Ankara
Gürültüsünde kaybolan o zarif ruhu özledim,
Partikül partikül olmuş dumanlı havasını,
Gri gökyüzü altında öyle mağrur duruşunu,
Kömür kokulu ama bir o kadar samimi günlerini özledim.
Güzel Ankara.
Ulus ve Kızılay'da hissettiğim o derin, vakur duruş,
Bentderesinde gezindiğim o batakhaneler ve genelev,
Meydanlarda akıp giden lakin yormayan kendine has trafik,
Simitin taze kokusunun sokaklarına karıştığı,
Canım Ankara.
Betonla dolma lütfen desem nafile, bilirim
Canım yanar üzerinden eksiltilen her bir yeşile,
Sözüm ona başkentsin diye sever siyasisi, memur ve öğrencisi,
Ama söndürülemez o Sıhhıye'deki Hitit Güneşi
Aziz Ankara
Kocatepe'den ve nice yerinden göğe yükselmiş minareler,
Çocukluğumuzdan yetişkinliğimize giden kare kare hikayeler,
Anıtkabir'den, Atakuleye, Meclisden kaleye söylenen maniler,
Tavşanı, kedisi, keçisi, Anadolu medeniyetinin müzesi,
Sen nicesin Başkent Ankara.
