalışıyordu, Ve sık sık İstanbul' a geliyor, Geldiğinde' de en az bir hafta kalıyor ve hasret gideriyorlardı. Ah ne var sanki kuzenim olsa, nasıl ihtiyacım var şu an onunla konuşmaya, dertleşmeye, nasılda özledim sesini duymayı. Diye düşünürken telefon araması durur. Bir of çekerek telefonu komodinin üzerine koyar ve kafasını tekrar yastığa bırakır, gözlerini uyumak için kapatır fakat içini kemiren şüphe onu uyutmaz. 15 dakika yatakta sağa sola döner ama uyuyamaz bir türlü. Sonunda kalkar banyoya gider, elini yüzünü yıkar ve salondaki koltuğa oturur. Hava o kadar soğuktur' ki üzerine battaniye almak zorunda kaldır, ve arayanın kim olduğunu düşünmeye başlar. Acaba ev sahibi' mi? Şirketten' mi? Dernekten' mi? Belki' de hiç biri değildir. Kuzenimdir! Diye düşünür. Arayan nasılsa bir daha arayacaktı ama ya ev sahibi veya dernekten arıyorlarsa? Açmamak lazımdı, Ama şirketten veya kuzenimde arıyor olabilirdi? O zamanda muhakkak açmam lazım diye düşündü. Olasılık hesapları yüzde elli yüzde elli şans tanıyordu. Derin bir of çektikten sonra hayatın olmaz olası doğasına bir süre veryansın etti. Artık bir karar vermelidir. Yatak odasına gider komodinin üzerinden cep telefonunu alır ve tekrar salona gelir koltuğa oturur. Şöyle son bir daha acaba numara tanıdık gelebilir' mi? Diye bakar ve Kendi kendine Numarayı Aramalı' mı? Aramamalı' mı? Diye sorar. Bir an kendiyle çelişmeden şu sonuca varır; Her ne pahasına olursa olsun bu numarayı aramalı, ev sahibi yahut, dernekten borçlu olduğu bir arkadaşı aramışsa, kendinden af dileyecek ve bulunduğu durumun hezimeti içerisinde borcunu en kısa zamanda ödeyeceğine söz verecekti. Ev sahibi kendisini polise ihbar etme tehdidinde bulunacak olursa' da, hemen konsolosluğu arayıp kendi durumunu izah edecekti. Bu bir nevi aynı şeye sınır dışı edilmeye hizmet edecekti. Fakat büyük bir farkı vardı; Bir kan emicinin, gözü paradan başka bir şey görmeyen varyemezin eliyle değil' de, kendi isteğiyle ve onuruyla sınır dışı edilecekti. En azından o kan emici vampire borcu olmayacaktı, çünkü konsolosluk bu tür borçlara kefil ola biliyor. Bu düşünceler içerisinde iken aniden kapı zili çalmaya başladı, kalkıp kapının gözetleme deliğinden bakınca, göz bebekleri büyüdü olduğu yerde dondu kaldı kımıldayamadı, adeta şok etkisi yarattı gördüğü manzara kendisinde, çünkü karşısında ev sahibini duruyordu. Ama nasıl olabilirdi, arayan o muydu acaba? Eğer oysa ulaşamayıp gelmiş olabilirdi. O zaman madem gelecekti neden aradı? Madem aradı ulaşamadı ne diye kendi geldi kendini yordu? Polise haber verseydi. Demek ki arayan o değildi! Bu civarlarda bir yerlerde işi çıkmış, gelmişken' de kirayı alayım demiş olmalı? Peki ya evde yoksam? Kapısını bu kadar yumrukladığı kiracının telefonunu aramak hiç mi aklına gelmez be adam. Diye düşünürken elindeki cep telefonu titremeye başlar, neyse ki telefon sessiz dedir, Numaraya bakar önceki arayan numara değildir, bu farklı bir numaradır. Gayri ihtiyari kapının gözetleme deliğinden bakar ve karşısında ev sahibini tekrar görür, Yalnız bu sefer bir farkla, kulağında bir telefon birini arıyordur sanki. Evet bu sefer arayan ev sahibidir, her ne kadar arayan numaranın ev sahibine ait olduğunu bilmese' de. Taşlar yerine oturmuştur artık. Ev sahibi bir müddet zile basıp kapıyı tekmeledikten ve telefonla aradıktan sonra evde olmadığına kanaat getirip gider. Yüksek ihtimal polise haber filanda vermeyecek, çünkü parasını alamama korkusu onu bu tip yollara başvurması için zorluyor. Zaten parasını en kısa zamanda vereceğini söylemişti geçen gün farklı bir numaradan aradığında, Ah şu iş bir olsa. Peki arayan kimdi? Ev sahibi olmadığına göre, şirketten, Dernekten, Yahut kuzen. Kuzen gelmiş olsaydı ulaşamayınca kısa mesaj atardı ben geldim diye. Dernekteki arkadaşlarda yine ulaşamayınca mesaj atarlar, Yahut haber gönderirlerdi. Geriye bir tek seçenek kalıyor o da şirket !! Hemen geriye dönüş yapmalıyım, Daha önce kartvizitini almış olsaydım şirketin, numaranın şirkete ait olup olmadığını' da anlardım kolayca. Diye düşünür. Ama olsun artık vakit kaybetmemeliyim. Evet nihayet arıyorum, ama buda ne? Arama yapa bilmek için bakiye yükleyin diyor. Aman ALLAH ım bu nasıl bir bedevi şansı, hemen apar topar üzerini giyiyor ve alelacele kendini dışarı atıyor. En yakın GSM bakiye yükleme merkezi 100 m ilerde, nefes nefese koşturmaya başlıyor, Dükkandan içeri giriyor ve yüksek sesle bağırmaya başlıyor. Beş dakika sonra dışarıya çıktığında cebindeki son parayı bakiye yükletmiş, sadece bir su alacak kadar bozuk parası kalmıştır. Ama olsun bu numarayı arayıp işi alacaktır, çünkü umudunu kaybetmiş değildir. Ve dediği gibi de yapar, Numarayı arar, evet karşı tarafın telefonu çalıyor. Hemen derin bir nefes alır, boğazını temizler, kendini sakinleştirir. ALO efendim iyi günler ben ' REVŞAN REZAVTZE ' Bu numaradan yaklaşık bir saat önce bana bir çağrı geldi niçin olduğunu öğrene bilir miyim acaba? Telefonun ucundaki ses' A omu 'yahu birader ben seni yanlışlıkla aramışım, bizim baldızı ararken bir numara yanlış çevirmişim kusura bakma der ve kapar telefonu. Başından aşağıya kaynar sular boşalır, az önce cebindeki son parayı bakiye yüklemeye vermiş son umudunu' da yanlış telefona bağlamıştır. Hayatın, şansın, dünyanın, gelmişin, geleceğin, kısacası her şeyin doğasına veryansın ettikten sonra, kaderine razı olmayı seçer ve evin yolunu tutar. Cebindeki son parayı' da soğuk bir su alır havanın soğukluğuna aldırış etmeden bir dikişte içer, yüreğinin ateşini bir nebze olsun söndürmesi dileğiyle. Arkasından birinin ona seslendiğini işitir, dönüp baktığında şaşırır kimdir dersiniz? Kuzen...