Amerikalı 3

-Yok Suat bey inanın yok.Sadece hislerimle...
Ona yaşadıklarını nasıl anlatabilirdi ki.Ona deli diyeceklerdi.
-Nasıl yani ne hissi bu böyle ,içinizdeki ses mi buralara gel dedi.?
-Eh onun gibi bir şey.
-Sizi anlayamıyorum.
-Anlatacağım Suat Başçavuşum ne biliyorsam hepsini anlatacağım.
Dar patikadan saptıktan sonra ormanın derinliklerinde bir süre daha ilerlediler.Gökyüzünden başka hiçbir şey görünmüyordu.Üstünü çalı ile örttüğü deliğin başına geldiler.
-İşte burası...Buradan gireceğiz.
-Valla bravo bu ne güzel kamuflaj.
Yanında gelen Jandarmalara seslendi.
-Gençler açın bakalım şu deliği
Erler çalıları aldılar,deliğin etrafını temizlediler.İnsan girebilecek kadar aralık meydana çık- mıştı. Bir er açılan aralıktan içeri girdi.Ardından Suat başçavuş içeri girdi.
-Evet Erkan bey sizi bekliyoruz.
-Geldim.
Gözlerinin karanlığa alışması için bir süre beklediler.
-Ceset nerede?Burada mı?
-Hayır şu taş duvarın ardında
-Bu da nedir ?
-Mezarın kapısı,Taş kapak.
-Açamaz mıyız?
- Sanmam hiç yoksa yarım ton gelir.Ama bakın altında bir delik var .Gece ben oradan girmiş- tim.
-Şu delikten mi?Nasıl girdiniz oraya çok dar değil mi?
-Hayır değil,yüzünüz yukarı gelecek şekilde yatıp sürünerek gireceksiniz.
-Yahu be adam gecenin zifir karanlığında tek başına korkmadın mı?Ya da yalnız değildin.
-Korktum ki ne korkma...Korkudan altıma kaçırdım,yemin ederim.
-Şimdi korku yok sanırım.
-Yok yok hatta rahatım ve vicdanen de huzurluyum
-Öyleyse önden siz buyurun yol gösterin.
-Tamam yalnız bana bir fener gerekli.
Suat başçavuş yanındaki ere göz etti.Er cebinden çıkardığı feneri Erkan'a verdi.Erkan sırtüstü yattı.Deliğe başını uydurdu.Sırtüstü sürünerek karşıya geçti.Deliğe eğilerek bağırdı.
-Gelin haydi...
Suat başçavuş ve iki er aynı yöntemle karşıya geçtiler.Bu süre içersinde Erkan bir kez olsun başını kaldırarak cesede bakamadı.Ortamın havası burunlarından genizlerine doğru yol açıp yakarak dolmuştu.Cesetten yayılan koku başlarını döndürmüştü.Suat başçavuş sordu.
-Hani nerede?
-İşte şurada şu iskeletin üzerinde yatıyor.
-Cesede doğru yöneldiler.Aralık kalan gözler halen Erkan'a bakıyordu. Ya da ona öyle geliyordu .Gözlerini kaçırarak konuştu.
-Bakın burada işte...haksız mıymışım?
-Haklısınız Erkan bey haklı olmaya da bana söyler misiniz bu cinayetin neresindesiniz
-Size yemin ederim ki benim bu olayla hiçbir alakam yok
-Tabi ki siz buradan geçiyordunuz uğradınız tesadüfen işte.
-Bana inanmıyorsunuz değil mi?
-İnanmam için geçerli bir sebep söyleyin
-Yok ne söyleyebilirim ki.
-Bakın gördünüz mü kendiniz bile söyleyemiyorsunuz.
-Bıçak...bıçağın üzerinde parmak izlerini kontrol edin,bana ait olmadığını anlayacaksınız.
