Bana evinden getirdiğin neydi
bana evinden getirdiğin neydi?
o ulular ulusunun terbiye olmamış
kaçamak sevgisinden, bitmek bilmeyen
akşam sefaları
o kaba gözler içinde çekingen
-ürkek sevgiler
ağlak suratlarıyla üzerime hücum ettirdiğin
çirkin ağızları
ne tarafa döndüysem saçlarına dolandılar
dillerinde hep patlamaya hazır bir bomba
dünün haberleriyle beni yıldırdığın
ekşimiş suratları
sahi bana evinden getirdiğin neydi?
kaba saba halden anlamaz bir adam
sakallarına sigaradan başka iz düşmemiş
kaç ömür devirmiş fakat bir tane kemale ermiş
-yaşı yok
hep palavra, insan olan
böyle mi davranırdı bir yavrucuğa
Onlar bana geldiğinde yüzleri başkaydı
senin yüzün başkaydı, ellerinde bir emanet
taşır gibi, kalbime ufalanıyordun inceden
merhametimi celbeden bakışların vardı
zaten benim merhametimi celbeden
hep bir şeyler olurdu hayatta
yüksek kahkahalar, serin gözler
irkilerek uyuyan kadınlar..
bu da onlardan biriydi işte
sandım ki dağları kucaklar,
bıldırcın yuvalarında hayat
olurum ansızın
güneş bir kez bizim için açar
kavrarım ellerimle rüzgarı
baharı getiririm, kışlar için ağlayan
toy kızlara
âh o kızları,
benden başkası tanıyamaz
dişlerinin arasında gezinen
cümlelerden bilirim onları
yalan yere ağıt yakan
cenaze bekçileri gibidir onlar
zihinlerinde kuşku, kalplerinde
yaramaz tohumlar ekilidir
eteklerinde aşılmaz bir kibir
gözlerinin esnekliğinde
nefretler gizlidir
Bir kez dönüp bakacak olsan
görebilirdin tüm bunları
sen bana evinden kör bakışlar getirdin.
