Aynasız Çeşmede Bir Mahkûm

Aynasız Çeşmede Bir Mahkûm

Müptezel kuyularında hayatın

gecenin kızıl leşleri

eşkiyalanır.


Avlusunda esrik hayaller

raks ederken

Adımları ağır aksak

bir topal zaman


Sağır voltalarda

pişman dünlere

Kara bir şimendifer dumanıyla

yol alır


Sim siyah bir rüyadır

çöker içime geleceğim

Bak! Kara kedinin o gözleri kör!

Gözlerim de

gecenin parıltısı,

değil!


Çatı altı loşlukta koğuş

Soğuk pencereler açık.

Patlatılır bir tahta kurusu

çakmakla,

ranzalar yine yarım

ranzalar bir öksüzlük


Bir göz daha girer içeri

yatak bekçisidir

Kurdeşenler

kabarır


Halesiyle

rahat sandığım yer

sonsuz bir girdap

Ay, buluta rahim

Uykusuz zaman

sancılanır


Bir hüküm giydirdim yine geceye


Ve

Heceler

Ve ben

Aynı sızıdayız artık


Bize biçilen

o kolasız gömlek

kolsuz

Dünden kalma sefalet


Zülal sandığımız her şey

zulmün kendisi

Sürgün olurken adı...

Durdu içimde kervanlar

dağıldı yükleri!


Ve sayılar

Takvim yapraklarına

Akrebin gözlerine

Aynasız çeşmelere

Sulara...


Gözlerime baktım

Değersiz değillerdi

hiçbir zaman bu kadar...


Voltasında kaybolmuş

bir kırık tesbih-

zamana içerledim

Kehribar

yalnızlığına renk değiştirdim,

keşkelerle...


"Sonra"


Soyundu en başından yaldızlık

yollarında yalnız kalan bir kalem

satır arasına...

Boyandık... Boyumuza gerek

Yıldız vazgeçti kendinden

Ki dilek de küsmüştü

Bir müddetname boyunca bize


- Ve ağlamak çok güzeldi -


Şiirdi şairin suçu

ve

Aynasız bir çeşmeydi

yüzümü yıkadığım yer


Müebbetti ederi

Ve yine

yazıktı şiire...


Kendime dede edindim

Gerçek üstü masalları

Ve yarım türküleri

Söylenmemişe

usulca yazılan şiirleri gördüm

Ve korkunç masallarını

eşkiyaların


o vakit,

vuku bulamadı kardelenler

zamansızdı yüklemde o eskiyip biten

tahliye


Kokarken lavantalar

Bir yol kayboldu

bir yolcu devrildi

yine

hasretle cümlelere


"Bir sözcük yarım kaldı"


Adımları zemberek!

"boşa dolandı zaman"


Gecenin voltasında

mum beyazı yelkenler açıldı,

fora, derdi hep birileri...

Firari rüyalarda

Mor kanatlı dalgalar

günü eskitti

bir şarap

semaver ateşinde buğulandı


damıtıldı kuzular kurt dişinde

kubbesi delik olmayan hamamda,

Dipleri unutuldu yine inançların

Özgürlük kanat kırdı

düşerken

Ezber bozan hecelerle


-eşkiya kokulu zaman-

sardı etrafı


Dün yazılmış gibi yeni bir kader

şimdi doğmuş gibi bir acı

dört duvar arasına


İki damla leylak kokusu

akılda kalan

Bir an gelir,

hiçbir şey olmamış gibi


"Kendi dumanında boğulur

insan..."


Hüküm giydirilen kadehlerden,

Ve eşkiyalardan,

Ve insanlardan

Ve firarlardan

Ve aynasızlardan

Farkı yok

Mahkûmiyetin


Adımız kader mahkûmu...


Ve biz yine, yine

sevmeye küseriz bulutları


Çünkü;

Hükmü giyilmiş bir gecenin koynunda

Her satır

biraz daha eşkiyadır



Tcpassenger_ierdoğan

06.04.2026/Ankara C.İ.K

09 Nisan 2026 75 şiiri var.
Beğenenler (2)
Yorumlar