Yüzyılın Sırrı
Bu yazı, 06.07.2011 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
"Bu öyküde anlatılanlar sadece kurgudan ibarettir. Gerçekle hiçbir ilgisi yoktur."
Uzun yıllar önce, insanoğlunun otomobillerle ilk tanıştığı zamanlarda, birbirine sıkı rakip olan iki otomobil firması vardı. Bunlar Kia ve Qart firmaları idi. Birbirlerinin yaptığı yenilikleri günü gününe takip eder, kendi otomobillerini üstün kılmak için gece gündüz çalışırlardı. Bunların binlerce çalışanı, binlerce dönüm toprağı ve yüzlerce fabrikası vardı. Her fırsatta rekabet kazanını kaynatırlar, birbirlerinden asla aşağı kalmazlardı.
Ne var ki yılların geçmesiyle teknolojinin ilerlemesi çok hızlı oluyordu. Kia ve Qart hiç taviz vermeden rekabete devam ediyor, en son teknolojiyle araçlarını donatıyordu. Fakat bu o kadar çok pahalıya mal oluyordu ki birinin yarışı bırakması an meselesiydi.
Quart'ın finans ofisinde hararetli bir tartışma çoktan başlamıştı. Böyle giderse değil bir sene sonraya, altı aya bile ayakta kalması imkânsızdı. Biran önce yeni bir önlem stratejisi planlanmalı ve rakiple iletişime geçilmeliydi. Nesillerce süre gelen rekabetin bitmesinin söz konusu bile olamayacağı dile getirilmiş, yeni planlara çalışılmaya başlanmıştı. Anapara sıkıntısı gün geçtikçe kendisini hissettiriyor, otomobil üretimini yavaşlatıyordu. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi yeni çıkan yasalarla birlikte üzerlerine ağır bir vergi yükü de binmişti. Bankalara yapılan kredi teklifleri Kia'nın engellemeleriyle karşılaşıyor ve cevaplanmıyordu. Herkes Qart'ın çöküşüne anbean tanı oluyordu.
Qart'ın genç patronu Benjamin Quarter, genel ofisinde elindeki altın kadehten viskisini yudumlarken, aynı zamanda şirketini kurtarmanın bir yolunu düşünüyordu. Günlerdir uyumadığı kan çanağına dönmüş gözlerinden belli olan Benjamin, daha fazla uykusuzluğa dayanamayıp masasında uyuyakaldı.
Güneş doğalı birkaç saati geçmemişti ki Benjamin sekreterinin telefonuyla kendine geldi. Sekreter, karısı ve minik kızının geldiğini haber verdi. Kendini toparlamaya çalışırken karısı ve henüz altı yaşındaki kızı içeriye girmişti bile. Eşinin onun için endişelendiği yüz ifadesinden belli oluyordu. Bu sırada telefon bir daha çaldı ve sekreter yeni gönderilen kredi isteğinin de reddedildiğini bildirmeye başladı. Minik kızı Linda, babasının sehpanın üzerine bıraktığı sigara tabakasını almış, onun telefon konuşmasını taklit ediyordu. Tabakayı kulağında tutarken diğer eliyle de mikrofon gibi yapıp konuşur gibi yapıyordu. Babası yorgun da olsa sevecen bir şekilde kızını izlerken beyninde bir şimşek çaktı ve yeni yapacakları yatırım sektörünü keşfetti.
Qart ofislerinde bunlar yaşanırken Kia plazalarında heyecanlı bir bekleyiş vardı. Bu ay tüm paralarını yatırarak geliştirdikleri yeni otomobil dün görücüye çıkmıştı. Verilerin gelmesini bekleye Kia çalışanları bir yandan da az sonra işsiz bir insan olabileceklerini de biliyorlardı. Edward McKia son model arabasıyla plazanın önünde durdu ve mutlu bir edayla arabadan indi. Döner kapıdan girerken elinde tuttuğu veri dosyasını havaya fırlatarak ezeli rakiplerini bir kez daha alt ettiklerini ilan etti fakat bunun sonuncusu olduğunu henüz bilmiyorlardı. Bu yeni satış verileri, yeni vergi giderlerinde dengelenmeyi sağlamış, sermaye akışına zarar vermemişti. Şimdiden yeni bir araç kurgulanmaya bile başlanmıştı. Ellerindeki bu finans gücünü, ülkenin en büyük bankalarındaki bol sıfırlı hesaplarından alan Kia firması, bu avantajını Qart'a karşı her fırsatta kullanmıştı. Son olarak Benjamin'in yaptığı son kredi teklifinden arabasındayken haberdar olan Edward bir telefonla kredinin reddini sağlamıştı. Elinde bu kolaylığı sağlayan iletişim aracının rakibinin yeni pazarı olduğunun farkında değildi.
