Yüzleşme
Kimler yalnızdır,zaman nasıl geçer,hayat gerçekte nedir??
İşte bu akıl tırmalayıcı ve yürek dağlayıcı sözleri mırıldanarak uzandığı yerden kalktı Akın Karaçam..Üzerinde uzun süredir uyumanın ağırlığı ve mahmurluğu duruyordu.Yarım satir uyanmış olmasına rağmen aklını meşgul eden sorulara bir cevap aramaya çalışıyordu,belki de aradığı bu cevaplarla birlikte bir çıkış yoluydu.
Gözlerinin birini ovuştururken,ötekiyle karşı kanepede duran,uykusu ve tembelliğiyle kendisine çok benzediğine inandığı Şirineye baktı.Onu dört ay önce evcil hayvanlar satan bir dükkandan satın almıştı.Diğer kedilere göre farklı gelmişti kendisine..İçine daha kapanık ve bir o kadar da pısırık... Lavaboda elini yüzünü yıkarken başını her kaldırışında farklı suretler gördü.Erik,kaysı ve dut ağaçlarıyla dolu bahçede durmadan koşan bir çocuk belirdi önce...Daha sonra bıyıkları yeni terlemiş bir gencin piyano kursundaki komik hali...
Belli belirsiz sözlerle tekrar kanepeye kendini attı.Beş dakika geçmeden ani bir hareketle kendisini heyecanlandırdığı belli olan sese doğru konuştu.Pencereden dışarıya doğru baktığında yağan yağmuru gördü.bu mevsimin ilk yağmuruydu,taze ve biraz da çekingendi.Sonsuz derecedeki yağmur tanelerinden biri olmak istedi,bir yağmur tanesi olup toprağa karışmak...
Yeşil denizinin göle bakan en güzel kısmındaki kulübesinden çıkıp yüzünü yağmura doğru tuttu,çam ağaçları da öyle yapıyordu.ellerini havaya doğru kaldırıp yağmur tanelerini tutmak istedi.bunu yaparken sancılı döneminin hüzünlerini unutturan o cümle içine serin bir nefes gibi oturdu.?Mevla görelim neyler,neylerse güzel eyler?Şehre doğru giderken eski bir kitapçıdan almış olduğu kitaptaki bu cümle asıl olanın özetiydi.
Gerilim öykülerinin en tanınmış yazarı olan Akın Karaçam şehrin gürültüsünden ve ruhsal kirliliğinden ayrılmış ve yazma konusunda kendisini rahatlatan bu kuytu mekanına,yani kulübesine temelli yerleşmişti.Kırkına merdiven dayayan bir için gerçekten haya neydi..? Yağmur hızlanınca içeriye girip kurulandıktan sonra sallanan koltuğa oturdu.Şömineye yakın duran akvaryumdaki balıkları seyrettiğinde kendi durumunun onlardan farklı olmadığını anladı,belki de Onlar kendisinden daha şanslıydı.
Cümleler,Onun düşünce dünyasını ziyaret ederken bir anda küçük yaşlarda cuma hutbesinde dinlediği; ?Hepiniz çekirge sürüleri gibi diriltileceksiniz? şeklindeki ilahi buyruk aklına geldi ve sarsıldı.Sonra ilahi mekanlarda yaşadığını hatırladı.Eyüp'teki bayram namazı,Yeni Camii'nin önündeki mahşeri kalabalık.Kur'an kursunda öğrendiği ilk harf ?Elif?.Elif ne kadar dik ve vakur bir harfti ve bir o kadar da sakin.Ya kendisi?yıllardı gerilim öyküleri yazarken hayatının gerçek gerilimini görememişti. Ayağa kalktığında çalışma masasındaki Marifetname'yi fark etti.Şimdiye kadar yazdıkları,bu kitabın tek bir cümlesi kadar değer taşımıyordu.
Oysa hayat sonsuzluğa uzanan bir emanetti.Emaneti şimdiye kadar yerine getiremediğini acı acı düşünürken gözlerine bulutlar indi,içi tıkandı,her şey sonbahar oldu ve düştü.Fakat tövbe edenlerin yeni doğmuş bir çocuk gibi sayılacağı hükmü ümit oldu,ümit tebessüme dönüştü ve yazlar getirdi.
Haftalardır devam eden muhasebe süreci ani bir karar dönüştü.Kollarını sıvazlayıp lavaboya doğru giderken Şirine'nin uyandığını fark etti.sanki kendisine gülümsüyordu,belik de Ona öyle gelmişti.İlk aldığı abdesti bildiği kadarıyla tekrarlamaya çalıştı.Bu kez aynada tek bir suret vardı.?Kendi yüzü? Akın Karaçam,bedeni ve ruhuyla Yaratıcı'sına en yakın anı yaşarken yağmur yeni yeni dinmişti.Karşı tepeden güneş yüzünü gösterirken ışık demetleri kulübenin penceresinden içeri giriyordu.