Avuçlarda Eriyip Giden Zaman
Gecenin koynuna bir yıldız düşer
Sessizliğin en derin yerine
Ve her damla gözyaşı bir deniz olur
Kayıp gemilerin izinde
Yalnızlık bir sokak lambası gibi
Titret durur köşe başında
Sabaha kadar yanar durur ve bilir
Çünkü karanlık da ona muhtaçtır
Bir rüzgar geçer içimden
Adını getirir unutulmuş şarkıların
Her nefeste biraz daha eksilirim
Biraz daha çoğalır içimde umut
Zaman kum saati değil artık
Avuçlarımda eriyen bir buz parçası
Tutmak istedikçe kayıp giden
Ve yinede ısıtan ellerimi
Belkide insan dediğin şey
Kendi gölgesine aşık olan bir kuştur
Uçar düşer kanat çırpar boşluğa
Ve her düşüşte yeniden doğar
Şimdi susuyorum
Çünkü bazı sözler ancak sessilikte duyulur
Ve bazı şiirler ancak yürekte yazılır
Sonra sabah gelir usulca
Kırık Bir camdan süzülür ışık
Dün geceyi yutan karanlık bile
Yeni güne teslim olur yavaşça
Ve anlarımki eriyen herşey
Toprağa karışıp çiçek açarmış
Avuçlarımda kalan son damla
Bir gün yağmur olup dönermiş

