Ding Dong
o gün
z/arlar atılır
yuvarlanır saçılır
gözün mabedine çakılır
s/özün her bir dalı
dilin kafesine satılır
kalbin ülkesinde
pusulasız kalır sevinin başı
ince kuma gömülür
o baş; ha senin
ha benim
kime ne farkeder?
dün aralanan kapılar
bir bir kapanır
ertesi gün yaslanır
ten kasılır
el uzaklaşır
kulak tıkılır
sözün cılız bacaklarıysa
havada ding dong sallanır
nedensellik olsa bile
sızım sızım sızlanmak ne
küfretmek ne
kudurmak ne
iki büklüm yalvarmak ne
ateş düşmüşse eteğe
su gerek söndürmeye
kova nerede
hortum nerede
ey...
H. Korkmaz
Aralık 2025 Sthlm









Tekrar okudum şiirinizi. tiyatral performansta anlık güzel bir tirad olur diye düşündüm, böyle tokat gibi uyandırıcı .Yalın, dolanmak yok, bazen kapıldığım benim de melankoli ve romantizm yok, ima yok, şuna söyledim şunum sen anla yok, gerçekçi, net. .. şiirin gerçekliği ifadesi ve çağrısı kişiye, işte beklenilen rahatlatıcı cevap gibi Heidi hanım... Tabiri caizse affola " Sen ateş ol ben yanayım da peki ; bazen de sen su ol ben hortum, söndüreyim yahu "... sanırım benim için "Ding Dong" zamanı... Uyandırmanız için teşekkürler.