-Elbette ona da sıra gelecek
Suat başçavuş cesedin üzerine bir kez daha eğildi.Adamın yüzüne baktı.Bu adamı bir yerler- den tanıyordu ama nereden...çıkartamamıştı.Erkanın elinden feneri aldı.Civarı kontrol etmeye başladı.Mezar büyük bir kaya kütlesinin içine oyulmuştu.Üç insanın sığabileceği sıralı mezar- lar vardı. Bunlardan bu mıntıkada çok görmüştü ama bu güne dek içinde iskelet olanını hiç görmemişti.Demek ki soyulmayan ender mezarlardan biriydi.Bu da mezarın iyi koruganlı bir yere yapıldığını gösteriyordu.Bu ceset bütün tadını tuzunu kaçırmıştı.Olay yeri inceleme ekibini çağırmalıydı.Cumhuriyet savcısını da aramalıydı.Sezgileri ona bu işin çetrefilli bir olay olduğunu söylüyordu.Erkan'a bakarak
-Burada herhangi bir şeye dokundunuz mu,ya da aldınız mı?
Erkan durakladı.Aldığı yüzük aklına geldi
-Ah evet şu iskeletin başucundan bir yüzük almıştım.Ama çalmak amacı ile değil.Sadece incelemek için.Yani hatıra...
-Anladım nerede o yüzük?
Elini cebine attı,yüzüğü buldu.Suat başçavuşa uzattı.Suat yüzüğü eline aldı,elindeki ışığa tuttu
-Değerli bir şeye benziyor
-Altın...saf altın bakın ne kadar yumuşak..
-Bu üstündeki şekil nedir?
-Bir tür armaya benziyor
-Evet bir figür var üzerinde
-Üçgen neyi anlatıyorsa.
-Bence siz biliyorsunuzdur.
-Valla bilmiyorum komutan ben bunlardan hiç anlamam.
-Orası belli olacak.
Suat başçavuş bir yandan konuşuyor,diğer yandan da elleri ile taş duvarları yokluyordu. Üçüncü mezarın başında bir tuhaflık hissetti.Sanki ardında bir boşluk olan mukavva ya da ona benzer bir şey vardı.Eliyle ittirdi.Duvar içine çöktü.Bir dehliz açılmıştı.İçi saman dolu toprak rengi naylon ile giriş kapatılmıştı.Naylonu kendine doğru çekti.Dehliz açıldı. İnsanın çöme- lerek geçebileceği bir koridor kıvrılarak sağa doğru gidiyordu.Öyle uzun boylu bir delik değil- di bu,hemen bir metre sonra sağa dönüyor ve kayboluyordu.Yandaki erlere işaret etti.Erler iskeletin üzerinden atlayarak deliğe girdiler.Köşeyi dönerek kayboldular.Bir dakika geçmeden kuvvetli gün ışığı bulundukları yeri aydınlattı.Jandarmalar bir çıkış daha bulmuşlardı.İçeri sesleniyorlardı.
-Komutanım buradan bir giriş daha var.Burası daha büyük.
Suat Başçavuş deliğe doğru hamle yaptı.Erkan elini komutanın omzuna koydu.
-Umarım beni burada bırakmazsınız.
Suat gülümsedi.
-Duruma bağlı yani bana ne kadar yardımcı olacağınıza...
-Valla anlatacağım komutanım neden bana inanmıyorsunuz.
-Tamam inanıyorum beni takip et.
Üç metrelik sürünmeyi takiben çıkışa vardılar.Burası zeminden bir metre kadar aşağıda sık çalılarla kaplı ağzında da yuvarlak bir kaya bulunan asıl girişti.Demek ki yukarıdan girdikleri yer bu mezarın ardıydı.Yani arkasından girmişlerdi.Dışarı çıktılar.İkisinin de üstü başı toz içinde kalmıştı.Silkelendiler.Zıplayarak çukurun üstüne çıktılar.Suat başçavuş cep telefonunu çıkarttı.Karakolu aradı.Olay yeri inceleme ekibini istetti.İkinci bir telefonla da durumu Cumhuriyet savcısına iletti.Sonra da Erkan'a döndü.
-Evet Erkan bey sizi dinliyorum.Bu cinayeti siz işlemediniz.Tarihi eser kaçakçısı da değilsiniz.Anlatın bakalım gecenin kör karanlığında burada ne işiniz vardı.
-Bu cinayeti ben işlemiş olsam kalkıp kendim jandarmayı aramam değil mi
arkası yarın

19 Şubat 2010 5-6 dakika 39 öyküsü var.
Yorumlar