Altın Heybe

Altın Heybe

Kasabanın bir ucunda, ömrünü toprağı işlemekle ve fidan dikmekle geçirmiş derviş meşrep bir ihtiyar yaşardı: Selim Dede. Kulakları dünyanın o fani ve boş gürültülerine tamamen kapalı olan bu ihtiyar, sessiz dünyasında sadece kalbinin sesini dinler; geçen her saniyeyi, her nefesi toprağa nurlu bir iz bırakmak için harcardı.

Bir gün kasaba pazarında, ömrünü kahve köşelerinde, boş muhabbetlerle tüketmiş olan genç bir adam Selim Dede’nin yanına yaklaştı. İhtiyarın yaşlı haline rağmen durup dinlenmeden çalışmasına şaşırarak, "Yahu dede," dedi, "yaşın gelmiş yetmişe. Ne diye hala kendini yorarsın? Bırak dünya dönsün, vaktini eğlenceyle, dinlenmekle geçir. Nasıl olsa hepimiz göçüp gideceğiz!"

Selim Dede elindeki çapayı yavaşça toprağa bıraktı. O arif sînesinden süzülen bir vakarla gencin gözlerine baktı. Sırtındaki eski bez heybeyi göstererek hal diliyle fısıldadı:

"Bak evlat! İnsana bu dünyada doğduğu gün, içi tamamen altınla dolu görünmez bir heybe teslim edilir. O heybenin adı ömür sermayesidir. Geçen her gün, harcanan her saat, o heybeden eksilen birer altındır. Sen o altınları boş sokaklarda, faydasız işlerde harcarsan, heybe boşaldığında elinde koca bir hiç kalır. Vakit hayattır; geri dönüşü olmayan o sermayeyi hoyratça tüketmek, insanın kendine yapacağı en büyük zarardır.

Genç adam durakladı, ihtiyar sözüne devam etti:

"Ben bu diktiğim fidanlarla, pürüzlerini ayıkladığım bu toprakla o altınları ebedi bir kazanca çevirmeye çalışıyorum. Bu fidanlar büyüyecek; kuşa yuva, insana gölge, aç olana meyve verecek. Ben göçüp gitsem de arkamda sönmez bir çerağ, güzel bir sadaka-i cariye kalacak. İşte ömür sermayesini iyiye harcamak, o heybedeki fani altınları baki olan cennet meyvelerine dönüştürmektir. Vicdanı uyanık olan kul, heybesi boşalmadan evvel heybesindekileri hayra sarf edendir."

Genç adam, ihtiyarın bu derin edep dersi karşısında derin bir mahcubiyet hissetti. Kendi boş geçen günlerini, ziyan ettiği o aziz vakitleri düşündü. Selim Dede’nin elini öptü ve "Haklısın dede," dedi, "ben bugüne kadar heybemdeki altınları taşa toprağa saçmışım. Bugünden sonra ben de bu sermayeyi hayra harcayacağım."

Selim Dede tebessümle gence baktı, duasını etti ve o nurlu ömür sermayesini iyiye harcamaya devam etmek üzere yeniden çapasını eline aldı.


17 Haziran 2026 2-3 dakika 8 öyküsü var.
Yorumlar