Yalan Hayat
_ 1 _
İş çıkışı eve gitmek istemedi canım , son zamanlarda işim nedeniyle ailemden uzak yanlız başıma kaldığım o ev sanki boğmaya başladı beni, acaba aileme bu kadar bağlı olmasam, özlemesem , o kadar sevmesem onları daha rahat mı dayanırdım ? diye geçti aklımdan , saçma geldi bu da , yanlızlık her yönüyle herkeze zordur diye teselli ettim kendimi. Çalıstığımız iş yerlerindeki kalabalıklar arasında da yanlız değil miyiz çoğumuz ? Hele birazda yetkiliysen iş yerinde, dileğince sıcak ilişkilerde kurulmaz, her zaman vardır bir mesafe, çalıstığım o çelik fabrikası birden doldu zihnime, sanki yanlızlık daha derinleşti , radyoyu açtım sonuna kadar ruh halime uymayan hızlı bir disko parça doldu arabanın içine , olsun, kalsın bakalım, belki havam değisir, tamam ! kararımı verdim eve gitmiyeceğim bu akşam şöyle bir Taksim Beyoğlu yapayım uzun süre oldu klasik turumu atmayalı; Saray da börek , İnci de profitrol , Şampiyon da kokoreç ,kısacası tüm zevkler oburluk üzerine , beni mutlu kılıyor ya olsun varsın bugünde birkaç kilo alayım.Güneş kıpkırmızı batma telaşına girmişti , herkez gibi o da diye düşündüm , güneşinden eve gitme telaşında olma fikri biraz neşelendirdi beni birazda kıskandım onu ,Kumkapıdaki balıkçıların ışıkları daha da belirginleşmişti, Sarayburnundaki akıntıya direnen kayıklardaki balıkçılar gün ışınlarının iyice yataylaşıp balıkların yemlere karşı daha hassas olduğu bu saatlerde eve gitmeden günün yevmiyesini çıkartmaya uğraşıyorlardı .Araba vapurunun araç kuyruğunun sonu Gülhane parkının çıkışını geçmiş Sarayburnu istikametine doğru uzanmıştı, bu kuyruk olmasa programımı değiştirip bir vapur keyfi yapabilirdim gönlümce, martılara simit atmayalı çok zaman oldu.
Kıyıboyu Sirkeci, Beşiktaştan geçtim, trafiğin tıkalı olduğunu bile bile , hiç acelem yok aslında , insanları görmek ,akşam telaşlarını hissetmekde güzel ,ne kadar eve dönen insanlar biraz hüzün versede ince ince içimi sızlatmıyor değil,şimdi eve gitmek vardı diye geçiriyorum aklımdan hemen dikkatim dağılıyor , sonra yola dikkatimi verip Dolmabahçeden sapıyorum Maçkaya doğru, nerdeyse karanlık çöktü sokaklara diyebilirim ,ışıklar birer birer yanıyor , Nişantaşının pırıltısı hic kamaştırmıyor gözlerimi aksine rahatsız ediyor nedense, yapmacık ,maske takmış o insanları düşünmek bile midemi bulandıyor birden, Harbiye yönünden ulaşacağım Taksime, trafik tıkalı adım adım gidebiliyoruz, açık pencereye doğru bir karaltı yaklaşıyor İstanbul da duyduğum olayları hatırlayınca telaşlanıyorum birden , hele de kolunu cama koyunca önümdeki arabayla olan mesafeyi görüp gaza basıyorum aniden , keskin bir çığlık geliyor karaltıdan ,belli ki canı acıyor , _ Ne yaptın yaa.. ? diyor, bir kız cocugu bu ! On yedi yaslarında ya var ,ya yok ,sadece birsey soracaktım diyor , utanmakla, tedirginlik birbirine karısıyor , pardon dememi fırsat bilip atıyor kendini içeri, kız olduğu ancak dikkatlice bakınca anlasılıyor erkek gibi giyinmis dökülüyor üstündeki giysiler , şivesi çok düzgün ses tonu kalın ,yaşadığı hayatın zorluğu tam belli dışarıdan, ben birşey sormadan hızla başlıyor konuşmaya. _ Sen aniden sürdün arabayı, herkez bana baktı kötü birşey yapıyormuşum gibi, utandım diyor, tekrar üzüntümü belirtiyorum ,sonra hemen konuya giriyor, _ Açım , param yok, Taksime yürüyebilecek halim yok ,beni bırakırmısın yolun sonuna ? diyor tamam der demez yeniden yüz bulmanın arsızlığı ile soruyu patlatıyor, bana bir yirmi lira versen olmaz mı ? param yok diyorum ,o da anlıyor yalan olduğunu , sonra birden ağlamaya başlıyor, hem acıyorum hem kendime kızıyorum belayı buldun diye , çekingen ve korkağımdır bu konularda ne yapacağımı bilemem bir an önce kurtulmak istiyorum ama ağlamasının arasında birçok yalanı sıralıyor fırsatı bulunca; çoğu zaman parklarda yattığını , kaldığı otelden bu gece biraz para vermezse kovulacağını ve daha nicelerini iki dakka içine sığdırıyor nasıl da ezberlemiş diye düşünüyorum yan gözle bakıyorum ama en çok o gercek göz yaşlarını nasıl becerdiğini bir türlü anlıyamıyorum.yaklasık dört dakikalık mesafede bir felaket romanını dolduracak
