Şarkı

    Sağı solu rengârenk ve çeşit çeşit çiçeklerle çevrili, fazla geniş olmadığı hâlde içerisi samimiyet dolu terasının kapısından kafasını uzattı. Güneş yeni yeni batıyor ve bunu yaparken etrafa hafif bir sıcaklık, birazcık da serinlik saçıyordu. Küçük oğlan, havanın böyle olmasına bayılıyordu ve her gün tam bu zamanlarda terasındaki çiçekleri ziyaret ediyordu. Ziyaret ettiği bir şey daha vardı tabii, kendisi. 

     Hayatın sıkıcı ve monoton koşuşturmalarından sıyrıldığı bu vakitlerde en az etrafındaki insanlara zaman ayırdığı kadar kendiyle de vakit geçirmek istiyordu. İşte bunun için en güzel yer de bu samimi terastı. Bu terasta neler neler düşünür, neler neler hayâl eder ve neler neler için ağlardı... Buraya ne zaman adım atsa içini değişik duygular sarardı. Biraz hüzün, hafif bir pişmanlık, ufacık neşe ve bolca heyecan.

     Bu sefer biraz farklı bir şey yapmaya karar verdi. Her zaman yaptığı gibi yerdeki bir yastığa oturup güneşin batışını izlemek ve düşünmek yerine, bunların yanında bir şey daha yapacaktı, şarkı dinlemek. Normalde ne zaman yavaş melodili ve insanın içini burkan şarkılar açılsa, bunları çabucak değiştirir ve yüzünü güldürecek, daha hareketli şarkıları dinlerdi. Fakat bu sefer böyle olmasını istemedi. Aile fertlerinin dinlediği birkaç hüzünlü şarkı biliyordu. Seviyordu da bunları, bazen şarkıyı değiştirmek de istemezdi ama yine de değiştirdi. Tam şu anda, bunları dinlemek ve bu şarkıların sonucunda oluşacak ruh hâline göre düşünmek istedi. Aklına bu sefer nelerin geleceğini merak ediyordu. Meraklı bir kişiliği vardı onun. Ve tabii inatçıydı. Yapmak istediği şey uğruna gerekirse savaşırdı.

     O sırada, çok ilginç bir şey oldu. Oğlanın şarkıyı başlatıp kapatması sadece on saniyesini aldı. Hayır, dayanamıyordu. Bilerek ve isteyerek kapatmadı şarkıyı. içindeki bir şey yaptırdı bunu ona. Tekrardan, başka bir şarkı açtı. Yine uzun sürmedi onu kapatması. Kaşlarını çattı. Nasıl oluyordu? Neden oluyordu? Defalarca denedi ama dinleyemiyordu işte. Beyni ya da kalbi istemiyordu. Bir şekilde, bunları dinlerse sanki felâket şeyler olacakmış hissine kapılıyordu. Fakat bunlar sadece birer şarkıydı değil mi? Sadece birer şarkı. Ne olabilirdi ki? Nasıl bir felâket gelebilirdi başına? "Olmaz. Dinleyeceğim işte!" 

     Bu sefer başka bir şarkı açtı, kaşlarını çattı ve gözlerini sımsıkı kapattı. Sonra kollarını birbirine bağladı. Sinirliydi, bu yüzden şarkının sesini çok fazla açmıştı. On saniye geçince, kontrol edemediği şekilde kolları kaşınmaya başladı. Kendini çok rahatsız hissetti. Çok geçmeden tüm vücudu kaşınmaya ve acımaya başladı. Ama hayır, asla kapatmayacaktı şarkıyı. İnat etmişti bir kere. Kollarını, ellerinin üzerini, dizlerini, bacaklarını, saçını kaşıdı. Çok geçmeden tüm vücudunu saran amansız bir titreme geldi. Neler oluyordu? Bunların hepsi şarkı yüzünden miydi yoksa beyni ona oyun mu oynuyordu? Biraz sonra, kapalı gözlerinden yanaklarına doğru ilerleyen gözyaşlarının soğukluğunu hissetti. Bir, iki, üç... Bir sürü. Bir sürü gözyaşı akıyordu. Kendini kontrol edemiyordu! Çıldıracak gibi oldu. Öyle sert kaşımıştı ki derisini, derisinin üst kısımları parçalanmış ve kanıyordu artık. Tırnaklarının içi kendi kanıyla süslendi. Şarkı bitmek üzereydi. Son yirmi saniyesi kalmıştı. Gözlerini açtığı gibi batan güneşe baktı ve ansızın gözleri kamaştı. Tekrar yumdu gözlerini. Daha fazla dayanamayacaktı. Sanki ölümlü dünyada, ölmeden önceki son on beş saniyesini yaşıyormuş gibi hissetti. Ne yapmalıydı? Kendi de bilmiyordu. 

     En sonunda, son on saniye kaldığı sırada, kendini serbest bırakmaya karar verdi. Ne olursa olsundu artık. Daha fazla direnmeyecekti. Dokuz, sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki, bir, sıfır. Alt dudağını ısırdı, gözlerini açtı ve kulaklığı yere fırlattı. Titreye titreye güneşle bakıştığı sırada rüzgâr ona çok cesur olduğunu fısıldadı. "Çok cesur."

18 Şubat 2021 3-4 dakika 2 öyküsü var.
Beğenenler (6)
Yorumlar (3)
  • Tebrik ederim Betül hanım. Güzel bir öykü okuduk kaleminizden. 🧿

  • 7 gün önce

    İlginç bir öykü dahası iç döküm olmuş kutlarım Betül hanım

  • 6 gün önce

    Kimi şarkılar vardır derinden etkiler insanı, kimileri geçmişte yaşananları anımsatır, hüzünlenir kimi zaman insan dinlerken, bazı zaman öfkelenir ki belki içinde bir dolu sevda bir dolu yaşanmışlık vardır. Şarkılarda titretir ruhu sevdiklerimizde ... Hayat da şimdilik belki devam eden bir şarkı tadında akıp gidiyor işte... Kutlarım içtenlikle Betül Hanımı...