Küllerden Sonraki Pazartesi
Yıllardan 1999, aylardan Şubat... Bir Pazar günü yine şair, gözlerini dünyaya açmıştı. Sanki yine "bu rezillik tiyatrosuna uyandım" der gibiydi. Yavaş yavaş unuttuğu her şey aklına gelir, döner bakar arkasına: Bugüne dek yaşadığı her şeyin sorumlusu ve suçlusu kendisiymiş gibi, her şey onun üzerine bırakılıp diğerleri yaşamaya karışmış sanki... Peki, hiç mi diğerlerinin suçu, günahı yoktu? Sözünü tutmayanların, her defasında yarı yolda bırakanların gerçi bir gram vicdanları olsaydı, "Ben bunları mı yaşardım?" dedi. Ve bugün her şeye elveda; artık bambaşka biri olacaktı. Çünkü yarın Pazartesi; yeni bir haftanın başlangıcı, belki de yeni bir ömrün başlangıcı olur, kim bilir...
Derken eskiye ait olan her şeyi yakıp yıkıp kül etti; külleri pencereden savurdu. Küller bir tarafa uçuşur, geride hiçbir şey kalmaz. Şair, evini hep isteyen o emlakçıya satar ve başka bir semte taşınır. Aynı gün içerisinde her şeyi yapar; çünkü Pazartesi’nin bambaşka bir ömür yaşamasına sebep olacağına inanır. Didinir ve her şey tıkırında işler. Yeni evinin tüm eksiklerini tamamladığında saatin 12 olmasına yarım saat kalmıştır. Şair koşar, yatağına girer, uyur. Hayatında uzun zamandır bu kadar erken ve huzurlu yatmamıştır.
Hiçbir şey düşünmeden uyurken birden ezanın sesiyle uyanır. Direkmen yataktan fırlar, hazırlanır, abdest alıp camiye yetişir. Cemaatle namaz kılar; namazdan sonra saatlerce dua eder. "Ekmek teknesi" denilen bir fırından sımsıcak pideler alır; şairlere layık bir kahvaltı hazırlar kendine. Doya doya kahvaltısını yaptıktan sonra kitap okumaya başlar. O sırada aklına bir şiir düşer, yazmaya başlar. Anlar ki; kaçtığı gerçeklerle en başından yüzleşseydi, en başında mutlu olacaktı. Ama şair bunu ne kadar geç yapmış olsa da ne şairliğinden ne de insanlığından bir şey kaybetmişti. Peki ya şaire bunları yaşatanlar neyi kaybetmişti? Başta insanlıklarını...
En önemlisi de; şair gibi artık kimsenin onlara değer vermeyeceği, öyle biriyle bir daha karşılaşmayacakları gerçeğiydi. Günü geldiğinde hepsi şairi tekrar arayacaklardı ama şair çoktan mutlu olacağı bir şiire başlamış olacaktı. Nereden biliyoruz? Belki de o şiiri yazacak "ilham perisini" bekliyordur ve bulduğunda yazacaktır. Hatta belki bir gün o şiiri okuma şansımız da olabilir. Önemli olan, kendimizden bir şey kaybetmemektir. Kendini kaybetmeyen kazanır; zira sen, "sen" olmadıkça kazanmanın pek bir önemi yoktur.
