Düne Dair Anımsamalar

Neleri hatırladık?

Öncelikle Mısır patlatmayı...

Hani 1980' lerdeki ünlü şarkısıyla "Pop Corn" u hatırladık. Hemen her akşam büyük bir keyifle mısır patlattık.

O eski sinemaların vazgeçilmez frigo'larının yanında tepsiyi süsleyen patlamış mısırlar. Dışarda yağan kara nispet yaparcasına bembeyaz açmış çiçekler gibi kaselerimize dolan mısırlar.

Sonra "sessiz sinema" oynamayı aklımıza getirdik. Eski yılların bu doyumsuz oyunu o kadar benimsendi ki apartmanda daireler arası yarışmalar başladı. Dizi film adları da bu hengameye eklenince "ne çok dizi" varmış demekten kendimi alamadım.

Sonra bir gün gazetede bir mankenin "bana erkekler mektup yazsın" demecine takıldı gözlerim. Oturdum hiç üşenmeden eski dostlarıma el yazımla mektuplar yazdım. O "merhaba"larla başlayıp, gözlerinden öperimle biten mektuplar.

Gençliğimizde kokulu kağıtlara yazardık mektuplarımızı... Renki zarflarla gönderirdik. sevdiklerimize.

Şimdilerde kızların burunları koku almıyor herhaldeki hiç mektup alan hele hele kokulu mektup alan birini görmedim, duymadım...

Mektup egzotiktir, mektup erotiktir, mektup özelinizdir...

Bakın maillerinize bir türlü ulaşabilirler ama mektuplarınıza asla

Biz yaşdakilerin bir yerlerde hala sakladıkları mektuplar vardır.

Örneğin; hayatımın en büyük sevdasının ölümünden sonra kızkardeşinin bana gönderdiği mektupları hala saklarım. Onların bir köşesinde ulaşılamazlığın acısı vardır. O sevdanın izleri vardır, bitiş sonrası anıları vardır, yarin süregelen hayatının anlatıları vardır...

Dışarda kar yağıyor...

Keşke diyorum kar hiç kalkmasa...

Bir de bu dönemde tüm TV'lerde okullar gibi tatil olsa... Sayısı binleri bulsa da sadece "Radyo"lar kalsa...

Radyo...

Çok değil 70'li yıllar ve öncesinin tek eğlencesi olan radyolar... Neler yoktu ki içinde...

"Orhan Boran ve Yuki", "Radyo Tiyatrosu", "Arkası Yarın", İpana'nın sunduğu "Doğru mu Yanlış mı? Takdim eden Orhan Boran yarışmaları" ve tabii "ajanslar"...

Beni en çok ilgilendiren taraflarına gelince...

"Türkçe sözlü hafif batı müziği"...

Şimdi sizlere ne kadar yabancı geliyor değil mi?

Oysa bizler; Erkut Taçkın'ı, Erol Büyükburç'u, Alpay'ı, Ömür Göksel'i ancak bu saatlerde dinleyebiliyorduk. Topu topu 15 dakika sürerdi ama nedense bana bir ömür gibi gelirdi...

1970 li yılların başında fırtına gibi esen "Radyo İstekleri"...

İlk "Pavlonya" başlatmıştı bunu.. Nejat Çetinok, Ünar Uzmen, Nazan Çulha, Bülent Özveren, Akın Ajlan Aksel... Bunlar radyo istek programlarının yapımcıları.

"Aliye" dizisinde karşılaştım Nejat Çetinok'la...Meriç'in Dr.arkadaşının babası rolündeydi.

Pavlonya demişken;

Üsküdar'dan; Behiç Günalan, Naim Dilmener
Susurluk'tan Ümran Kula,
Fındıkzade'den Feryal Eredenk,
Beykoz'dan Hulusi Tunca ve diğerleri...

1973 yılıydı. Çok sevdiğim kapı komşumuz Seden'le birlikte ilk istek kartımızı atıp pazar günü bir saat öncesinden radyonun başına kurulmuştuk. Bitmek bilmeyen zaman sonrasında başlayan program ve 3.şarkıda "Fındıkzade'den Işın Ergüney ve Seden Baysal'ın isteği olarak çalıyoruz. Jimmy Patrick'ten Rain Rain Rain..."

