Geçip Giden Ömrüm
Geçip giden ömrün tam ortasındayım;
Ne başlangıcın heyecanı kaldı içimde;
Ne de sonun kabullenişi;
İki arada bir yerdeyim işte;
Ne tam yaşadım diyebiliyorum;
Ne de hiç yaşamamış sayabiliyorum kendimi;
Bir yanım çocuk hâlâ;
Kırılınca ağlamak isteyen;
Bir yanım susmayı öğrenmiş;
İçine gömen her şeyi;
Gülüşlerim bile yarım artık;
Sesim çıkıyor ama içim konuşmuyor;
Geçip giden zamanın izleri var yüzümde;
Ama en derin çizikler ruhumda;
Kimse görmüyor orayı;
Kimse dokunamıyor;
Bir ben biliyorum içimde büyüyen boşluğu;
Bir ben duyuyorum geceleri içimin sesini;
Ne çok şey eksilmiş meğer;
Fark etmeden;
Ne çok insan geçmiş hayatımdan;
Bir iz bırakıp gitmiş;
Kimisi yara olmuş;
Kimisi sessizlik;
Ama hiçbiri tamamlayamamış içimdeki eksikliği;
Geçip giden ömrün tam ortasındayım;
Ne geri dönebiliyorum;
Ne de ileriye koşabiliyorum;
Yalnızca yürüyorum;
Yavaş, kırık, yorgun;
Ama yine de durmadan;
Belki de en çok bu yoruyor insanı;
Devam etmek zorunda olmak;
İçin parçalanmışken bile ayakta durmak;
Görünmeden savaşmak;
Ve kimse bilmezken;
Kendi kendine iyi gelmeye çalışmak;
Şimdi aynaya baktığımda;
Tanıdık ama uzak bir yüz var karşımda;
Gözlerimde biriken hikâyeler;
Söylenmemiş cümleler;
Ve içimde hâlâ susmayan bir şey;
Belki umut;
Belki sadece alışkanlık;
Geçip giden ömrün tam ortasındayım;
Bir yanım gitmek istiyor her şeyden;
Bir yanım kalıp yeniden başlamak;
Ama en çok da yoruldum;
Hep güçlü olmaktan;
Hep susmaktan;
İçimde bir yer var…
Ne kadar sevilse de dolmayan;
Ne kadar unutmaya çalışsam da susmayan;
Gece olunca büyüyen, gündüz olunca saklanan;
Ama içimde ölen şeylerin yasını tutuyorum her gece;
Kimse bilmeden, kimse duymadan;
Kendi kendime gömüyorum eski hâlimi;
Bir zamanlar gülen o hâlimi;
İnanan o kalbimi;
Koşarak gelen o sevgiyi…
Hepsi bende kaldı;
Ama artık yoklar;
Ben artık yorgun değilim sadece;
Tamamlanmayacağımı bile bile;
Hâlâ bir şeylerin düzelmesini bekleyecek kadar kırık;
Ve parçalanmışım;
Belki de en acısı bu…
İnsan en çok;
İyileşeceğine inandığı yerde tükenirmiş.



