Firar

Firar

İçinde tuhaf bir korku vardı çocuğun, ne yapacağını,artık nasıl davranması gerektiğini bilmiyordu. Annesi kendisi için alınan üniformayı giydirirken "maşallah benim paşama büyümüş okullu olmuş dedi. Çocuk ise annesinin ne söylediğini pek anlamıyor karnında ilk defa hissettiği tuhaf bir şeyler vardı.Bir kıpırdanma, bu kıpırtı hoş bir ağrıydı ama bu hoşluk hemen arkasından çocuğa korku getirdi.

-Anne benim karnım ağrıyor bugün okula girmesem mi? diye sordu çocuk. 

-Olur mu öyle şey oğlum bak nasıl yakışıklı olsun,nasıl yakıştı paşama üniforma. O ağrı ilk sınıf arkadaşınla tanıştığında geçecek,hissetmeyeceksin bile diye yanıtladı anne soruyu.

Çocuk baktı annesinden bir fayda yoktu ve annesi oldukça kararlıydı. Çocuk ayaklarını sürüye sürüye salona geldi. Babası kanepeye oturmuş iki yaşındaki kardeşiyle ilgileniyordu. Baba oğlunu okul üniformasıyla görünce yüzü güldü. Mutlu hissettiği her halinde belliydi.Usulca oğluna yaklaştı, diz çöküp aynı boy seviyesine geldi.

-Bana bak eşşek herif,okulu kırmak yok,sınıfa girmem diye ağlamak yok, öğretmeni üzmek yok,birde en önemlisi üst sınıfdaki çocuklardan dayak yemek yok. Tamam mı ?diye sordu baba.

Çocuk ne olduğunu anlamadı ve kısık duyulur duyulmaz bir sesle

- Tamam babacığım dedi çocuk.

Adam bu cevaptan tatmin olması ama çocuğun üzerine pek girmek istemedi. Nede olsa ilk gündü,kendi ilkokul anıları canlandı bir an zihninde. Bu anıların kolaylıkla sıyrıldı. Cebinde bir en küçük kagit paradan çıkartıp oğlunun cebine koydu.Çocuk bu duruma çok şaşırdı.Elini cebine sokup parayı görünce gözleri faltaşı gibi açıldı. Suratında şaşkın ve gülen bir ifade vardı. İlk kez kağıt para almıştı. Aklından bu parayla ne alabileceğini düşünmeye başladı. Çocuk almak istediği şeyleri düşünürken annesi salona geldi ve kahvaltı masasını hazırladı. Ailecek kahvaltılarını yaparken ,anne bir yandan da oğlunun ilk beslenme çantasını hazırlamaktaydı. Kahvaltı faslı okula geç kalabiliriz düşüncesiyle hızlıca bitti. Anne küçük çocuğunu üst kattaki babaannesine bıraktı. Bu arada da dedesi çocuğa ilkokul hediyesinin okuldan dönüşte hazır olacağını söyledi. Çocuk çok mutlu olmuş,heyecanlanmıştı. İçinden keşke daha önce okula yazılıp bu hediyeler daha önceden sahip olsaydım diye geçirdi. Babaannesinin ve dedesinin ellerini öpüp hayır dualarını aldıktan sonra annesiyle birlikte okula gitti. Okula ilk adımı attığımda bahçede ailesiyle gelen kendi gibi birçok çocuk karşılaştı. Heyecanı ve karnındaki ağrı yok olmuştu. Annesiyle bir banka oturdu,annesi başka bir veli ile çoktan lafa dalmıştı. Çocuğun ise bahçedeki bronzdan yapılmış insan sureti dikkatini çekti uzun uzun onu inceledi. Birden canlanmasını bekledi ama ne bir kıpırtı vardı nede bir hareket. Daha sonra kel,hafif kilolu olan bir adam kısa bir konuşma yaptı. 

 -Anne bu adam kim diye sordu çocuk. 

-Müdür o paşam bu okulu o yönetiyor dedi. Çocuk bu cevaptan pek bir şeyler anlamamıştı ya anlatmış gibi yaptı. Eğitimin önemini vurgulayan konuşmalar bitti ve çocuklar sınıflarına geçti. Annesi ile çocuk sınıfa girip kapıya yakın bir sıraya oturdular. Çocuk oldukça sakin görünüyordu. Öğretmen çocuklara kendini ve okulu tanıtmaya başladı, çocukların okula uyum sağlayacakları izlenimini aldığında ise aileleri artık dışarı alabiliriz dedi. Aileler dışarıya çıktılar. Anne oğlunun sakin duruşundan herşeyin yolunda olacağını düşünüyordu. Çocuk annesi gittikten sonra kendini çok yanlız hissetti. Midesindeki ağrı boğazına çıkmıştı nefes almakta zorlanıyor gibiydi. Çocuk öğretiminin boş bir anında faydalanıp sınıftan çıktı. Bahçeye çıktığında birkaç veli kalmıştı,annesi görünürde yoktu. Ne yapacağını bilemedi ve çok kötü hissetti sabah babasının sözünde çıkmış gibi hissetti. İçinden ağlamak ve buradan uzaklaşmak istiyordu. Eve gitse güzel bir azar işiteceğini biliyor. Hatta verilen paranın alınacağından ve dedesinin o kadar çok övdüğü,ne olduğunu merak ettiği hediyeyi alamamaktan korktu. Bahçede dolaşmaya başladı, sonra kendini okulun arka bahçesinde buldu. Bu bahçe çimlik bir alandı ve kocaman çam ağaçları vardı. Çocuk bir ağacın altına oturdu,çam kokusu ve kuş sesleri çocuğu mest etti. Ne sınıf geldi aklına ne içindeki tuhaf duygu kaldı sadece uykusu vardı.Okula gideceğiz diye sabah annesi erkenden kaldırmıştı.Çantasını yastık niyetine kullanıp sırt üstü çimlere uzandı. Gözlerini kapattığında dalların arasında güneş gözüne geliyordu. Gözünü kapatsa bile ortalık karanlık değil kırmızı, sarı, turuncu ışıklar ortaya çıkıyordu. Çocuk bu renk cümbüşü en sevdiği şeylerden biri idi. Renklerin yarattığı hayallere daldı. Biraz zaman geçmişti ki okulun zili çaldı öğrenciler teneffüse çıktı. Çocuk gizlice okulun arka duvarına yaslandı arkadaşlarını izlemeye başladı. Tekrar zil çalmıştı ama bir grup hala içeri girmemişti. Çocuk bu duruma şaştı kaldı "demek ki dersten kaçan sadece ben değilim" dedi içinden. Bir iki dakika sonra öğretmeninin sınıf arkadaşların yanına geldini gördü . Çocuk öğretmenin "neden içeri girmediniz" diye kızmasını bekledi ama tam tersi öğretmen çocukların kendi etrafında çember oluşturmalarını istediğini duydu. Çocuk şaşırdı merakla arkadaşlarını izledi, içinde bir kıskançlık belirdi çocukta o çemberin bir parçası olmak istiyordu. Usulca arkadaslarına yaklaştı ve öğretmenin arkasındaki çemberim bir ucuna girdi.  

09 Ekim 2020 5-6 dakika 4 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (2)
  • 18 gün önce

    De da takılarına ve bir de kelime yazım yanlışlarına dikkat ederseniz çok daha iyi olacak kanısındayım Tuba hanım mesela çemberin , çocukta , Çocuk bu renk cümbüşü -çemberin , çocuk da, çocuğun bu renk cümbüşü vs gibi :) az özenle mükemmel olur öykünüz