O günden sonrası Türkiye'nin en büyük radyo istek grubu "Grup Barış Çocukları" oluştu

Kimler yoktu ki bu grupta;

Fındıkzade'den Işın Ergüney, Seden Baysal
Bahçelievlerden Saruhan Şahin, Ayhan Eruzun,
Kadıköy'den Deniz Doğançay,
İznik'ten Nuran Gürsel,
Hayrabolu'dan Fethi Saldan,
İzmir Karşıyaka'dan Reyhan Karlıil,
İzmir'den Nadide Apaydın, Fatma-Muazzez Sinler,
Ankara'dan Can Dündar,Hakan Çağlar,
Konya'dan Firuzan Kaptanoğlu ve binlercesi...

Bakın nerden nereye geldik...

Dışarda kar yağıyor diye başladık eski günlerin içine daldık...

Ardından Türkiye'de kurulan ilk "Fan Club"ler...

Nilüfer'le başladığımız, Edip Akbayram, Ali Kocatepe ve Yeliz'le sürdürdüğümüz Fan Club çalışmaları...

Ve hepsinden önemlisi GENÇLİK ÇAYLARI...

BAKIN BUGÜNLERDE BİLE HALA EN BÜYÜK SES OLARAK KABUL EDİLEN HALA ZİRVEDE OLAN SEVGİLİ NİLÜFER;

Beyazıt'ta Manolya düğün salonunda, As düğün salonunda düzenlediğimiz Gençlik Çay'larında bizlerle olurdu...

Şimdi sıkı durun... 1974 yılının Gençlik Çayına katılan sanatçıların adlarını sıralıyorum.

Nilüfer,Üç Hür-El, Muzaffer Uludağ, Asu MARALMAN, Güzin ile Baha, Esmeray, Ertan Anapa, Yeliz...

Şimdi siz bu kadronun benzerini yüz bin dolarlarla bir araya getiremezsiniz... Onlar bedelsiz bu çaylara geliyorlardı.

O starlarla yan yana omuz omuza geçen 4 saat...

Ve tabii ki asla unutamayacağım Ada gezilerimiz...

Her pazarın iple çekildiği yaz günleri...

10.30 Galata köprüsü kalkışlı ada vapuruna biner üst yazlık güvertede toplanırdık. 10.50'de Kadıköy yolcularını toparlayıp ver elini adalar...

Bir hafta birine sonraki hafta diğerine...

Dışarda kar yağıyor.

İyi ki yağıyor...

Sanki Hiç bitmese de;


"Her yerde kar var
Kalbim senin bu gece..." desek,

Yine,yeni, yeniden...

24 Ağustos 2016 4-5 dakika 45 öyküsü var.
Beğenenler (2)
Yorumlar (1)
  • 8 yıl önce

    Dünü saymıyorum ,bugünü anlıyorum, yarını bilmiyorum, ama şuna inanıyorum ;vakit bizde ebedi, an' ezeli ve handa insan, topraktan başka bir şey değil...

    Önce bahsettiğiniz kişilerin seslerinden o dönemin izlerini taşıyan şarkılar dinledim. Sonra ‘'Jimmy Patrick'ten Rain Rain Rain''in parçası.. Sizin gibi hüzünlenemiyorum, sizin gibi hatıralara varamıyorum. Lakin sizi çok iyi anlıyorum. Geçmişi ardımıza alarak her günü acımasızca bitiriyor sonra dün için bugün ağlıyor yarını merakla bekliyoruz...

    Şan dışarıda yağmur yağıyor ...Ve ben de kim bilir ne kadar süre sonra bu yazdıklarımı okurken, hatıraların hatrına neler yaşayacağım.

    Ve mektuplar ve mektuplarım. Bende hala saklı kalan o değerli el yazıları ve içine hiçbir klavyenin ulaşamadığı sayfalar. Ağaçlardan sayfalara dökülen o güzel şeyler...

    Ama sizi çok iyi anlıyorum ve İstanbul'da çok güzel yağmur yağıyor ..

    Güzel duygusal yazınızdan ötürü çok teşekkürler.👍