Kanlıca Köyüm Benim

Kanlıca Köyümün taşına toprağına kurban olurum. Her ne kadar bir çok yer gezip görsem de, doğup büyüdüğüm toprağımın kıymetini ancak yaş kemale erdikce anlamışım.

Başka köyleri gördükçe benim köyümün eşsiz güzelliğinin farkına varıyor, anılar, hatıralar gözümde canlanırken Annem, Babam geçmişimde iz bırakmış akraba, dost, akranlarım ve insanlar geliyor aklıma ve diyorum; Her hususta güzel ve özelsin benim köyüm.

İstanbul'dan gelirken köyün girişinde, çoğu isimleri silinmiş mezardaki ecdadımız karşılar bizi. Bir Fatiha okuyup geçerken gözümde canlanır bir bir ölmüş tüm geçmiş sevdiklerim..

Okulum, öğretmenlerim, çocukluk, gençlik arkadaşlarım, hayatın zor, yaşamın, doğanın sunduğu imkansızlıklar gelir aklıma. En güzeli de köyüm kanlıca'da kimse acta açıkta kalmaz, bütün dertler, sevinçler paylaşılırdı o günlerde..

Kanlıca Tarihî köprüden seyre dalarım uzayıp giden devrez çayını. Onunla beraber akar giderim hayalen Kızılırmağa. Salarım o suya beni boğan, boynumu büken, omuzlarında ki gam, kasvet tüm ağır yükleri.

Olmazsa olmazımız "Orta kazamızın" başkadır bizde yeri. Farklı mimaride camileri, eskilere dayanan pazar yeri, sakaeli den fışkıran tarihin sırları, akraba dost olduğumuz, ekmeğimizi paylaştığımız ağzı dualı güzel insanlarımız..Ve tüm komşu belde köylerimiz.

Yıkarım aşağı pınarda buz gibi suyla yüzümü, dengelenir tansiyonum gelirim kendime. Eski gürül gürül akışı kalmamış yorgun, üzgün, Akan ''Can pınarından'' şifa niyetiyle avuç avuç kana kana içerim..

Kanlıca camiinde gözüm yaşlı dualar eder, ilk iman derslerimi, hocalarımı, yaşıtlarımı yâd eder, Şeyh Osman dedeye doğru dalıp giderken, tarihte yolculuk yapar, cem sultan'dan, Sultan Fatih, Akşemsettine uzanır giderim dua'larımın içinden.

Köyüne bir şekilde uzak kalmış kardeşlerim, dostlarım, gelin! Anne, Baba yadigârı, anılarınızın memba-ı köyünüze. Bu köy sizlerle daha da güzel, daha bir anlam, mana kazanacaktır.

Çocukluğunuzun geçtiği, koyun, kuzu otlattığınız, düven sürdüğünüz, kırharmandan, ötekeciden yaba ile Harman savurup rüzgara sırtınızı verdiğiniz yerleri gelin görün.

Çocuklarınızı, torunlarınızı getirin. Burası benim köyüm, babam, anam, amcam, dayım bu kabirlerde yatıyor, geçmişimiz, şanımız, özümüz burda deyin, Sila-Rahim yapın. VESSELAM.

KÖYLER ESKİ KÖYLER DEĞİL

Yıllarım geçti gurbette

Tüttü burnumda hep menzil

Koştum geldim memlekete

Köyler eski köyler değil ..


Sokak caddeler hep asfalt

Yük taşımıyor eşek at

Şehirli olmakmış maksat

Köyler eski köyler değil ..


Gökdelene dönmüş evler

Gezer lüx araçlı beyler

Yapmacık hareket yüzler

Köyler eski köyler değil ..


Gençler etmiş terkidiyar

Yol gözler bir kaç ihtiyar

Herkes dertli yok Bahtiyar

Köyler eski köyler değil ..


Kalmamış komşuluk neyi

Köye dikmişler toki'yi

Uzak yerlerden güveyi

Köyler eski köyler değil ..


Kul Ahmed-i bil bunları

Unutmuş köyü çokları

Yok buranın eski tadı

Köyler eski köyler değil ..


(Kul Ahmed-i)

Ahmet Ali Canbaz 09.06.2021

09 Haziran 2026 3-4 dakika 1 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar