Bardak
Önümdeki bardağın yarısı boş
bitmek bilmeyen kederim
dolduruyor diğer yarısını.
Hafif bir tembellik pişiriyor
kahvemi ocakta.
Yalnızım sanki, yapayalnız.
Evde oturuyorum, ne hüzünlü
ne mutlu! İkisinin de tam ortasında.
Umurumda değil,
kim olduğum ya da
kim olacağım.
Geçmişte saygıyla eğilirdim
kederin babası kışın önünde,
Ve kulak verirdim arsız yüreğime.
Yağmur, yağmur müstehcen bir
aşk türküsünün melodisi gibi akıyordu
gökyüzünün göğüs arasından.
Kış, bu yağmur
uzun ve soluksuz bir haykırış.
Yağmur, yağmur aşıkların koynunda
birer nida gibi:
Sağanak yağmakta yaralı bedenime!
Kışın içinde yoktu
hiçbir umut, hiçbir mutluluk.
Sondu. Her şeyin tükenişiydi.
Ne yapmalı avuçlarımızdan
saç gibi tutam
tutam dökülürken ömür?
Ne yapmalı?
