Peygamber Sabrı

Muhammed isminin vermiş olduğu sorumluluk duygusuyla karşısında kendisine bağırıp çağıran, hakaret eden adamın yüzüne gülümsüyordu delikanlı.

Çarşı esnafı kısa sürede gürültünün geldiği yerde meraklı bir çember oluşturmuşlardı. Hiçbirinin aklına müdahale etmek gelmiyordu kızgın boğa gibi delikanlının üzerine kükreyerek yürüyen adama.

Orta oyunu ya da hacivat karagöz oyunuyla karıştırmışlardı söz konusu olayı.

'Be nankör mahluk sen işin en yoğun olduğu gündüz vakti nasıl ekmek yediğin ticarethaneyi kapatır gidersin? Hiç mi saygın yok velinimetin olan bana, hadi beni geçtin diyelim ailene de mi yok saygın, onlara hak etmediğin bir ekmeği nasıl, hangi yüzle götürürsün? Ama ben biliyorum sana ne yapacağımı' kızgın adam bir taş kadar ağır elini kaldırıp delikanlının yüzünün sol tarafına şiddetle indirdi, delikanlı tokatın yaratmış olduğu basınçla kendini yerde buldu. Sukutunu sürdürüp tebessümünü dudaklarından eksiltmemeye devam ediyordu delikanlı.

Kalabalığın arasından eski ama ihtişamlı feracesine sımsıkı sarınmış bir zat gelip kızgın adamın karşısında dikildi, büyülüymüş gibi bakan gözlerini kızgın adamın gözlerine dikti, 'Sen bu delikanlıya niye böyle zulüm ediyorsun efendi anlat hele bana!..' Feraceli adam bakışlarından nasibini alan kalabalığa sesinin gürlüğüyle 'Hadi herkes işinin başına, işi olmayan da çeşme başına.'dedi.

Kızgın adam, delikanlının yani çırağının gündüz vakti ticarethanesini kapatıp etrafta avare avare gezdiğini söyledi ezberlemişçesine. 'Hem sen kimsin babalık? Sana ne, çırağımla arama ne sıfatla giriyorsun sen?' Feraceli adam yerden delikanlıyı kaldırdı.

Peçesini indirdi, kısa bir süre sessiz kaldıktan sonra yüzüne şaşkınlıkla bakmakta olan kızgın adam yüzü aydınlığa kavuşan feraceli adamın sarayda önemli görevlerde bulunan birisi olduğunu görmenin korkusuyla el pençe divan kesildi. 'Delikanlı söyle bakalım sen çalıştığın bu iş yerini zarara uğratmak pahasına niye kapatıp da gidiyorsun, anlat.' Feraceli adam delikanlıyla kalın bir ses tonuyla konuşmuştu.

Delikanlı yüzündeki utangaçlık ve yumuşaklıkla karşısında duran iki adama bakışlarını taksim edip birkaç defa baktıktan sonra 'Efendim ben bu güne kadar Cuma namazımı kaçırmış değilim, velinimetim burada olmadığı için ticarethaneyi emanet edebileceğim kimse olmadığından kapatmak zorunda kaldım. Benim her Müslüman gibi Cuma namazına gitmem gerekiyordu.'dedi ve devam etti 'düşüncesizlik ettim, velinimetimi zarara uğrattım, bu zarar karşısında ne kadar süre isterseniz çalışmaya hazırım.' Feraceli adam, kızgın adama dönerek: 'Sen nerdeydin peki, Cumada mıydın?'dedi.

Kızgın adam ' Hayır değildim benim başka işlerim vardı.' Feraceli adam, kızgın adanım suratına tüm gücüyle bir Osmanlı tokatı indirdi 'Bu, delikanlıyı dinlemeyip zulüm ettiğin için.'dedi gür bir sesle.

18 Ağustos 2012 2-3 dakika 1 öyküsü var.
Yorumlar