Amatemden Zerdaya Mektuplar 3
Bu şiir, 17.03.2016 tarihinde günün şiiri seçilmiştir.
AMATEMDEN ZERDA'YA III
( KABULLENİŞ VE ÖLÜM )
...
Biz seninle farklı insanların dünyalarıydık..
Geride bırakılan beş koca sene.
Şimdi nerdesin, kiminlesin?
Kim bilir hangi serserinin ellerinde yıpranmış bir şiirsin.
Belki de eskimişsin..
Sesin buruşmuştur.
Kalmamıştır belki eski tadın.
Zerda!
Varlığı ile şiirlere sığamayan kadın.
Oysa ki yazdığım her şiirde geçti adın..
Sırf sen soracaksın ümidiyle onlarca nasılsın sorusuna iyiyim oldum.
Lakin mutlu olamadım.
Yapılan her şakaya güldüm.
Ama içimdeki çocuk ağlayışıyla öldüm.
İçerisi sigara dumanı ve kahkaha ile dolu olan mekanlarda oturup,
Kalabalığın en hat safhada olduğu vakitlerde acımı karşıma aldım ve bekledim.
Düşüp bir kaldırımda ıslak yağmurların bedenime tokat gibi deyişine şahit oldu yıldızlar..
Biliyor musun?, onlarda en az benim kadar yalnızlar.
Üşüyorum..
Tokatlıyor yüzümdeki acı pişmanlığı yağmur.
Bu defa geceye..
Geceye ve yine geceye..
Söyle !
Hangi şair sığdırabilir ki sensizliği iki heceye.
Yalın ayak koşuyoruz.
Kanıyoruz baştan aşağıya.
Ayaklarımıza can kırıntıları batıyor.
Belki de kalptir, kırıp döktüklerimizden.
Yolumuz uzun.
Canımız iki dirhem.
Kanama dur durak bilmez.
Ya düşeceğiz, ya da ...
Dilim varmıyor söylemeye.
Sus pus köşeme çekiliyorum.
Küfür gibi rüzgar.
Ne halt etmeye buradasın dercesine..
Meyhane diyorlar adına kaldığım kalabalığın.
Herkes başkasının kalabalığında yaşıyor yalnızlığını.
Radyo sonuna kadar, içenler gırtlağa kadar dolu.
Çıkıp bağırıyoruz meydanlara.
Kime ne okuyoruz, leş gibi kokuyoruz.
İçimiz acı, dışımız acı.
Sabah acı, akşam acı, gece acı.
O tatlı günaydınlar bile acı.
Şimdi ölme vaktidir.
Sessizce.
Senden önce.
Kendimden sonra..
İşte şimdi ölüyorum.
Arkamdan, boynunun öpücük kokan sokaklarında gezen bir serseri diyorlar.
Sevdanın dili olsaydı, konuşamazdı karşında..
Ilık bakışlım.
Mevsimlerden kışım.
Alnımdaki yazım..
Üzerinden yıllar geçti zerda.
İçimdeki sevdayı diktiler, gram anestezi vermedi şu namussuz doktor.
Canım yandı, burnum yanmadı be zerda.
Yine olsa yine severim, sürekli dinlemekten bıkmadığım bir şarkı ismin.
Bıraktığın acıya alıştım, kabullendim zerda.
Hani senden onca anlam çıkarabildim de, bir seni çıkaramadım ya hayatımdan.
Onu da yaptım, canım çıktı.
İnsanın canı çıkınca canındaki de çıkarmış derler.
Ben kendimden eksilttiğim şeylerin hesabını yapamıyorum, kimse yapamıyor.
Ama artık sensiz yapabiliyorum biliyor musun?
İki duman sonra düşüşe geçiyorum, iki bardak kaçak çaydan sonra da yükselişe.
Dilimdeki tüy, ayaklarımdaki takat, yüreğimdeki sevda.
Bunlar bitti zerda..
Tam tamına beş sene etti kasım ayının yirmi birinde..
Kimsenin bilmediği, hatta bende dahi bir resminin olmadığı.
Hayal meyal hatırlayıp, kanlı canlı sevdiğim sen.
Bir yerlerde belki benim seni sevdiğimi hissedersin umuduyla yaşayıp, sana kaldım.
Sende kaldım zerda.
Sana zerda diyorum, isminin bir önemi yok.
Muhakkak senden başka okuyacak olan herkes seni bu ismin ile bilecek.
Ve herkes bilsin, zerda gelmeyecek.
Ölmeyecek, ama yaşamayacak..
Şimdi hangi hokkabaz, nasıl bir el çabukluğu ile geri getirebilir ki seni.
Hangi doktor dikebilir ki iz bırakmadan bıraktığın darbenin izini.
Hangi mangal yürekli adam başını koyarak tutuşturur o pamuk gibi yumuşak dizini.
Mülayim evlendi zerda.
Zeki rahmet etti, canını sıktı dünya belli.
Başını alıp gitti.
Bende benim olanı senden almadan gideceğim muhtemelen.
Zerda,
Toplasan on dakikalık bir telefon konuşmasının kurbanıyım.
Bir de gördüğüm uzaktan resmin..
Tam da falakalık.
Sen,
Hoş gelmiştin
Sefa gelmiştin.
Lakin bir türlü şifa gelmemiştin yarama..
Yarına
Yarınlara
Ve yarından da yakınlara..
Zerda...
İçimdeki acının tarifi yok,
Ne bir diş ağrısı, ne de ölüm çağrısı..
Sen,
Yüreğimin kurtulmak istemediği bir belasın..
Her gözümün önünde canlandırdığım zaman, sanki yüreğimin dibini sıyırıyor aç sokak köpekleri.
Ki ' Yaşamak', senin kokunun olmadığı şehirlerde sadece bir kelime.
Kaç yalnızlığı hibe ettim ismindeki gizli özlemlerime,
Yetim çocuklara şeker verip, içlerinden hangisinin gülüşü en çok sana benziyor diye aradım.
Sen tek bir mektup dahi yazmazken bilinen adresime, ben bilinmezliğe kaç sen yolladım bilir misin?
Seksen günde devri alem nedir bilmem, lakin senin yüreğime yaptığın devrimi tüm alem bilmeli..
Kaç limana sen atsam izlerim aşkın manzarasını.
Kaç gemiye ben batarsam dalarım gelmeyişine.
Uçsuz bucaksız bir uçurum olsan.
Kaç intihar sığar ki gözlerine..
Hoşça kal zerda.
Yüreğimin kesik yanı..
Sevdanın dili olsa da konuşamazdı karşında..