Rüzgar
Yolda yürürken ya da pencereden bakarken rüzgarlı bir günde, uğuldayacak kulakların, sağa çevireceksin başını olmayacak, sola çevireceksin olmayacak, hep uğuldayacak. Sonra sebebini bilmeden kulak vereceksin uğultuya, anlamlı gelmeye başlayacak. İyice kulak kabartacaksın, rüzgar diyecek ki sana;
-Eskiden engin okyanuslarda eserken yüzünü yaladığım biri vardı, tuzlu nemimi bırakırdım yüzünde, gözlerini kısardı, tuz yaktıkça göz kenarlarını kırlangıcın siperliğine saklanır nefes almaya çalışırdı. Dayanamaz sıkılırdı, çıkardı siperlikten tekrar yüzünü dönerdi bana, tekrar yalardım yüzünü, yavaş-yavaş kan gelirdi yüzüne kızarırdı, uzun saçları vardı kıvır-kıvır, dalgalandıkça yüzüne şamarlar indiren. Hep uzaklara bakmaya çalışırdı, ufku arardı gözleri, derdi ki göremediği zaman ufku "görmeme gerek yok orada olduğunu biliyorum ve orada olman ne muhteşem " . İşte o biri arkasını döndü bana, kızdım şiddetlendim, dönmedi yüzünü daha çok kızdım daha çok şiddetlendim, ayakta durmakta zorlanıyordu artık. Birden döndü yüzünü bana, yavaşladım, sakinleştim, yeniden yalamaya başladım yüzünü bıraktım tuzlu nemimi, kaldırdı elini siper etti yüzüne. ?Dur, sana söyleyeceklerim var? dedi. Yavaşladım tatlı bir meltem olana kadar. İndirdi elini ve ? ne olur daha hızlı es daha hızlı, ama köpürtme dalgaları, sadece daha hızlı es, döneceğim yine arkamı ama bir mesaj yüklemek için sana, söyleyeceklerimi götür diye ona. Lütfen sadece daha hızlı es, al ve mesajımı götür ona. Sonra döneceğim yüzümü tekrar sana, cevap gelene kadar bana.? Tamam dedim ver mesajı bana alıp götüreyim ona, dönüp geleyim cevapla. Şimdi ne olur ver bir cevap götüreyim geriye ona, kulak uçları kabuk bağladı, tuz yaktı iyice göz kenarlarını.?
?İyi de mesaj ne?? diyeceksin rüzgara.
?Bilmem dinlemedim, ama herhalde SENİ SEVİYORUM DİYORDUR? diyecek.
03.EKİM.2006
