Kelebeğe Yardım Etmek İsteyen İnsan

Joseph Novak, Krakow’da doğar. Novak henüz çok küçükken annesi ile babası boşanır. Joseph önceleri annesiyle kalsa da annesinin ölümü üzerine babasının yaşadığı şehre taşınır. Babası onunla neredeyse hiç ilgilenmez. Ona sürekli bağırır ve onu çalışmaya zorlar. Kendisi ise günün büyük bölümünü içki âlemlerinde geçirir. Joseph bir süre sonra evi terk eder. Çalıştığı restoranın bodrumunda kalmaya başlar. Geceleri havasızlık sorunu yaşar. Çalıştığı için okula gidemeyen Joseph işten sonra restoranın bodrum katına iner ve ders kitaplarını okur. Herhangi bir öğretmenden eğitim almadığı için konuları kavramak zor gelince tekrar tekrar okumak zorunda kalır. Bazen de anlamadığı konuları not alır ve iş arkadaşlarına sorar. Kazandığı parayı yemeğine ve okumak için aldığı kitaplara harcar. Maaşı az olduğundan bazen birilerinden borç alır.

Bodrumda kaldığından oranın kirasını ödeyebilmek için fazla mesai yapar. Gün boyunca gergin bir şekilde çalıştığından sabahları uyanmakta zorluk çeker, kimi zaman ayakta uyur. Joseph bir gün zengin bir müsterinin üstüne yanlışlıkla yemek döker. Öfkelenen müşteri Joseph’a hakaret ederek ona sert bir tokat atar. Yetmezmiş gibi yöneticiyi çağırıp onu derhâl kovmasını ister. Müdür de “Müşteri her zaman haklıdır” ilkesinden yola çıkarak Joseph’i cezalandırmak için onu yakasından tutup koridora sürükler. Onu bodruma yollayarak hakkında karar verinceye dek orada beklemesini söyler. Joseph bodruma inip yatağına kapanarak ağlamaya başlar. Bütün hayatı gözlerinin önünden geçer. Ne zamana kadar böyle devam edeceğini düşünür. Hayat ona daha ne kadar acımasız davranacaktı? Müdür onu işten atarsa hem evini hem de maaşını kaybedecektir. Bu da sokaklara düşmesi demektir. Babasının yanına da dönebilir ama bunu aklının ucundan bile geçirmek istemez… Joseph sırtüstü yatıp tavana bakar. Sonra bodrum katıyla vedalaşır gibi etrafını incelemeye başlar. Orada bulunan pek çok şeyi ilk kez fark eder. Uzun süredir bodrum katta kalmasına rağmen ilk kez dikkatli gözlerle içeriye bakmıştır. O sırada bodrumun köşesindeki eski ahşap raflarda gördüğü böcek dikkatini çeker. Bu, kozasından çıkmaya çalışan bir kelebektir. Uzun süre kozayı izler. Tırtılın kelebeğe dönüşmesine saniyeler varken bir türlü kozadan kurtulamaz. Uzun süre sonra kelebek vücudunun büyük bölümünü çıkarır ama bacakları, vücudunun arka kısmı ve bir kanadı kozanın içinde kalmıştır. Bunları gözlemleyen Joseph’ın sabrı tükenir. Kendi kendine: “Şu dünyada herkes benim gibi eziyet görecek değil ya. Bari şu kelebeğe yardım edeyim, en azından bir canlıyı hayatın zorluklarından kurtarmış olurum,” diye düşünür ve kozayı açarak kelebeğin çıkmasına yardım eder. Kozadan rengârenk kanatları olan güzel bir kelebek çıkar. Kanatlarındaki desenlerin simetrisi göz okşar. Joseph büyük bir kahramanlık yapmış gibi kendinden memnun bir şekilde derin bir nefes alır. Lakin birden ilginç bir şey dikkatini çeker. Kelebek kozadan çıkmasına rağmen bir kanadını tam açamaz, bacakları ve vücudunun arka kısımları hareketsiz kalır. Tek kanadı hareket ederken diğeri yerde sürünür. Joseph daha yakından bakınca kelebeğin vücudunun bir kısmının gelişmediğini görür. Ona yardım etmek için kozasını açmakla aslında kelebeğin gelişimini engellediğini anlar. Tırtılın sağlıklı bir kelebek olması için kozasını kendisinin kırması gerekir. Kelebek kozadan çıkmak için çok fazla güç sarf eder. Bu, kanat kaslarının ve vücudunun gelişimi için önemlidir. Bu çabayla vücudunda potansiyel olarak var olan güçler ortaya çıkar, sonuçta da vücudu tamamen gelişir.

Joseph bunları o an anlar. Kelebeği otlarla ve çiçeklerle süslediği bir kabın içine koyar. Gücünü kazanarak vücudundaki kusuru düzelteceğini umar. Yatağına uzanıp gözlerini kelebeğe diker ancak bir süre sonra uyuyakalır. Sabah uyanınca yaptığı ilk iş kelebeğe bakmak olur. Lakin gördükleri karşısında dehşete düşer. Kelebek ölmüştür. Joseph kelebeğe yardım etmek isterken aslında hayvanın doğal gelişimini engellemiş, farkında olmadan onu ölüme mahkûm etmiştir. Kozanın kelebek olma sürecini hızlandırmış ve böylece ona onarılamaz bir darbe indirmiştir. Kelebeği bu zorlu süreçten kurtarma isteği onun ölümüne sebep olmuştur. Joseph kelebeğin zorluk çekmesinin onun gelişimi için kaçınılmaz olduğunu, bu zorlu sürece müdahale etmenin onun için ölümle eşdeğer olduğunu anlar. Her canlı gelişim süreçlerinden geçer. Buna müdahale etmek yanlıştır.

Az sonra kapı çalar, müdürü onu hiçbir şey olmamış gibi yukarıya, işinin başına çağırır. Dünkü olayla ilgili tek kelime etmez. Bir süre sonra Joseph, müdür tarafından çalışkan ve dürüst olduğu için denetçiliğe yükseltilir. Üç sene sonra ise restoranın sürekli müşterisi olan kolej müdürünün yardımıyla şehrin en saygın yüksekokulunu kazanır. Daha sonra onu restoran zincirlerinden birine müdür tayin ederler, en sonunda ise bütün restoran zincirlerinin yöneticiliğini ona emanet ederler. Joseph’ın ofisinde büyük bir kelebek resmi bulunmaktadır. Ne zaman ofisini değiştirse o resmi de mutlaka yanında götürür. Kelebekle yaşadığı deneyim Joseph’a büyük bir manevi güç vermiştir. O sayede pek çok başarıya imzasını atar. 

"Zor olsa da Hayat Devam Ediyor" kitabından

Rövşen Abdullaoğlu

Yorumlar (2)