Barnabas İncili
Çekiliyorum artık kendimle olan savaşlardan.
Hep bi mağlubiyet hep yenilgi...
Tüm hengame umut fazlalığından,
Gri değil mi dünyanın en iyi rengi ?
Yenilmem artık ne kendime nede başkasına,
Gaybın anahtarı insanda değil ki.
Çepeçevre sarıyorum sigaramı dalgasına,
Dumanı ciğerlerimde tufanlar çıkarır.
Apokrif kılınan Barnabas incili değil,
Başı ile aklı arasındaki mesafesi çok olan.
Hakikati eğip büken dil değil,
Kendi içimde yankılanan bir yalan...
Ne zaman sussam içim daha çok bağırır,
Başım, aklıma dar gelen bir oda gibi.
Her düşünce duvarlara çarpar dağılır,
Sessizlik bile bazen en büyük gürültü gibi.
Yürürüm gölgemle yan yana, küs gibi,
Ne o beni bırakır ne ben onu...
Geceyle konuşurum bir baykuş gibi,
Söylediğim her şey aslında hiçliğin tonu.
Belki bir gün yorgun düşer bu iç harbı,
Belki bir sabah uyanırım kendime eş.
Ne mağlubiyet kalır ne zaferin garbı,
Sadece ben olurum, sade ve serbest.









Orhan bey, gönlünüze yüreğinize sağlık çok akıcı, kafiye örgüsü ustaca yazılmış bir şiir. Yeni farkına vardım, siz tesadüf mü dersiniz yoksa tevafuk mu bilemem ama tam da Muhsin Yazıcıoğlu’nun aziz hatırasına yazmış olduğum şiirden önce siz bu şiiri paylaşmışsınız. Muhsin Yazıcıoğlu ile Barnabas İncili'nin ne bağlantısı olduğunu biliyor musunuz? Eğer ki bilmiyorsanız bir araştırın, biliyorsanız zaten siz de anlarsınız. Şimdiden saygılarımla.