Güneş Çocuğu
Avuç, avuç tohum ektiğimiz topraklardan
Çıldırırcasına etrafı toz, duman eden
Acımadan kırıp döken
Rüzgârlardan
Fırtınalardan
Korunup
Zamana tutunan
Yaprakları barınak limanı eden
Her şafak
Vahşi karanlığı
Yırtıp gelen
Güneş'i kuşanan
Dallarda
Tomurcuklar açınca
Can hatırına
Yaşam gülümser
Hayat kucaklayan bahara
Gelincik çiçekleri, kan kızıl renge bürünürken
Harlanan arzudan haz, anne rahmine hızla dökülen dölüt
Ete kemiğe büründükçe
Dokuz ay
Geceli gündüzlü
Yaşam
Kordonuna tutunarak
Candan cana dönüşürken
Cenin olur
Umut olur
Kaşı hilal
Gözleri yıldız
Bakışları güneş
Kan revan içindeki
Çırılçıplak bedeniyle
Doğan bebek
Hak
Hukuk
Adaletten yoksun olan
Dünya'ya gelir
Sonra
Ya
Savaşlara
Ya
Yoksulluğa
Yenik düşen gülüşleri
Yüzünde kuruyan
Bir çocuk olur
Yada
Çıkar kavgasında
Egosuna yenilip
Acımak bilmeyen bir canavar olur
Ya da
Bu kavgada
Mazlum bir olur
Bir vakit
Ay
Güneş
Gömülür zifiri karanlığa
Umut parça, parça düşer şaşkınlığın çağlayanına
Özgürlük kavgasında, kızıl bir bayrak taşırcasına
Tan yeri memelerine tutunup gelen
Barış güvercinlerin kanatlarıyla
Yanak yanağa kalan
Kan çemberi içinde
Cudi Dağı'n yalnızlığına tutunup
İsyan eden
Güne gün taşıyan
Güneş çocuğu olur
Yas içinde akarken zaman, sıkılan kurşunlardan
Yuvasız kalmış
Kulak tırmalayan
Kuş çığlıklarıdır
Derelerde
Vadilerde yankılanan
Kürt kadınların susmayan ağıtlarına karışan
Dalda çiçekler
Toprakta tohum
Anne rahmine dölüt
Mezarda ismi bilinmeyen bir yiğide
Yakılan ağıt
Ya da özgürlüğe uzanan
Umut zılgıtlarında, susmayan kuş çığlıkları
Yer buldukça, ölüm yaşama dönüşür bir gün dercesine her ölüm
16.11.2020
İstanbul

