Atilla İlhan / Peri Rühum dediği Maria'ya aşık adam.
Parisin orta yerinde kıyıları eklerken sahile,
geceye şarkılar mırıldanırd bir kitapçıda.
Lendini unuttuğu yere bırakıp
uykusundan uyandırırdı aşka yorulmalarını
adını göğsünden emerdi ayrılıkların
yenilgisiydi en uzak akşamların
sayısız heceyi avuçlarken bakışları
fotoğrafları çekilmemiş sevinçlerini anımsardı...
Tüm bildiklerini unutturdu Maria Missakian,
gölgesini büyüttü hayatın tüm körelmişliğine inat.
Ona armağan şiirlerden bakardı gözlerine
biraz kaçak biraz mutlu sayılırdı
toplayıp gurbetin tüm çığlıklarını ceplerine
kaç geceyi dizlerinde uyuturdu
izi kalırdı Maria'nın suretini izleyişinin
sesini sakınırdı nefes alışlarından
birkaç serçenin rüzgarından öper
sabahın kıyılarına güneş sürerdi...
''Kimi Sevsem Sensin' dedi,
içine içine çekerken gökyüzünün her tonunu.
Telaşlı adımlarını izlerdi şehrin
ceplerinde herkese yetecek kadar şiirler taşırdı
ayrılıklarla hep limoniydi yürek boşlukları
dokunan cümleler düşerdi payına
kitaplar gezdirirdi ceplerinde cadde cadde
hangi parka otursa
göğsüne yaslanıp 'merhaba ey aşk' diye seslenirdi
''sana gönül dolusu özlemek getirdim Maria.''
En güzel Atilla İlhan sarılırdı hasrete
kaç kulaç atılırsa içinin denizinde en iyi o bilirdi.
Oysa kaç kuş çırpınırdı göğsünün gökyüzünde
burnunda kaç iyot koksu memlekete dair
kaç utangaçlık birikirdi Atilla İlhan'ın yanağında
ve sonra
gecelerine yansıyan yalnızlık şiirleri düştü sevdaya
''durakta inecek var eyy hüzün'' derdi
adresine karanfiller bırakırdı kapı altından sızılarının
alfabeden acımasız harfler dökerdi Maria'ya
bir yolculukta sardı bütün yaralarını
''ayrılıklar da sevdaya dahil'' derken sesi titrerdi
en ön koltukta izlerdi farklı şehirlerin siluetini
hep en ön koltuktan gördü telaşlı yüzleri
çaresizliği süzüldü kirpiklerinden
bir hüzün iki hece sığdırdı geceye
ahh Maria, seni bana acılarım sevdirdi...
Yüzüne dokunan,
dudağına takılan şiirlerde yoğuruldu Atilla İlhan.
Kırılgan kuşları büyüdü göğünün
upuzun bir yolculukta dizildi vazgeçişleri
içinde erirdi vakitsiz buzlar
gençliğini isli puslu sokaklardan geçirdi
susuz boğulmaların en haylaz adayıydı
kayıplara meyilliydi bütün susuşları
kaldıkça azaldı bir bir dökülen sayfalara
Maria'yı düşündükçe
yokluğunun merasiminde yakasına iliştirdi bir papatya
günahtır diye ıslık çalmak
içine içine üfledi bütün ayrılık şarkılarını
geçerken tahtaları çürük köprülerden
soyutladı tüm mevsimlerden kimsesizliğini...
İsyana şahitti alnındaki çizgiler,
'be sana mecburum bilemezsin' diye mırıldandı.
Günbatımını avuçladı nasırlı elleriyle
yaz kış terliydi hep koşuşturmaları
hali hazırda beklerdi sığınma odalarında hüznü
kaç parçaya bölündüyse bir Maria'yla bütündü
bu dünyadan bir ayrılık daha geçti
ve bir yalnızlık bir uzaklığa hiç böylesi gücenmedi.
Saygıyla...
