Farzet ki Bir Düşsün

Sokaktaydım yürüyordum, arkamda güneşin batışını izleyen bir çift göz ve güneşle birlik gündüze veda eden martılar vardı...

Sessiz sedasız göz ucuyla yanından geçtiğim dükkanları seyrediyordum yürürken. Sanki benden habersizdi şimdi dünya ve bulut bulut yeryüzü tartışıyordu hüznümü. Aklıma bilindik masallar gelmişti ama ne olduğunu anlayamadan ayaklarım beni götürüyordu. Bir nehir uzakta, yamacın öbür koynunda. Ve etraf olabildiğince yeşil kokuyordu, buram buram türkü sesleri bir de...

Doğa şimdilik görevini yavaş yavaş güz yetkisine bırakıyordu. Mevsim, kelimelerin yırtıp içinden geçtiği bir hikayenin oyunundaydı. Ben d/üşüyordum üstelik, sırtımda palto yerine çektiğim cefaların arta kalanları yüklüydü. Gölgem bile artık takip etmiyordu beni, şimdi gerçekten yoktum, hiçbir durum veya olay öyküsü kendi paragraflarında yer vermiyorlardı yüreğime, aşktan dili yanan içime...

Yerle gök arasında, uçurum dibinde uçuşan sinekler vardı bir de yüzümde, üstüne üstlük bahsettiğim o küçük gözlerde yoktu. Hiçbir şey yoktu şimdi, hiçbir ten, hiçbir yüz, hiçbir suret. Bıkkınlık diz boyu...

Şair tasvirine, yakıştığına inandığı sendeleyişleri yalın bir dille anlatıyor, bense ruhumun o kayıp sonsuzluktayken ki halinden kurtulmaya çalışıyordum. Şaşkınlık elimde kalan kelebeğin yüzünde, sessizlik desen sürekli akan şelalenin nağmelerinde bekleşiyordu. Ne bekledikleri belli, ne de çekip gidişleri... Karanlık, sürekli geçmiş zamanın sükuneti. Ama yalnızlık aşağıda...

Rüya gibi bu gece şimdi
Herşey yalan, yalnızlık yalan
Aşk, sahte sanki...

Bir yol yürüyordum, sıra sıra ağaçlar, sade sade bir sözlüğün kelimelerinden huzuruma akan kelimeler, sustuklarım, öğrendiklerim, anlatamadıklarım, bir çocuğu, bir kadını, bir masalı... Artık her şeyi ben görüyordum, onlar beni görmese bile...

Kısa süre sonra ümitsizce bir yokuşun kenarına geliyordum. Farkına varmadan ağzımdan dökülen son hecelerimi de hayata sunuyordum...

' Farzet ki bir düşsün
Pencereme girmişsin bir gün
Ve artık tanımış seni bir martı
Sen de çaresizce ellerini ellerime sürmüşsün
O an yaşam durmuş
Ve yeni bir yaşam dünyaya gelmiş
İlk kokusunu duyup içlenmişsin
Ama kendini kaybetmişsin
O yaşam, hayata gülümserken
Sen kaybolmuşsun/ olsun
Yüreğini ona bırak şimdi sen
Ve huzurlu ol artık/ gidebilirsin'

En nihayetinde yine sonsuzluğa yürümek zorunda bırakılıyordum. Yollarımda ışıklar, güzellikler, başka başkalar var artık... Umut o yeni yaşamın yanında, bense sahipsiz bir aklın içinde hapsoluyordum, artık bitti ümitlerim. Ben artık kimsenin göremediği güzellikler ülkesindeydim...

Not;
Bebeğini dünyaya getirirken, vefat eden tüm gerçek annelere gelsin...

...
Bilmem belki de hepimiz bir düşüzdür, bugün var yarın yokuzdur kim bilir...

19.09.11

19 Eylül 2011 2-3 dakika 17 öyküsü var.
Beğenenler (6)
Yorumlar (4)
  • 13 yıl önce

    ''Not'' kısmını okuduktan sonra, o ana kadar okuduğum her kelime, her cümle yeniden anlamlandı. Acıklı Bir öykü bu, özellikle son kısmı okuduktan sonra, hüznü boğuyor içte bir yerleri. 2 kez okumakta fayda var, okuyanlara tavsiyem. Çünkü 2. seferde çok daha anlamlı oluyor, özellikle de şu şiirsel kısım..

    Öykü yazmaya da başlarım artık ben bu kıskançlıkla daha fazla duramam :)

    Tebrik ederim, canım arkadaşım. Çok güzeldi.

  • 13 yıl önce

    teşekkür ederim canım dostum

    yaz yaz hep yaz sen bizde okuyalım hep birlikte

    👍👍🙂🙂

  • 13 yıl önce

    Düş ve gerçek içiçe geçmiş bir arada. Bazen insan gerçeklikten o kadar kopuyor ki, herşey bir hayal gibi geliveriyor, aşırı mutluluk veya aşırı üzüntülü durumlarda. İnsanlara gerçeği ve gerçekliği en güzel öğreten de yaşadıklarımız, hayat tecrübelerimiz, yenilgilerimiz değil mi? Hani özlü bir söz var ya ''Bir insan sizi bir kere aldatırsa suç onundur, ikinci defa aldanırsanız suç sizindir'' Tanrı karşımıza kafalarında bizi aldatma düşüncesi olmayan insanları çıkarsın dua edelimde...👍

    Kutlarım takdir ve başarı dileklerimle İlknur hanım...

  • 13 yıl önce

    Güzel bir çalışmaydı, duru dille yazılmış, dilimizin güzelliği de sergilenmiş. Konusu beni duygulandırdı. Hüzün konuya hakim olsa da, duygulu oluşu ayrı bir tat verdi. Evet, bugün varız, yarın yokuz, huzuru mutluluğu, sevinci, istemek yetmiyor, söküp koparmak gerek, ve sonra değerlerin değerini bilmek gerek. Doğabilecek olumsuzluklara karşı, önlem almak gerek. Çünkü bir can bir memlekettir. Hiç kimse ölmesin....Sevgilerimle...