İçerdeki Şafak

Gerçek zindan, taş duvarlar değil,  

İnsanın ruhunda oyduğu o karanlık kuyudur;  

Orada zincirler bile paslanır,  

Ama umut, öyle sessiz çarpar ki

Bir damla suyun kayaya inatla vurduğu gibi.


En koyu gece, göğsünü daraltan o ağırlık,  

Aslında şafağın kapıya dayandığı andır.  

Karanlık o kadar derinleşir ki,  

Yıldızlar bile içinden doğmak için sabırsızlanır.  

Pes etmenin eşiğinde titreyen dizler,  

Bir adım daha atarsa,  

Zamanın kendisi diz çöker önünde.


Her şeyi kaybettin sanırsın;  

Ellerin boş, ceplerin delik,  

Yüreğin yorgun bir kuş gibi.  

Ama yarınlara dair o ince,  

Neredeyse duyulmaz inancı  

Sakla göğsünde,  

Bir kor parçası gibi üfle,  

Bırak için yansın.


Bir gün o tepeye varacaksın.  

Arkanda bıraktığın acılar,  

Rüzgârın savurduğu toz bulutları olacak sadece.  

Güneş doğarken yüzüne vuracak,  

Ve anlayacaksın:  

Hiçbir karanlık,  

İçindeki ışığı söndürememiş.


Sen hâlâ yürüyorsun.  

Bu yürüyüşün adı,  

İnsanın en büyük zaferidir.

11 Mayıs 2026 146 şiiri var.
Beğenenler (3)
Yorumlar