Geçmişin Zindanında
Birer birer söndü içimdeki lambalar.
Sert bir rüzgâr esti önce;
buz gibi, merhametsiz.
İhanetler değdi ardından yüreğime
sonra keskin sözler
ve içi boş bakışlar.
Şimdi o eski ben,
uzak bir hatıra gibi duruyor içimde;
gülüşü yarım bırakılmış bir fotoğraf.
Affedemediğim o kadar çok şey var ki
sanki geçmişin karanlık zindanında
adını unutan bir mahkûmum.
Ben ki bir zamanlar,
sabahları içimde bir güneşle uyanırdım.
“Bugün kime iyiliğim dokunur?” diye.
sokaklara umut serperdim.
Kalbim geniş bir kapıydı,
gelen herkese açıktı.
Kırılmak bilmezdi,
affetmek en kolay işimdi.
Ve ben,
anahtarını kaybetmiş bir kalple
geçmişin demir kapıları arasında
sessizce dolaşıyorum.
Bazen düşünüyorum,
acaba affetmek miydi özgürlük,
yoksa beni bu zindana getiren
fazla merhamet miydi?


