Açıkta Eylenen Tekneler İçin

Açıkta Eylenen Tekneler İçin

İçimde eski zamanlardan kalma

güzel bir adam vardı

sahilde incinmiş bir kadının adını

hüzünle ardı ardına andı

mevsim yaza çalmış nergislerin

kokusunu rüyalarından aldı

özlemek mi bunu henüz bilmiyoruz

şalın geldi aklıma

eski bir rüzgara gidiveren şalın


kim önce sırtını döndü hayata

kılı kırk yaran bir yaşamaktan vaz geçti

limanda balık yolu gözleyen kediler

önce hangisine yanaştı da merhamet

usul usul uzaklaştı içimizden

ama birisi oltanın ucundan aldığı balığı

azat mezat maviliklere bıraktı

sanmam unutsun yırtılan yanağının acısını

el kadar lokma için ölüm yolcusu


kadın gitti adam gitti balık gitti

kedi bir başına öylece kala kaldı

kim bilir belki açtı sarhoştu uykusuzdu

kucağına zıpladığı ihtiyar balıkçı

hayat daha bir çok önemsiz ayrıntının olduğu

o limanda bir süre daha öylece durdu

deniz kudurdu köpek uludu Ay gölgesine düştü

duvar diplerinden sıyrılmış sarmaşıkların

kedi tüylerine sarıldı kırkı çıkanlar


şimdilerde sağalmış yaralarımla asude

bir başıma kaldığım kelepir dudaklarımın moruna

üşüştükçe üşüşen kelimelerimi topluyorum

çok çok iki kadeh koyuyorum masanın iki uzak kıyısına

iki köz iki buz iki yürek ayracı olsunlar diye

unutmam mümkün değil unutman mümkün değil

bunlar benim öğütülmüş zamanlarım bunlar benim

yaşamak diye diye cebelleştiklerim

ateş suyuyla harmanlayıp yüreğime meneviş çektiklerim 




05 Temmuz 2021 234 şiiri var.
Yorumlar (14)
  • 10 ay önce

    İzmir/Urla Özbek Köyü' nü anımsattı, kutlarım, güzeldi!

  • 10 ay önce

    Kondüktör bana aldırmadı. Şehirler arası bir trene yanlışlıkla binmişim. Fark etmedim İstanbul-Edirne arasında gidip geldiğini. O gölete gelmeden ufak bir rampa var dedi. Orada atlarsın. Sabahın alacasında atladım. Biraz sürülmüş tarla toprağı biraz mısır biraz olgunlaşmış kavun-karpuz kokusu ve Savaştan kalma viran bir köprünün kokusundan geçtim.

    Rüzgar uğulduyordu. Dipleri hazırladım. Durgun serin suya salladım. Kazıklara bağladım zilleri taktım. Çıktım bir yamacın tepesine oturdum. Sigaramı sardım. İnsanoğlu işte sizin şiir gibi sessizliği özler. Gözlerimi zillere diktim. Kendi kendime ortadaki zil çalmalı dedim. Şiir yanılgılar olsa da olmasa da var nasıl olsa bir kaç dize yazılacak avucunuzdaki balığın solungaçları kan akıtarak açılıp kapanacak o kan solucan kokularıyla parmaklarınıza bulaşacak ama şiir işte canımızı acıtır yani bir şekilde acıtır yani isteseniz de istemenizde ayrılıklar yaşansa da yaşanmasa da bu hüzün hep var olacak...

    O sabah güneş doğdu. Saramış sonbahar yapraklarının rengine vurdu. Yanılmışım tabii. Ortadaki zil çalmadı. Zaten hangi aşk dört dörtlüktür ki. Sağdaki zil çaldı...Gittim misinayı toplamaya başladım. Derken orta büyüklükte bir sazan göründü. İğne dudaklarının kenarındaydı. O sabah yüreğime ne dokundu hala bilmiyorum. O kadının beni ne diye aldattığını da bilmiyorum. Şiir bazen böyle bilinmezliklerle doludur. Büyülüdür belki de...

    Balık avucumdaydı. Yıllardır yakaladığım balıkların gözleriyle göz göze gelmedim. Ama o sabah ne olduysa avucumda yatanla göz göze geldim. O kadın benim bu tarafımı görseydi bırakır mıydı sorusu aklıma takıldı? Tüm keyfim kaçtı. Gövdesini yeniden göletin suyuyla ıslattım. Usulca bıraktım dünyasına. O da usulca kıvrılıp gitti...Ama her kadın yazılan her dize gibi usulca bırakıp gitmez. Gidişi depremler mi yaratır bilinmez...Kadın da bilmez yani kadın yahu ben geride ne bıraktım diye de düşünmez...Gider...

    Bir daha ava çıkmadım...Şiirde bir şey var...Bana sabah sabah bu kadar yazdırdığına göre...

  • Önder Yılmaz okumak, şiir okumak. Tebrik ederim. 🍀

  • 10 ay önce

    "sanmam unutsun yırtılan yanağının acısını" acıyı kim unutabilir, ki unutmamak adına ön dişleri sıkarak çıkıyor belki de 'acı'. Kaleminiz eksik olmasın, yüreğinize sağlık.

  • 10 ay önce

    Kadın /adam/kedi /balıklar Bir de tabii ki şiir ,

    İyi şiirler okuyorum bu sayfada;

    Kutlarım .