Kendini Uğurlayan Yolcu
Bu yazı, 18.07.2016 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Bu aralar günler daha da ağır aksak geçiyordu sanki Utku Karakahya için..Uyku dolu saatler her geçen gün daha da artıyor,adeta zaman dilimleri tek bir potada eriyordu..Bir çok insan için geceyle ilintili olan uyku kavramı Utku Karakahya için günün bütün dilimlerinde sığınılacak bir liman gibiydi.
Bu uyku düşkünlüğünün sebebi nevrotik bir durum değildi elbet.Sadece ve sadece can sıkıntısıydı.Evet evet can sıkıntısıydı..Hani gördüğümüz her şeyi anlamsız,duyduğumuz bütün sesleri yavan olarak tanımladığımız can sıkıntısı.Boş gezlerle etrafı temaşa etmemize rağmen dönüp dönüp aynı yere bakmamıza sebep olan can sıkıntısı.. Gözlerimizin ferini söndüren,ruhumuzu daraltan,omuzlarımızı çökerten can sıkıntısı..Yolda karşılaştığımız bir dostun söylediklerini sırf nezaket icabı zorlama bir gülümsemeyle onayladığımız can sıkıntısı..Aklımızı dumura uğratan,kalbimizi kasvetleştiren,ruhumuzu ölgünleştiren can sıkıntısı..
Aslında yaşam denizinde tek kişilik gemisiyle yolculuk yapmaya alışmış biri için bu can sıkıntısının sebebi yalnızlık olamazdı değil mi?Pekiyi neydi..?Sebepsizdi..İnsanın canının sıkılması için bir sebep gerekmiyordu her zaman.Eğer bu sıkılmalar anlık,saatlik,günlük olsa çok ta etkilenmezdi insan bu rüzgardan..Fakat eğer canınız haftalardır hatta aylardır sıkılıyorsa durum tek kelimeyle vahim bir durum olarak özetlenebilirdi..
?Vahim? kelimesini duyan Utku Karakahyanın bir anda gözlerinin önünde Türkçe sözlüğün sayfaları hızlıca geçti.Ve kitap ?V? maddesinin ?Vahim? kelimesinde durdu.Bir anda aklı tam sekizyüz yıllık Haçlı seferlerine gitti.?Vehm..Vehm..?Ne alaka deme okuyucu..Eğer siz de Utku Karakahya gibi başarılı bir senarist iseniz Haçlı seferleri sırasında Müslümanların tedirginliklerini özetleyen Almanca kökenli Vehm kelimesinden ?Vahim sözcüğünüz türetildiğini dikkate alır ve yeni bir senaryo için konuşma balonunuzda değişik şeyler uyanabilirdi.Ama konuşma balonu çabuk kayboldu.Işık önce cılızlaştı,sonra söndü.Ve Utku Karakahya tekrar çok sevdiği limanına yeniden demirledi..Uyku..
Lise yıllarında başlayan amatör hikaye denemeleri zamanla akademik edebiyat dergilerinde yayınlanan yazılarla,Utku Karakahyaya yeni fırsatların kapısını açmış giderek olgunlaşan düşünce ekseni senaristlik dünyasına adım atmasını sağlamıştı.Üstelik bu adım Sinema dünyasının aranan senaristlerden biri yapmıştı Onu.Zaten en büyük hedeflerinden biri buydu.Oyunculuk yeteneği yoktu.yönetmenlik için de sabrı...Senaristlik onun düşüncesine tam olarak hitap ediyordu.Hem gizemli olmak daha çekici geliyordu ona.Senaryo yazarlığı bir nevi bu değil miydi zaten..
Ama uzun süredir değil bir senaryo,senaryo olabilecek bir öyküyü bile kafasında betimleyemeyen,hatta betimlese bile?özgüven? kelimesini hayat sözlüğünden çıkardığından dolayı çabucak pes eden biri olarak önce ruhen sonra bedenen yılgınlaşıp öylece kalıyordu.Kendisini kupkuru bir yaprak kadar zayıf,gardı düşmüş bir boksör kadar savunmasız ve yağmurların küstüğü kuru bir toprak kadar çorak hissediyordu.bu gidişle çatlama yakındı.
