Şarkılara Öyküler - 1
Bu yazı, 30.05.2015 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Acılara Tutunmak
Dünyanın tüm sevinçleri birikip ayaklarına kuvvet olmuş gibiydi bu sabah. Aylardır yaptığı başvuruların sonucunda iyi haberi almış ve satış elemanı olarak işe alındığını öğrenmişti dün. O saatten beridir de ayakları yerden kesilmişçesine hafiflemiş, yüzünde lise aşkının bir zamanlar ona söylediği gamze bahçesi oluşmuştu yine. Hoş son yıllarda aldığı kilolardan sonra gamzeleri belli belirsiz olmuştu ama şimdi bu kimin umurundaydı ki. Parasızlığa katlanacak kadar olgundu fakat bir işe yaramamak, işyeri tatminlerinden uzak kalmak ona ağır gelmişti. Ergenliğinden beri çalışıyor olması, belki zorunluluktan belki içi istediği için tatil yapmadan, yorulmak bilmeden didinmesi onu bugünkü sıkıntılara düşürmüştü. Evet, kocaman harflerle yazılabilirdi durumu. Sıkılıyordu...
En sevdiği gömleğini ütüledi, beğenmedi ıslatıp tekrar üstünden geçti. İlk gün ne çok resmi ne çok spor olmak istiyordu. Rahat ve özgüveni yüksek biri olduğunu sansınlar diye her şeye özen göstermeye çalışıyordu. Giyim kuşam da bu koşullardan bir tanesiydi. Bu gibi durumlarda ses tonuna dikkat ediyor, heyecanını gizlemeye çalışıyordu. İşe alındığını bildiren sekreter kıza attığı çığlık dışında bir falsosu yoktu son zamanlarda. Sekreterin telefondaki görünebilir tebessümü sıcacık dururken gözlüklerinde, kekeme cümlelerinin sempatikliği ile avunmuştu akşamdan beri.
Aklına geldikçe heyecanı artıyor, nasıl davranacağını bilemiyordu. Evine yakın bir mesafede olan yeni işyerine yürüyerek giderse, heyecanın etkisi ile terleyeceğini düşündü. Bu kadar kısa mesafe için de taksi bulmak imkânsız gibiydi nerdeyse. Taksiciler duraktaki sırasını kaybettiği için bu tip müşterileri sevmiyorlardı. Çok sevdiği dayısının Mardin'de yaşadığı taksi maceralarını ona anlattığı geceler geldi aklına. Ne kadarı doğru ne kadarı yalan bilmiyordu. Ama dayısını çok özlemişti. Küçükken neden ortadan kaybolduğunu ona söylememişlerdi. Ta ki cenazesi eve gelinceye kadar da onu yurtdışında sanıyordu. Suçsuz yere girdiği cezaevinde darp sonucu beyin kanaması geçiren ve bir on gün hastanede can çekişip ölen bu umut adamının artık olmayacağına inanmak çok zor olmuştu onun için. Bu koca yürekli adamın büyük aşkının ona miras bıraktığı bir şarkı vardı. Onlarda kaldığı gecelerde inanılmaz heyecanlı öyküler anlatan bu iri adam, uyumadan hemen önce tok sesiyle şakımaya başlardı.
Acı çekmek özgürlükse Özgürüz ikimiz de O yuvasız çalıkuşu Bense kafeste kanarya O dolaşmış daldan dala Savurmuş yüreğini Ben bölmüşüm yüreğimi Başkaldıran dizelere Aramakmış oysa sevmek Özlemekmiş oysa sevmek Bulup bulup yitirmekmiş Düşsel bir oyuncağı Yalanmış hepsi yalan Yalanmış hepsi yalan Sevmek diye bir şey varmış Sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce Acı çektim susarak Şu kısacık konuklukta Deprem kargaşasında Yaşadım birkaç bin yıl Acılara tutunarak Acı çekmek özgürlükse Özgürüz ikimiz de Acılardan arta kalan İşte bu bakışlarmış Buğu diye gözlerimde Gün batımı bulutlarmış
Evden çıkmadan bağırarak söyledi şarkıyı ona iyi gelsin diye. Yol boyunca da içinden okudu, ıslıkla melodisini zihnine kazıdı. Ne güzel bir miras bu diye düşünürken açtı şirketin kapısını, daha önce bunu yüzlerce kez yapmış gibi günaydın dedi sekreter kıza. Gülüştüler...
04.02.2012