Direniş

Gece nedir, diye düşündüm dalgınlıkla

Gece,

Bazen, bir garip anılara merhaba demek benim için

Zaman zaman geri döndüğüm hatalarım

Sonunda pişmanlıkla dünya ile karşı karşıya kaldığım şimdim

Bakıyorum ona

bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum..


Sonsuz bir hissizlik..

Üzüntü akıyor penceremden

O güzel yüzün ve karanlık çarpışıyor içimde

Acılarımı toparlayıp, bir annenin kollarına bırakmak istiyorum kendimi

Sessizce, sessizce..

Geceleri,

bıçakla oyduğum aşk değil,

Aşk değil bu.

Üzüntümden çıkan acının sesi bu

Kendime açtığım zarif bir yara bu

Kanıyor, en sağlam yerim

Ve dökülüyor

Kucağımda mayhoş erikler

Dökülüyor çocuksu, topladığım umutlarım

Kanıyorum, kanıyorum, kanıyorum..


Ben

Gecenin içini açarak gizli bir kapı açtım

Her gece arıyorum kendimi

O kapıdan geçtiğimde

Ben ve kendim, iki telaşlı ve ters birer yolcuyuz

Yürüyorum mazinin tepelerinde

Acıklı bir şarkıya çalıyor yüzüm

Annemin sesiyle sabah olan dünyaya kalkıyorum

Aradığım,

Uykunun en tatlı, en güzel güzel olduğu yıllar

Aradığım,

Anam, hadi kalk oğlum demesi.

Bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum..


Ne saf bir hayatmış yaşadım gitti

Ağlamaktan utanacak yaşa geldiğimde anladım, şu yaşadığım hayat,

Hayat değilmiş

Agladığımda yanımda kimse kalmadığında anladım

Bugün bir daha ölmüş annem

Bir daha anladım

Artık ders almanın zamanı geldi ve geçtiğini..

Durulmanın, durulanmanın, kabullenmenin vaktidir simdi

Aşk diye bildiğim şey, aslında yaşamak ve çektiğim acilardı

Boşuna,

Teselli nedir ve nasıl bulunur?

Boşunaymış,

Umudumu ektiğim toprak.

Toprak ölü, sesim ağarmış..

Duyulmuyor, duyulmuyor, duyulmuyor..


Şimdi

En sağlam yanım sallanıyor

Hirpalaniyor govdem dünya ile

İki şey, hatırına yaşıyorum

Ölüm ve o güzel yüzün

Karım yani,

Gözleri acıları kucaklayan..

Çocuksu şeylerimi arada bir hatırlatan

Yorgunlugumu körleyen

Beni körkütük seven o zarif kız.

O dahi, çözemiyor beni.

İnce bir yaranın kapanmayışı bu..

Bakiyor yüzüme,

Bakiyor, bakıyor, bakıyor..


O,

Serinlik hissiydi, benim için yüzüme gelen..

Yaşamak ve direnmekti.

Benim en sağlam direnişim sanaydı

Onun içindi,

bu hep taze tuttuğum acılar

Onun içindi kildigim namazlar

Beni,

heveslerimden ayıran,

Beni dünyadan ayıran..

Gülüşünde, doymanın hissi..

Saklandım orada,


Büyümek,

Seninle ne güzel karıcığım.

Yeri geli güler, yeri gelir acıma gözlerini sürerim

Her sabah mayhoş uyanırız seninle

Her sabah baba gibi olmayı öğrendim

Öğrendim eve gelirken iki ekmek almayi

Baba olmanın nasıl bir şey olduğunu..

Öyle böyle,

Ortaladım hayatı..

belkide kısmen.

Oysa bir yanım hep

Yeniden örseleyip tirpanimi genç gibi suvurmak istiyor tarlalarda

Bir yanım hep babam

Babam,

Merhameti, tek başına sırtlamış, yorulmanın uğramadığı adam

Acının duymadığı, korkunun yanaşamadığı...

Adımları, merhametle basan toprağa.

Babam,

İncitmeden geçti gitti buradan

İşte buradan gitti babam.

İşte buradan.

İçimden..

Onu,

Hep bir örnek olarak göstereceğim çocuklarıma

Ve en sonunda, baba olduğumda

Artık her şeyi daha iyi anlamış olacağım

İş, işten geçmiş..

Üzüntüm,

Hep benimle yaşayan, benimle büyüyen yaradır.

Umuttur, taşıdığım en ağır ağırlık

Ölünce bile hala devam edecek gibi görünen o his

Ya rabbel alemin..

Çok şükür, çok şükür, çok şükür..


Geceleri,

Üzgün uyuyorum.

Bir şeyleri unutmamış doyamadan..

Ve babamın gülüşleri

Ve çocukluğum..

Hafızamda bir mıh paslı.

Mıh çünkü,

Marangoz olan babam iyi bilir bunu

Onun çivilerini tüketen bir çocuktum ben

Oyuncak yapmak için..

Çaktığım çiviler, hafızamda birer acı olarak duruyor şimdi

Her şeyde ve her şerde bir hayır var dedim

Sustum, sustum, sustum..

Ya rabbel alemin

Çivileri sokecek o kerpeten hani nerede?


ÖMER ALTINTAŞ

01 Ocak 2026 130 şiiri var.
Yorumlar