Uzun süreli bir uyku sürecinden sonra zar zor da olsa esnemenin ötesinde kükremeyi andıran bir sesle ve ham humlu bir ses tonuyla uyandı.Aylardır eden bu durumda neydi diye yeniden düşünmeye başladı.Ama cevaplar bir türlü bulunamıyordu.Acaba soruyu sorma tarzında bir eksiklik mi vardı.yoksa sorular anlamların kaybetmeye mi başlamışlardı?Ya da cevaplar çoktan beri pıllarını pırtlarını alıp başka diyara mı göç etmişlerdi.
Bir an gözleri etrafını tozların bürüdüğü televizyona takıldı.Ama hemencecik yüzünü ekşiterek başka taraflara baktı.Onbir ay boyunca çiçeğe duran 11 ay çiçeğini kurutmayı başarmış,bulaşıklarla giriştiği mücadele sonunda en kolayını seçip kirli bulaşık tabaklarını bir gece yarısı pencereden atma gibi son derece pratik bir çözüm yolu bulmuştu.
Yüzü tekrar televizyon kutusuna yöneldi..Bu aletle pek arası yoktu aslında.Senin de malumunki okuyucu yazan insan için bu zımbırtı, düşünceleri bir sınırlama mekanizmasıdır.Ama Utku Karakahyanın gözleri sanki inat ediyorlarmış gibi televizyon kutusuna doğru hızlı yörüngesel hareketler yapıyorlardı.Gözleri çapaklanmış,atleti eşofmanın altından çıkmış,gözlükleri iyice toz bulutu içinde kalmış bir vaziyette kahramanımız televizyonu açtı.Biraz kanal değişikliğinden sonra bir tv kanalındaki belgesel bir spor programına takıldı.
Spor..arası nasıldı acaba..
Çocukken mahalle maçlarında hep kendisine düşen kalecilik...Gençlik yıllarında halı saha maçlarında futbolun sadece topa vurma kavramı olmadığını idrak ediş...O kadar.Fakat spor programını alımlı ve karizmatik bayan sunucusunun sıradaki dosya için söylediği tanıtım cümlesi Utku Karakayhayı dikkat kesilmeye yetti
?Ünlü sporcuların zirvedeyken ve erlen jubile yapmalarının en önemli sebebini sizin için araştırdık? diyordu haber.
?Evet evet bu benim..Sporcu olmasam da bahsettiğiniz kişi benim,jubilemi daha yapmadım ama bu benim?
Ve program sunucundan dosyadaki sorunun cevabını özetleyen kelime öbeği çıktığında Utku Karakahya önce bir güz yaprağı gibi yere düştü,ve nakavt oldu. ?Motivasyonu Kaybediş?
Sunucu Almanların gelecek vadeden savunma oyuncusu ?Deislerin? genç yaşta futbolu bırakmasından ve Avusturalyalı ?destoryer? ünvanlı ?İan Thorpe?un rekorları kırdığı bir süreç içinde ani bir kararla yüzücülüğe vedasından söz etti
Türkçe sözlüğün sayfaları ikinci kez Utku Karakhyanın gözelerinin önünden geçti.Ve sözlük ?M? maddesinde durdu..?Motivasyon..Motivasyon?Fransızca bir kelime olup bireydeki kısa ve uzun süreli algı ve dikkat yitimidir?
Sözlüğü kapağını hızla kapatan Utku Karakahya eğer çıktığı bu yolda molanın değil yolculuğun bitişinin ancak bir çare olabileceğini düşünürek jubilesini yapmaya karar verdi.Ama bu jubile son bir maç oynanmadan yapılmamalıydı.Yerinden kalkıp çalışma masasına doğru ilerleyen Utku Karakahya o kısacık mesafede film yapımcılarının çok özel teklifli günlerini,gala gecelerini,ödül törenlerini tek tek gördü.Ama jubile zamanıydı artık.
Son derece dağılmış olan çalışma masasının başına geçen Utku Karakahya lap-top'unu açarak beyaz sayfaya şu başlığı attı..
?Kendini Uğurlayan Yolcu?