Sevgililer Günü Hediyesi

Muratla Hale,üniversite yıllarında tanışıp,tertemiz bir aşka dönüşen arkadaşlığın ardından;Murat mezun olur olmaz evlenmişlerdir.Tüm maddi olumsuzluklara rağmen;mütevazi,sıcacık,küçük yuvalarında mutluluğu doyasıya yaşamaktadırlar.Murat iş ararken Hale de okuluna devam etmekte,derslerin yanında küçük yuvalarını tertemiz tutmaya,eşine güzel yemekler yapmaya çalışmaktadır.Pırıl pırıl ufuklarındaki tek bulut Murat'ın tüm aramalarına karşın hala bir iş bulamamış olmasıdır.Nihayet o bulut da dağılır Murat kendi branşında olmasa da özel bir şirkette küçük bir iş bulmuştur.özür bile dilemeden sevinçten havalara uçarlar.

Aradan bir ay geçer.Murat tam da Şubatta deneme süresini doldurmuş ,patronun elinden çalışmalarının devamı dileğiyle ilk maaşını almıştır.Mutluluktan sarhoş bir halde akşam eşine yapacağı sürprizi vereceği güzel haberleri düşünerek yürümekte,artık parası olduğuna göre sevgili eşine alabileceği güzel hediyeleri hayal etmektedir.Arada bir vitrinlere bakarken birinin hızla kendisine çarpmasıyla rüyadan uyanır,adam özür bile dilemeden uzaklaşır Murat şaşkın biraz yürür aniden aklına cüzdanını yoklamak gelir;heyhat soyulmuştur!Arkasına döner,ama adam çoktan kaybolmuştur.Hemen en yakın karakola koşar, zabıt tutulur,şu an yapılacak bir şey yoktur. sevinci,umutları yıkılmış bir halde yola koyulur.Ceplerini yoklar ona kalan bozuk paralar ancak eve ekmek götürmeye yetecektir. Tekrar,tekrar sayar bozuklukları Allahım ne olur bir tek gül bari alabileyim diye dualar eder içinden ama nafile...

Dalgın,mutsuz yürümeye devam eder;kendisine geldiğinde,yolunu kaybettiğini farkeder;Ayakları onu tanımadığı bir sokağa sürüklemiştir.Etrafına bakınır:Çok güzel küçük bir sokaktır burası ve şu anda iki katlı şirin bir evin önünde durmaktadır,evin bahçesinde küçük bir sera dikkatini çeker Murat'ın o da ne seranın aralık kapısından hayallerini süsleyen kırmızı bir gül görünmektedir.Rüyada gibi bahçe kapısını açar ve seraya süzülür ;kırmızı gülü kopartır ancak"sen ne yaptığını sanıyorsun
diye haykıran davudi bir sesle irkilir;Seranın dibinde bembeyaz saçlı yapılı bir yaşlı adam,ateş saçan gözlerle ona bakmaktadır.Şaşkın ümitsiz,çılgınlar gibi titreyerek ,avaz avaz olanları anlatırken bulur kendini.Neler anlattığının farkında bile değildir aslında.Gözleri bulutlanır,suçüstü yakalanan bir çocuk gibi utanır adama göstermeden elinin tersiyle gözlerini silip kapıya yönelir.
Yaşlı adam "bir dakika genç adam diye seslenir ardından,eğer böyle gidersen sevgili eşin korkudan ölebilir.Şaşkın döner adam gülümseyerek mendil uzatmaktadır ona.Yüzünü silmelisin der unutma gülün dikeni vardır !Ben tüm iyi niyetimle sana inanıyorum,ancak yaptığın bir suçtu ve her suçun bir cezası olmalı!İşte bu yüzden ilk fırsatta mesela bu hafta sonu buraya gelip,serayı temizlememe yardım ederek borcunu ödeyeceksin.Eğer gerçekten dürüst bir erkeksen sakın unutma.Ne olur benim umutlarımı yıkma.Ayrıca güzel eşini de eşimle tanıştırmak isterim.Böyle söyleyerek elindeki makasla kestiği en güzel güllerden bir demeti Murat'a uzatır.Haydi koş yuvana sevgililer gününüz kutlu olsun der..

Murat adeta uçarak evini bulur.Sıcacık yuvasında sevgili eşi en güzel gülümsemesiyle karşılar onu.Bu gül demeti pırlantadan daha değerlidir onun için. Yemekten sonra Murat yaşadıklarını anlatırken kahkahalarla gülerler olaya.Ertesi gün Murat patrona durumu anlatıp biraz avans almayı başarır.Böylece zar zor aybaşını getirecekler sıkıntıyı atlatacaklardır.
Sıra gül borcunu ödemeye gelmiştir.Heyecanla güzel evin kapısını çalarlar.Kapıyı güler yüzlü,tonton bir bayan açar ve Rıza Bey gençler seni arıyor diye seslenir içeriye.Rıza Bey gülümseyerek gelir ve elini uzatır gençlere,tanışırlar.Murat'a dönerek "haydi genç adam işimize bakalım hanımlar da çay hazırlasın diyerek seraya davet eder.Birlikte serayı temizler sonrada iki hanımın tatlı bir sohbete daldığı çay masasına otururlar.
Aradan aylar geçer ,bu güzel güngörmüş insanlar Muratla Halenin en yakın dostu olmuşlardır artık.
Hale Osmanlı mutfağının en güzel yemeklerini bu güler yüzlü bayandan öğrenip denerken,Murat da gül yetiştirmenin incelikleri eşliğinde Rıza Beyin hayat tecrübelerinden dersler öğrenmektedir.

Her on dört Şubat artık onlar için bir bayram sevinciyle bu güngörmüş yaşlıların ziyaretine gitmek ve bir ibadet gibi;"Bizim günümüzde sevgililer günü yoktu ama diye başlayan birbirinden güzel anıların eşliğinde Rıza Beyin çay saatine misafir olmak çok zevkli bir gelenek haline gelmiştir..

Kader onlara ömür boyu alabilecekleri en güzel "sevgililer günü"armağanını bir gülle ulaştırmıştır..

15 Şubat 2012 4-5 dakika 12 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (1)
  • 7 yıl önce

    Günün öyküsünü ve yazarımızı kutlarızud83eudd20