_ 2 _
Kadar şeyler anlatıyor , arabayı park ettiğim yerde o da iniyor, arabanın orta gözündeki 20 lirayı usulca uzatıyorum, saniyesinde kapıyor , yine arsızlaşıyor, _Şuradan birde hamburger alsana bana .., pişmanlık duyuyorum parayı verdiğime ve kendime kızıyorum yine kurtulma hissi gitgide büyüyor içimde, gösterdiği yer yakın, karşı koyamayıp giriyorum içeri, sadece hamburgeri değil ekmek arası döneri ve kumpiri de yutuyor onca şeyin on dakika icinde o incecik bedenin neresine gittiğini kestiremiyorum , kendimi teselli ediyorum, aç oldugu yalan degilmiş hiç değilse . -İyi birisin sen, diyor ...herhalde diye geçiriyorum icimden , sonunda istekleri bittiği icin mutluyum yine de bir an once kendi planlarımı uygulamak istiyorum, tedirginligimi anlıyor, _ Eve mi yetisecektin ? _ Hayır yanlızım İstanbulda, işim var gitmeliyim, diyorum bu kez sorular ardı ardına ondan geliyor . _Evli misin ? _ Evet ! bu soru bariyer sorudur ve çok kritiktir bu cevapla en küçüğünden en büyüğüne yeni tanıştığın bayanlar için duvarı iyi örersen başın belaya girmez , sıkıntılardan uzak durursun. _ Biri senin yaşlarında iki çocuğum var . _Ne kadar şanslılar deyip yeni bir taktikle başlıyor acındırmaya yine ,damardan girmeye çalısıyor, acaba bende cok mu saf duruyorum, o mu çok akıllı ?diye aklımdan geçiriyorum ama oyunu da bozmak istemiyorum ,resimlerini gösteriyorum ona, büyük oğlanı cok yakışıklı buluyor, takılıyorum istersen tanıştırırım ,diye . _Ben kolay kolay arkadaş olmam diye kafadan atıyor sertce, bende ona ailemi ne kadar sevdiğimi özlediğimi anlatıyorum ,resmini gorunce eşime hayran oluyor. _ Ne kadar da güzelmiş, diyor usulca _ Öyledir , yirmi seneden sonra aşığız hala birbirimize diyorum, tedirginliğimde azalıyor sanki _Karşılıksız iyilik yapan insan o kadar az ki ! diyerek yine hoşa gidecek bişseyler söylüyor ,eyvah diyorum yine birsey isteyecek ,yok ! bu kez sanki içten söylüyor bunu , bir yanım kalkmak istiyor masadan bir yanım merak ediyor bu çocuğu. _Ailen ¬nerde ? _Balıkesirde,istemiyorlar beni, diyor , benimde eşim balıkesirli ,attı yine diye düşünüyorum, esmer çingenelere yakın rengi hiçte Balıkesirli gibi durmuyor,ama şivesinin doğulu veya karadenizli olmadığıda kesin. _ Halamla babaannemle kalıyordum kardeslerime de onlar bakıyordu ama halam öldükten sonra beni istemiyor diyor, halasının ölümüyle onun neden istenmediği hakkında bir bağlantı kuramıyorum , aklım karısıyor hangisi yalan hangisi doğru seçemiyorum yine, ezberinin karıştığına hükmediyorum, sorularımın hepsine kacamak cevaplar veriyor.Sonra adını sormadığım aklıma geliyor . _Gül ... _Gercek ismin mi ? diyorum alınıyor bu soruya , _Şengül de ben Gülü daha çok seviyorum ,ondan öyle söyledim, istersen göstereyim nüfus kagıdımı, yok diyorum ,öylesine dedim, diye geçiştiriyorum oda bana soruyor adımı. _ Hasan diyorum , yüzündeki ifadeler o kadar çok ve çabuk değisiyor ki bunca zaman yöneticilik yapmamın bana verdiği insan karakteri analizini tutturamadığım için rahatsız oluyorum , tahlillerimde çok büyük bir üçkağıtçıdan, zavallı bir yalancıya , muhtaçlıktan çaresizlige kadar uzanan ikilemler içinde kalıyorum ve doğruların bunca yalanlar arasında biryerlerde saklandığını hissedebiliyorum ancak. Türkçeyi kullanmasındaki düzgünlük ,görünüşü , ellerinin ağır işçi gibi kir pas içinde olması, elbiselerinin nerdiyse parçalancakmış gibi durmasıyla büyük bir tezat oluşturuyor, tahsilini soruyorum _Lise birden atıldım _ Neden ?
