Bırak Bu Ayakları
Sizde geçmişte bir zaman bazı arkadaşlarınıza kızıp "Bırak bu ayakları bu ayaklar koktu." demişsinizdir. Demedim demeyin, bilirim ben demişsinizdir demişsinizdir. Bizim gençliğimizde pek revaçtaydı bu cümle şimdilerde de olduğu gibi... Ayaklar deyince bir de bizim masanın ayakları var haliyle...
Öyle dengesiz ki bu masanın ayakları, dengeye oturtmak için bin dereden su getirtiyor bana... Kağıtları kartonları katlıyorum, bir tarafına koyuyorum, tam da oldu derken öbür ayak bu sefer dengesizleşiyor... Hadi bu sefer oraya doğru seğirtiyoruz, onu dengelemeye çalışırken başka bir ayakta dengesizlik oluyor... Olmadı sırayla ölçüp biçip ayakları testereyle kessem nasıl olur diye düşünüyorum, ama düşündüğümle kalıyorum.
Biraz çıkışayım şu masaya ''Bırak bu ayakları bu ayaklar koktu desem?'' acaba masa bey bu ayakları bırakır mı? Hiç zannetmiyorum. Sanki bırakmaz gibi... Aman Allah'ım yahu ne sinir bozucu bir şeymiş bu iş. Sabahtan beri uğraş uğraş ve bir arpa boyu yol bile gideme...
Teessüf ederim size sayın masa ve masanın ayakları biraderler... İnsan bu kadarda uğraştırılmaz ki yahu! Anladık ayaksınız siz de bana zaman zaman ayakta yaparsınız ama hiç olmazsa bu gün yapmayın birader. Akşama yemeğe evde misafir var şimdi siz dengeli olmadınız mı sularda, çorbalarda dökülürse ne olur halimiz?
Evet, ben beceremesem de hanımın müdahalesi var. Bakalım onun müdahalesi sayesinde sanki dengeye gelecek gibi bir his var içimde... Kadınların elinin değdiği her yer bir anda farklı oluyor yahu ben bunu yeni anladım. Yok, yok yeni anlamadım da zaten biliyordum ama kendime itiraf edemiyordum... Bizim evin ustası hatun. Benim de elim neye değerse bir halt olmuyor. Çok mu kabiliyetsizim bilemedim? Bir kontrol edeyim bakayım. Evet, evet vallahi de billahi de oynamıyor yahu!
Düşünüyorum da acaba tarihte böyle bir durumla hangi atalarımız baş başa kaldı? Dengesiz bir masa ayağı olduğu zaman ata dediklerimiz neler yaparmış acaba? Çok mu önemli yahu! Ben de nelere kafayı takıyorum bu sıralar, onlarda ellerine geçirdikleri bir şeyleri koyarlarmış masaların ayağına işte... Kesin olarak bir şey varsa o zamanın tarihçileri yani vakanüvisler bunu not etmemişler, yazmamışlardır...
Ey masa bırak bu ayakları dedim ya daha önce, yine diyorum, bırak. Beni niye bu kadar uğraştırdın birader? Madem bu kadar kolay dengeye gelecektin hanımı mı bekledin? Bak akşama misafirlerim var hem de yemeğe gelecekler dengesizlik filan yapıp yine beni asapları mı tavan yaptırma. Neyse biraz oldu gibi sanki hanımın sayesinde... Topu topu iki üç saat misafirlerimiz gidene kadar sabredeceksin... Hepsi o... Çorba dökülür masaya, sular dökülür filan bende seni bir fırçalarım şaşarsın. Ne diyorum yahu! Ne anlasın masa fırçadan canlı mı ki?