Mizan Sancısı
Kasabanın pazar yerinde uzun yıllar esnaflık yapan Halil Usta, dükkanını kapatıp el ayak çekilince evinin yolunu tuttu. O gece yatağına yattığında, sînesine daha evvel hiç hissetmediği ağır bir sancı oturdu. Bu ne bedendeki bir hastalıktı ne de dünyalık bir dert; bu, vicdanın derinlerinden gelen nurlu bir sızıydı. Halil Usta gözlerini yumdu ve rüyasında kendini muazzam bir meydanda, o dehşetli adalet terazisinin, yani mizanın karşısında buldu.
Terazinin bir kefesine ömrü boyunca kıldığı namazlar, tuttuğu oruçlar ve ettiği dualar birer birer diziliyordu. Kefe iyice ağırlaşıyor, Halil Usta sevinçle gülümsüyordu. Fakat tam o sırada, göklerden bir nida yankılandı: "Durun! Üzerinde kul hakkı var, hak sahiplerini çağırın!"
Meydana, Halil Usta’nın dükkanından alışveriş yapmış olan fukara bir köylü girdi. Köylü, "Yıllar evvel bu usta bana un satarken, çuvalın bağını azıcık ağır tutmuştu. Hakkımı tam tartmadı, pürüzlü iş yaptı," dedi. O an, terazinin diğer kefesine köylünün bir tek helalliği kondu. Ne acıdır ki, Halil Usta’nın o dağlar kadar büyük görünen sevap kefesi birden havaya kalktı; bir kulun hakkı, bütün o ibadetleri tartıda ezip geçti! Halil Usta kan ter içinde, feryat ederek yatağından fırladı.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, "vakit hayattır" diyerek hiç durmadı Rüyasındaki o köylüyü bulmak için yollara düştü. Köy köy aradı, nihayet adamı tarlasında saban sürerken buldu. Karşısına geçip gözyaşlarıyla diz çöktü: "Kardeşim," dedi, "eğer geçmişte sana eksik tarttıysam, hakkını helal et. Al şu bir çuval unu, hakkını benden yana temizle ki, mizan gününde boynum bükük kalmasın."
Köylü, esnafın bu edebi mesuliyetine ve ihlasına hayran kalıp, "Helal olsun usta, benden yana yolun nurlu olsun," diyerek hakkını helal etti.
Halil Usta dükkanına döndüğünde, pirinç terazisinin milini gözyaşlarıyla sildi. Kul hakkının, ibadetleri bile eriten çetin bir ateş olduğunu artık çok iyi biliyordu. O günden sonra her tartıda, terazinin kendi tarafına düşen kefesine fazladan bir dirhem daha koydu. Çünkü o anladı ki; fani dünyada fazla tartılan bir dirhem mal ziyanı, ahiretteki o dehşetli mizan sancısından bin kat daha hayırlıdır.