İki Hecelik Sızım
Göğüs kafesimde büyüyen;
zorunlu bir sürgünün, yersiz yurtsuz bir göç hikayesi...
Hangi sokağa sapsam, arkamda bir meydan yangını.
Ben çocukların gözlerindeki o erken büyümüşlüğü tanırım;
büyüdükçe yetim kalan bir coğrafyanın,
alnımıza kazınan o kara yazısıdır bu.
O yazı, bir meydanın ortasında kayıplarını arar;
Cumartesi dendi mi içimde bir anne birikir,
sessizliğiyle dünyayı rüzgârsız bırakan.
Kulaklarımda çığlıkların o uğultulu yankısı,
hafızamda haritası çizilmemiş, derin bir sızı...
Hangi şehre gitsem faili meçhul ayrılık,
Hangi kapıyı çalsam ardında yaralı bir Dersim hikayesi.
İşte bu yüzden hasret, bende yollardan ibaret değil;
sen solumu acıtan, aklımı kurcalayan en büyük yoksulluğumsun.
Herkes kendi yarasının kabuğunu soyarken,
ben seni kanayan kentlerin ortasında,
her şeye rağmen çok sevdim.
Varsın hayat bildiği gibi gelsin;
benim kalbim hep o iki hecelik sızıda vurur:
Biri senin yokluğun,
Öteki içimde kapanmayı bilmeyen Dersim’in ağrısıdır.
Gülşen Polat

