umursamaz
nasıl yani? dedim. neden çagırdı ki beni bugün? görüşmeyi de nereden çıkardı? en son o yazışmalarımızı kendi kesmişti; yıllar geçti aradan ben onun iki kelimesini beklerken. Tam vazgeçtiğimde nereden çıktı bu şimdi? böyle düşünmüştüm o beni aradığında. yinede bütün merakım ve heyecanımla ona koşacağımı biliyordum. her zaman zaafım vardı ona karşı. hep te olacaktı. kabul etmiştim bunu artık.
gittim de. alacakaranlık bir boğaz manzarasının önünde beklememi istemişti onu. istediğini yaptım.heyecanımı yatıştırmaya çalıştım ıslık çalarak : 'benimle oynar mısın?' Güneş karşımda ağır ağır terkediyordu istanbulu. onun renk değiştirmesi izlerken kamaşan gözlerimi kapatıp dinlendiriyordum. ve onun bütün sıcaklığını hissettim yanımda. gözlerimi açmama gerek yoktu.elimi yanıma attığımda kucağına düşüverdi.gözlerimi açtığımda artık onun gözleri kamaştırıyordu.
hiç sorgulamadım. 'beni neden bunca sene sonra, evlenmeme bir hafta kala aradın? bunu bana neden yapıyorsun!' ne önemi vardı ki? yanımdaydı. her zaman olduğu gibi , kendiliğinden gitmiş, kendiliğinden gelmişti. ve ben her zamanki gibi tüm benliğimle kabul ettim onu. hiçbirşey olmamış gibi. çocukluğumuzdaki gibi.
konuştuk. neler yaptığımızı anlattık. yürüdük durmadan. ve bütün o konuşmaların arasında , anladım ki bu kez temelli dönmüştü bana. gitmeyecekti.
artık gözümde hiçbirşey yoktu. sahilde biz konuşurken bize garip garip bakan insanlara dikkat bile etmiyordum. ona uzun uzun nişanlımı da anlattım. 'anlatma bana onu 'dedi. 'artık onun bir önemi yok değil mi?' ' öyle tabii ' dedim. ' hatta şimdi konuşacağım onunla '
birlikte bir taksiye bindik. nişanlıma gittik. ' ben arabada beklerim ' dedi bana. ' tamam sevgilim' ' pardon abla? ' dedi şoför. ' yok sana demedim. burada bırakırmısın yarım saate gelirim.' ' tamam abla'
çıktım yukarı. konuştum. ' hayatımda başkası var ' dedim. ' hep vardı ; içimde. ' ' kim o, kim!' diye bağırdı yüzüme. haklıydı. o yüzden korkmadım hiç . pencereden bekleyen taksiyi gösterdim. anlamsız gözleri takıldı dışarı. ' tamam ' dedi. ' elveda' .
ne hissettiği umrumda bile değildi. o anki hislerim hiçbirşeyi düşündüremezdi bana. nihayet onundum sadece. ve o da bana dönmüştü işte. nasıl beklemekten vazgeçebilmiş, nasıl ondan ümidi kesebilmiştim? bazen ne kadar aptal oluyordum böyle ? !
taksiye bindim. ' bana gidelim . ' dedim. başını salladı. aynadan taksiciyle gözgöze geldim. adresi verdim. eve geldiğimizde çay demledim ikimize. salonda oturduk bir süre. sanki hep birlikteymişcesine. yatağımızı hazırladım gece olduğunda. banyoda dişlerimi fırçalarken, belime sarıldı aniden . korkmuştum , gülerek aynaya baktığımda, yalnızca kendi yansımam vardı karşımda.
o an anladım neler olup bittiğini. ama anlamamazlıktan geldim yine. bu dünya için olmasa bile, o benim için gerçekti.
ve nasıl olursa olsun, bana dönmüştü işte!