Bir Terapistin Günlüğü
Penceremden izliyorum,
Altın renkli taşların ışıkla kurduğu şehri..
Şehrin şık yüzleri;
Beyaz sokakların canlanan atmosferinde
Acelesi olanlar, asık suratlılar da karışıyor kalabalığa.
Onlar da bu kırmızı odaya bırakıp gidecekler;
"Zevkli hüzün" adını verdiğim bu duyguyu
Ya kalan izleri, isleri, pasları...
Bir imdat çığlığı farkındayım
Umutlar hep biraz kırık
Dinledikçe ruhdaki karmaşayı
Düğümlerden bazıları çözülüyor
Yükleri hafiflemiş gibi,
İçlerindeki taş da küçülüyor
Peki ben bir terapiste gitsem
Karşısına otursam...
Acının en derini de, tel tel dökülür mü ağzımdan?
Yaralar derin olunca ağlamayı bile unutmuşum!..
Kader motifinin çizdiği yolda;
Olsam başkasının gerçekleri
Onlara bakmak, dokunmak,
Arada bazılarını kullanmak
Kolay mı? O terazi altından çok daha değerli.
Bu rota, ritmi düşüren, detayları fark ettiren
İçime işlemiş, her bir hücreme sızıvermiş.
Aşk hikâyeleri hep güzeldir,
Bitince çekilen acıda kalır aklımız.
Anlatmaktan ödü kopuyor insanın
Bilmediği hayatta değişmeyen tek şey
Değişimin kendisi,
Deli değil ama dertli.
Belki de bu yüzden buradayım
Kırık parçaları toplamaya
Bir anlam çıkarmaya çalışıyorum
Hayatın bana verdiği karmaşadan
Belki de bu yüzden yazıyorum
Düğümleri çözmeye
Sessizce akan gözyaşlarımı
Kalemin ucuna döküyorum
Ne kadar da zor
İçindeki fırtınayı anlatmak
Ama bazen yeter
Birileri dinlemeye hazırsa.
