Uyuyan Sınıf 17.Bölün
UYUYAN SINIF
“Sınıfta kalanların değil hayatta kalanların sınıfı”
17.BÖLÜM
YAZAN: OĞUZ BATIN
Cumhuriyet Lisesi’nin koridorları o gece hiç olmadığı kadar sessizdi. Yerde kırılmış cam parçaları vardı. Polisler yeniden okula doluşmuş, arşiv odasının çevresini güvenlik şeridiyle kapatmıştı.
Ama Uyuyan Sınıf’ın aklında sadece tek bir şey vardı:
Sararmış mektup.
Rüzgar, mektubu dikkatlice elinde tutuyordu. Müdür Mehmet Sabuncu bile şaşkın görünüyordu.
“Bunu burada açmayın,” dedi başkomiser sert bir sesle. “Bu iş artık resmi soruşturma konusu.”
Fakat mektubun üzerindeki eski mühür herkesin dikkatini çekmişti. Cumhuriyet Lisesi’nin ilk amblemi vardı üstünde. Altında ise silik harflerle şu yazıyordu:
“1957”
Mesut Öğretmen gözlüğünü çıkarıp fısıldadı:
“Bu mühür… okulun kurulduğu yıllardan kalma.”
Sabri Amca derin bir nefes aldı.
“Rahmetli eski bekçi anlatırdı… Bu okulun altında gizli bir bölüm olduğundan söz ederdi.”
Herkes bir anda ona döndü.
“Ne bölümü?” dedi Kerem.
Sabri Amca tereddüt etti.
“Kimse tam bilmezdi. Ama eskiden bazı öğretmenler geceleri bodruma iner, sabaha kadar çıkmazmış.”
Tufan hafifçe güldü:
“Sabri Amca korku filmi gibi konuşuyorsun.”
Ama kimse gerçekten gülemiyordu.
Çünkü o sırada okulun elektrikleri yeniden gidip geldi.
Koridor lambaları bir yanıyor bir sönüyordu.
Ve konferans salonunun hoparlörlerinden aniden cızırtılı bir ses yükseldi.
“Uyuyan Sınıf…”
Herkes irkildi.
Ses boğuktu ama netti.
“…gerçeği öğrenmek istiyorsanız bodruma inin.”
Sonra ses kesildi.
Polisler hemen ses sistemini kontrol etmeye koştu ama kimseyi bulamadılar.
Başkomiser öfkeliydi.
“Kim bizimle oyun oynuyor?!”
Ama cevap yoktu.
ERTESİ GÜN
Okulda artık herkes korku içindeydi. Öğrenciler gruplar halinde dolaşıyor, kimse tek başına tuvalete bile gitmek istemiyordu.
Bazıları okulun lanetli olduğunu söylüyordu.
Bazıları ise gizli bir çete işi olduğunu düşünüyordu.
Uyuyan Sınıf ise öğle arasında eski spor deposunda toplandı.
İbo sessizliği bozdu:
“Bence o bodrum işine bakmalıyız.”
Doğu hemen karşı çıktı:
“Saçmalama oğlum! Polis var zaten.”
Kerem duvara yaslandı.
“Polis dün gece hiçbir şey bulamadı.”
Tufan’ın gözleri düşünceliydi.
“O maskeli adam mektubu özellikle bize bıraktı.”
Rüzgar başını kaldırdı.
“Çünkü bizi oraya çekmek istiyor.”
“Peki gidecek miyiz?” dedi Kerem.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Rüzgar net konuştu:
“Evet.”
GECE YARISI
Saat tam 00.10’du.
Cumhuriyet Lisesi karanlığa gömülmüştü.
Uyuyan Sınıf üyeleri bu kez okulun ön kapısından değil, spor salonunun yanındaki eski yangın merdiveninden içeri girdiler.
Sabri Amca gizlice yardım etmişti.
“El fenerlerini dikkatli kullanın,” demişti onlara. “Ve bir şey olursa hemen kaçın.”
Koridorlar ürkütücü derecede sessizdi.
Ayak sesleri yankılanıyordu.
Bodrum katına indiklerinde ağır bir rutubet kokusu hissettiler.
Kerem burnunu kapattı:
“Off… burada insan mı yaşar?”
Tufan duvara tuttuğu fenerle eski bir demir kapıyı gösterdi.
Kapının üstünde paslı bir tabela vardı:
“ARŞİV -2”
İbo şaşkınlıkla baktı.
“Bizim okulda eksi ikinci kat mı varmış?”
Kapı kilitliydi.
Doğu levyeyle zorladı.
Kapı büyük bir gıcırtıyla açıldı.
İçeri girdiklerinde herkes sustu.
Çünkü karşılarında eski sınıf sıraları vardı.
Duvarlarda onlarca siyah beyaz fotoğraf asılıydı.
Ve fotoğraflardaki öğrencilerin hepsi aynı şeyi yapıyordu:
Uyuyormuş gibi sıraların üstüne kapanmışlardı.
Rüzgar ürperdi.
“Bu ne lan…”
Mesut Öğretmen’in yıllar önce anlattığı bir hikâye aklına geldi.
Cumhuriyet Lisesi’nde yıllar önce “Uyuyanlar Kulübü” diye gizli bir öğrenci grubundan söz edilmişti.
Ama kimse bunun gerçek olduğuna inanmamıştı.
Tufan eski masalardan birinin üstündeki defteri aldı.
Tozu üfledi.
Kapağında şu yazıyordu:
“UYUYAN SINIF DOSYASI”
Herkes birbirine baktı.
İbo yavaşça:
“Bizim sınıfın adı…”
Tam o sırada bodrumun derinliklerinden bir ayak sesi geldi.
“Tak…”
Sonra bir tane daha.
“Tak… Tak…”
El fenerleri karanlığa çevrildi.
Ama hiçbir şey görünmüyordu.
Doğu yutkundu:
“Burada biri var.”
Ve aniden bütün ışıklar söndü.
Kapı sertçe kapandı.
Kerem bağırdı:
“Kapıyı biri kilitledi!”
Koridorun karanlığından boğuk bir ses yükseldi:
“Gerçek Uyuyan Sınıf’a hoş geldiniz çocuklar…”
Bir anda bodrumun ucunda tek bir kırmızı ışık yanmaya başladı.
Ve ışığın altında duran kişinin yüzünde aynı siyah maske vardı.
Ama bu kez yalnız değildi.
Arkasında karanlıkta duran onlarca kişi vardı.