Çılgın Saatlerin Çıldırmışlığı Üzerine
bak eğer paramparça olacaksa avize taşlarından gök
eğer ki deniz taşacaksa gözlerimiz kıyılarından eğimli
ki bileklerimize meyil edecekse gümüş ustura geceler
bu omurumuzu saran bizi doğrultan bir acı olacaksa
-katıksız-
tamam, sen de ellerini vereceksen siyahımı
delik deşik aydınlığa çıkarmaya-
--
masamda bir zambak, seni büyütüyor güzelliğinde
dışarıdan bir kavuşmanın yorgun sesi gelmekte
saat kaç bilmiyorum
akrep ve yelkovan araflarını yaşamalarda
sensiz bir savaşım
eksik şiirlerin ayrıklığında öldürür ölümü
--
gurbet hüzünleri çoğullamalarında dudaklarımız
ardından izleme
ardını izleme arası med cezir haller yürütüyor
tırnak uçlarımızda umuda çalan deli poyrazları
boş bir sandalyenin sağlam üç ayağı gibiyiz
kırık kalan her şeyi bozuyor utanmasız
--
dar gülümsemeleri ile seni eskizleyen bu saatlerin
çılgınlığı geniş, geniş, geniş çılgınlığı sahici
çıldırmışlık hissi
kapı aralığından içeriyi süzüyor yavaş yavaş
an geriye mi ilerliyor ileriye mi gerilemekte
çığlık atan bir gölge suretinden içeri girmekte
-sonsuzluk-