Üç Defa Değişti Bizim Takım
Benim takım tutma hikayemde ilginçtir. Tabi ki bende her Türk Çocuğu gibi Fenerbahçeli doğmadım. Dünyaya geldiğimiz zaman kulüp takımlarından ve milli takımdan bihaber olarak gelir insanlar dünyaya. Siz bakmayın fenerlilerin bu olayı abartıp da ''Her çocuk Fenerbahçeli doğar.'' fantezilerine yok aslında öyle bir şey....
Bir şekilde fenerli olmuşuz işte. Nasıl olmuşuz hatırımda yok şimdi. İlkokulu bitirip başka bir apartmana taşınınca mahalleden ve okuldan da arkadaş olduğumuz Reha Galatasaraylı olunca onun hatırına binaen, birazda dolduruşu ile bizde Cim Bom boma yatay geçiş yaptık. O sıralar memlekette Karadeniz Fırtınası esiyor ki ne fırtına, gelene üç beş gidene üç beş atıp atıp şampiyonlukları kimselere bırakmıyorlar...
Sınıfta arkadaşım Ali Osman ile İbrahim iki kardeş var hem de Trabzonlular... Trabzonlu olup da başka bir takım tutmalarına haliyle imkan yok. Bende Cimbomlu ama öylesine işte, laf olsun torba dolsun diye olmuş bir taraftarlık sizin anlayacağınız... Gelip yanıma ''Gel sen Trabzonsporlu ol hem de Artvinliymişsin bak.'' diyorlar. Aklıma geliyor gidiyor, Trabzon fırtınası esiyor hem de çok kuvvetli bir şekilde... Trabzonsporlu oluyoruz fanatikleşmeden ama...
Okulda zaman zaman radyodan maçları dinliyoruz boş derslerde. Fırtına dinmek bilmiyor. Başta rahmetli Ahmet Suat Özyazıcı Hoca... Hüseyin var, Necmi var, Hami Mandıralı, Kadir, Bekir... Üç büyükler tabi şak diye parayı bastırıp Trabzonsporlu Futbolcuların peşine düşüyorlar... Sonra bir şekilde Ortaokul bitince İbrahim ile Ali Osman okulu bıraktılar liseye devam etmediler. Biz de tekrar Cimbombom ile nikah tazeledik...
Şimdi aklınıza soru takılabilir, hayatında kaç kere Cimbombomun maçına gittin diye ya da kulübe üye misin diye... Ne kulübe üyeyim ne de stadyumda Galatasaray'ın bir futbol maçını seyretmedim, televizyonlarda denk geldi mi de illaki seyrederim zaman zaman, ama hepsi o kadar... Ha basket maçı olursa, voleybol maçı olursa bak Ankara'da onlara giderim. Basketbol seyircisi de, voleybol seyircisi de daha bir efendi ve daha bir kültürlü, basket maçlarında, voleybol maçlarında da fazla olay çıkmaz...
İşte böyle bizim takımlar ile ilgili hikayemiz. Baba hangi takımı tutuyorsa çocukta o takımı tutuyor genellikle ama bazı zaman istisnalarda olabiliyor. İşte o zaman baba ile oğlu arasında ya da dayı ile yeğen arasında tatlı tatlı birbirini üzmeden kırmadan, dökmeden kızdırmalar olabiliyor. O da işin tuzu biberi olsa gerek...