Benjamin bir emirle tüm otomobil üretimine son verip, elindeki son siparişleri de teslim etti. Otomotiv sektöründe iflasını açıkladı. Yeni sektörü için gerekli sermayeyi, fabrikalarındaki makineleri satarak karşıladı. Hem rakibinin iflasıyla rahatlayan hem de ucuza mal bulan Edward McKia, tüm makineleri satın aldı. Rakibini yok ettiğini zannederek yaptığı bu hamle onun en büyük hatası olacaktı.
Benjamin yeni sermayesiyle planladığı işin gereklerini öğrenirken, yabancısı olduğu bu sektörü de tanımaya çalışıyordu. Yeni şirket yeni isim demek demekti. Öyle bir isim bulmalıydı ki hem rekabetin daha bitmediğini hem de onlara bir tokat gibi inmeliydi. Üç ay içinde her şeyi tamamlamış ve açılış zamanı gelmişti.
Henüz isim bulamayan Benjamin, kolejden gelen oğlunun bir Kia arabadan indiğini görünce hiddetlendi ve bir kenara çekerek oğluna 'Hayır, Kia olamaz! Başka hangisi olursa olsun ama hayır Kia olmaz!' diye çıkıştı. Çalışma odasına giderken hâlâ homurdanarak söyleniyordu. Merdivenin her basamağında bir sözcük azaltarak çıkarken son basmakta şirketin adını bulmuştu. Öyle bir isimdi ki bu, Kia'nın bu işe nasıl yardım ettiğini de bir nevi ifade ediyordu.
Açılış için Edward McKia'ya da protokol daveti gönderdi. Bu beklenmedik davet karşısında patronlarının ne yapacağını bekleyen Kia çalışanları, patronlarının ' Bizim şirketimizi büyüten bu adamların davetini geri çevirirsek ayıp olur.' Sözüyle daha da meraklandılar. Acaba açılış nasıl olacaktı?
Salon hıncahınç doluydu. Tüm sosyete en pahalı kıyafet ve takılarını giyinip kuşanıp gelmişti. Benjamin'in otomotivden sonra atılacağı, hiç bilmediği bu sektörde akıbetinin nasıl olacağı konusunda salonda tahminler uçuşuyordu. Henüz adının açıklanmamış olması da en büyük merak unsurlarından biriydi. Uzun bir bekleyişten sonra konuşmasını yapan Benjamin, konuşmasını Edward McKia'ya teşekkür sözleriyle bitirdi. Bu jest karşısında kürsüde bir teşekkür konuşması yapan Edward'ın az sonra olacaklardan hiçbir haberi yoktu. İşte büyük an gelmişti. Şirket binasının dışındaki devasa isim panosunun üzerindeki kırmızı kurdele çözüldü ve alev rengi kumaş hızla aşağıya kaydı. Tüm davetliler ismi gördüklerinde büyük bir şok yaşadılar. Hiç kimsenin beklemediği bir şeydi bu. Hiç kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Herkes sadece isme odaklanmış ve donakalmışlardı. Kadehleri ellerinde dakikalarca yudumlanmayı bekledi. Otuz sekiz katlı şirket binasının ön cephesinin neredeyse yarısını kaplayan isim 'NOKİA' idi. Bu ölüm sessizliğini Benjamin'in ismi bulmasında oğlunun payının olduğunu söylemesi ve teşekkür etmesi, 'Hayır Kia'dan başka hangisi olursa olsun!' sözü böldü. Edward McKia her şeyi anlamıştı ama artık yapabilecek hiçbir şey yoktu. Kendisi için zorlu bir rakibin doğuşuna en büyük desteği sağlamıştı. Yıllardır süregelen bu rekabet artık farklı sektörlerde de olsa yinede devam edecek, Nokia iletişim devlerinden birisi olacaktı.
BOZBEY 15.02.2011