_ 3_
_Hocanın birini bıçakladım. ! , bu da yalandır diye düşünüyorum acaba bana bir göz dağı mı ? diye düşünmekten alamıyorum kendimi, iyice karışıyor yalanlarla gerçekler birbirine
En çok sokaklarda orada burada kalması bende merak uyandırıyor, kırmamaya çalışarak nazikce soruyorum
_Başına birsey gelmiyor mu ?
_Bıçağım var diyor , kesin yine atıyor diyorum içimden, ardından hemen bir hikaye uyduruyor geçen gece adamın biri sataştı bacağına sokuverdim bıçağı diyor ,aslında yapılı kalıbıma rağmen çok ürkerim böyle şeylerden ama rahatsız etmiyor beni , kendini koruyabiliyor hissi aksine rahatlatıyor beni , sağı, solu süzüyor dikkatlice ve arka cebinden cıkarıyor bıçagı; kırmızısı pırıl pırıl üstünde sarı susleri olan bir sustalı bu , ciddi bir bıçak çok şaşırıyorum , şaşkınlığımı anlıyor
_ Korkma sadece kendimi korumak için diyor, korktuğumu anladığı için utanıyorum.
_Yok korkmadım ama hoşlanmam böyle şeylerden bela getirir insana sende taşımasan iyi olur .Cevap vermiyor buna.
_Ya uyusturucuya zorlamıyorlar mı seni bu ortamda ? fazla mı açık sordum diye kendime şaşyorum hiç yadırgamıyor.
_İnsan kendi istemezse kimse zorla birsey yaptıramaz burada , o iş filmlerde dizilerde hikayelerde oluyor , diyor yinede inanmakta zorlanıyorum baştan beri aklıma gidip gelen ama onu tanıdıkca düşündüğüm şeyden utandığım seyi pat diye kendi söylüyor yine o kendinden emin halinle,
_Kendini satanların bile kendi kararıdır o, istemediğini gösterirsen kimse yanaşamaz sana.,Bir kız çocuğunun bu kadar güçlü olmasını aklım almıyor.
_Peki neden o bıçak ?
_ Dışardan takılanlara , diyor ve hemen konuyu degistiriyor, sevdiğim bir çocuk vardı benim diye yumuşak bir ses tonuyla başlıyor lafa , o anki gözlerindeki hüzünden bu kez yalansız birşeyler anlatacağını hissediyorum
_Gördüğüm her yerde boynuna atlayasım gelirdi , bıraktı gitti beni , yanlız bıraktı beni , işte o an sanki mozaikler zihnimde yerine oturuyor gerçek olan hayat hikayesinden birşeyleri yakaladığımı hissediyorum, zayıf düştüğünü hissederek hemen başka konulara atlıyor, konuştukca onunla ,o ilk andaki felaket insanın yerini zorluklar içinde büyümeye çalışan ve kendi yarattığı yalan bir dünya ile buna bir zırh yaratan zavallı bir çocuk alıyor. Üstüne giydiği sert ,umursamaz , tavrın altında aslında korunmaya muhtaç, iyi şeylere özlemi çok fazla olan zavallı bir çocuk yatıyor. Bu benim kendi kızım olsaydı diye geçiriyorum aklımdan nasılda farklı olurdu hersey onun için ,sonra acaba benim cocuklarımın kendilerinin nasıl değerlere sahip olduklarının farkında olup olmadıkları aklıma takılıyor, hiç bir zaman yokluk çekmediler ki oysa Şengül bu durumda olan binlerceden sadece birtanesi hiç bir zaman bu tip çocuklara bol bol yardımcı olabilecek bir maddi duruma erişememenin verdiği sıkıntı kaplıyor içimi , durumu iyi olanların umursamazlığı karşısındaki öfkeyide belli etmemeye çalışıyorum
_Bak diyor , ben genelde bu sokağa ve şu simit evine takılırım geçersen buralardan bakmayı unutma , sanki dalga geçermis gibi gülüyor ,sonra son bir hamlede sallıyor yine
_Benim telefonum yok, hattım var ama telefonumu çaldılar yoksa arardım seni,
_İşallah ,diyorum bende bu oyuna uyar gibi
_Baba adammışsın ha...diye bağırıyor arkamdan ve karanlık bir dünyada kayboluyor telaşla, ses tonuyla birazda saf bulduğunu ima ederek, yine aynı seyi düşünüyorum iyi adammışım valla ! sabırla safmışım gibi davrandığım için ve içimden teşekkür ediyorum ona hayatımın kıymetini bana öğrettiği için , aslında yanlız olanın ben olmadığını hissettirdigi için, eşime çocuklarıma , ailemdeki huzura ve zor durumlarda olanların ayaklarını yere nasıl bastığına ait aldığım hayat dersine bir kez daha şükrediyorum, turumu tamamlamadan Yanlız kaldığım eve dönüyorum , herşey daha sevimli , çekilir , olumlu gözüküyor gözüme aslında yanlız olmadığımı hissediyorum.