Gönül Kırığı

Ne rüzgâr beklerim ne de doğacak güneşi,

Sesim duyulmaz; hâlim anlaşılmaz endişesi.

Bir sızı çöker içimin en karanlık köşesine,

Kulakları yırtar görünmez gönül kırığı sesi.


Kelimeler yorgun, cümleler dilsiz birer iz,

Sanki bir boşlukta yitip gider en derin sesimiz.

Kör bir hançer değil ki çekip çıkarasın;

Ruhun dikiş tutmaz yerinde kalır her zerremiz.


Varsın kalsın o sızı ruhun en mahrem yerinde,

Belki inciye döner sabrın derinlerinde.

Güneş doğmasa da olur, rüzgâr esmese ne çıkar;

Kendi ışığın parlar karanlığın en ferinde.

21 Mart 2026 45 şiiri var.
Beğenenler (5)
Yorumlar (2)
  • 48 gün önce

    Yorgunuz, cümleten yorgun...bazen düşünüyorum bu yorgunluk dilimize niye vurmuyor? İnsan sanıyor ki yorgun olunca; cümleleri de bitap düşecek, suyunu çekecek ama öyle olmuyor, aksine iyice coşuyorlar, dur durak nedir, susmak nedir bilmiyorlar.

    Sessizliğin olduğu yerde, koca dünyanın yükü, gâmı saklıdır oysa. Öyle bir dünya ağrısı ki bu düşman başına!

    Şiiriniz bana Necip Fazıl'ın bir şiirini anımsattı.

    "Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar.

    Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni;  Bırak vehmimde gölgeni Gelme, artık neye yarar?"

    Tebrikler. Saygılar.