Ben Ölmeden Gitmem

Hayat bin dereden geçer, gönül bir dereden içer.

Hayallerim buz üstünde, yarınlara temkinli adımlarla ilerliyorum. İçimde yarattığım gerçeğin bir ezan sesiyle rüyaya dönüşmesinden korkuyorum. Bu aşkın bir hayal olmadığına dair yüzlerce ispatı olmasına rağmen korkuyorum. Kokular, kitaplar,mektuplar, senin kendi ellerinle ördüğün ve boynuma doladığım yün atkı. Bütün bunlar gerçek.

Yaslanıyorum sessizliğime.

Zamanın kapısının aralığından bakıyorum yenilgilerimin tanıdık yüzlerine. Yıllar önce selamlaştığım komşular gibi hepsi, hepsi taşınmış gitmişler. Artık selamlaşmıyoruz ve kimse kimsenin yerini yurdunu bilmiyor. Sen benim öncesiz çiçeğimsin,tanımadığım komşumsun. Tüm dünyamı değiştirecek bir şarkısın. Mesafeler bazen duymaya izin vermiyor, cızırtılı bir radyonun sesi gibi, yarı anlaşılır ve eksik kalıyor her seviyorum deyiş, bedenin dilini anlamak, ancak yan yana mümkün. Bir sanının mıhlanmış boşluğundan bakarak görülmüyor hiçbir şey. Elsiz şiirlerimle ne kadar dokunabildim sana?

Ödediğin bedelin karşılığını verebilecek bir zenginlik tanımıyorum ama kalbim benim en değerlim, kabul buyurursan al senin olsun. Ellerini beğeniyorum, demiştin. Avuçlarıma gülhatmi doldurup sana gelmek istiyorum, insan arıyor değil mi sıcağından bir dokunuşu, sokak köpekleri havlarken ne kadar çok uzattım sana ellerimi biliyorsun. Kısmet deyip uyuduk, ruhlarımızı yan yana yatırıp uyuduk.

Romanlardaki aşk mağduru kadınlara senin ismini verdim, aşkımdan ve aşktan mağdur kalmayasın diye. Bazen tanrının yalnızlığı ikimiz için yarattığını bile düşündüğüm oldu.Yaşadığın şehir bensiz, yaşadığım şehir sensiz. Birbirinden ne kadar uzak olursa olsun, ruhlar kendi gecelerinin yıldızlarında elele tutuşuyorlar. Sana sarılamayacağım uzaklık yok bana, baksana kalbim dönüp dönüp sana bakıyor. Kalbimin sahibi!

Ne zaman elime bir kitap alsam, sayfalar kanat kanat olup, beni sana uçuruyor. Yazgı böyle bir şey. Ne çok şey yaşadım diyordum, yaşamadığımı sende gördüm. Nar ağaçlarının gölgesinde yan yana uzanmadan yaşamak yaşamak mı?

Kısacık bir hayatın upuzun öyküsüyüz biz. Hayatlarımızın habersiz yaşadığımız zamanları ne çok ve beraber yaşayacağımız hayat daha kısa, bunu ikimizde biliyoruz.

Birbirimize kendimizi ifade etme biçimimiz bu bizim. Sadece sevmek. Bu şekil sevmek, insanca sevmek, zamansız sevmek, ruhen sevmek, her gün ve her nefeste özleyerek sevmek. Bir gün bir araya geleceğimizi söyleyen hayata inanarak sevmek. Bizim yaptığımız bu, sadece sevmek. Hepsi bu kadar işte!

Sen bir doğu masalısın, ben batıda bir gece. Senin yerine geçtiğim oluyor, senin de benim yerime geçtiğin oluyor. Yer değiştiren ama suret değiştiremeyen ikizler gibiyiz.

Nereye gidersek gidelim aşkımız bizi ele veriyor.

Erken iniyor üstüme bazı akşamlar hasretin, o büyük boşluğu doldurmak hiç kolay olmuyor, Işığın kısık sesinde, sana ayırdığım yeri küçültmeye çalışıyorum kendimce uğraşlarla. Yine de büyüdükçe büyüyorsun. Sisler içinden geçen bir gemi gibisin, göremiyorum ama motor

sesinin homurtularını duyuyorum. Sevinçle bekliyorum kıyımda seni, çok yaklaştığını söylüyor bana içimdeki ses. Her seferinde yalnız dönüyorum iskeleden. Hayattan kaçıncı kez özür diliyorum beklentilerim yüzünden. Tek tesellim, gördüğüm rüyaların içinde yalnız olmadığımı bilmek. Yüzünü asıyorsun aynama, dünya döndükçe bana tutunacakmışsın gibi bakıyor gözlerin gözlerime. Şimdi buradasın, omuz başımda. Sonrasını sonraya bırakalım. Tüm dünyayı değiştirecek bir aşk istemiyoruz ki !

Bu iki ruh birbirine sarılsın yeter.

Beni senin gözlerinle bekliyor hayat. Günlerim senin dilini konuşuyor, Sen ben olurken, beraber ödüyoruz bedelimizi. Aşkta eşitliğin dili bu olmalı. Beraber eksilip beraber çoğalıyoruz sevgili! Ben Yusuf’ um sen kuyu. Karanlığın karanlığım olsun. Ben kendimi attım sana. Elele tutuşup denizlere varamayacağımızı kim iddia edebilir? Derin düşünceler bunlar, kalbimin tomurcuğu. Nasıl olsa fırtınalar bize sormadan kopar gelir. Papatyalar bize sormadan çiçeklenir.

Gel içelim bu akşam.

Uzun sürdü yalnızlığımız ama uzun sürmeyecek ayrılığımız.

Bırak inanalım bu gece gönlümüzün vaatlerine. İkimizi kalplerimiz bilsin yeter.

„ Hepimizin hayatta istediği bir şey, asıl bir şey vardır değil mi?“

Artık bütün hayatım seninkine bağlı, öğrenmek istiyorum bu asıl şeyi. Bu soru, ben ölmeden cevabını bulabilir mi? İstesek de istemesek de kaçınılmazımız bu aşk bizim. Hayatla pazarlık yapılmıyor, ondan vereceğinden fazlasını alamıyoruz. İşte bu yüzden sevgilim, ilk fırsatta kol kola yürümeliyiz bayraklarla donatılmış meydanlarda. Yeryüzü şarkımız olmalı, gözlerimizin yaşı eski bir hayal, herkesten daha çok inanmalıyız hayatın bize bağışladığına. Başka nasıl katlanırım yokluğuna, bilmiyorum.

Kalbini arayan bir adamdım, şimdi bir adresi var kimsesizliğimin. Gökyüzü kara bir adamdım, artık mavi duruyor üstümde. Dünya ikimizi sevmiyor diye boşuna üzülmüşüz. 

06 Eylül 2021 4-5 dakika 6 öyküsü var.
Beğenenler (6)
Yorumlar (3)